IP Adresi ile ilgili işlemler -1

30.12.2019
IP Adresi ile ilgili işlemler -1

IP adresi, açık adıyla “internet protokol adresi”, internet ağıyla ya da başka herhangi bir bilgisayar ağıyla birbiriyle veri alışverişi içinde olan cihazların kullandıkları adrestir. İnternet bağlantısına sahip olan her cihazın mutlaka bu cihaza ait bir adresi olması gerekir. Çünkü verilen bu adres ya da numara iletilen bilginin doğru adresle akışını sağlar ve verinin doğru adresten alınmasına yardımcı olur. 

Cihazlar bu sayede birbirlerinin erişim adreslerini tespit edebilmektedirler. Aynı zamanda IP adresinden yola çıkarak kullanıcıya dair birtakım veriler edinilebilmektedir. O tarihte o IP adresini kullanan cihazın adresi ya da kullanıcının ziyaret ettiği internet sitelerinin listesi gibi bilgilere ulaşılabilmesinin yanı sıra, bu listeleri üzerinde çeşitli yöntemler uygulanarak kullanıcının karakter analizi dahi yapılabilmektedir.

IP adresi, statik ya da dinamik olabilir. Statik adrese sahip olan bilgisayarın IP adresi hep aynıdır. Bir nevi o internet abonesinin kimlik kartı gibi düşünülebilir. Dinamik adres ise talep eden cihaza servis sağlayıcı tarafından boşta olan bir adresin geçici olarak atanmasıdır. Bu da bir nevi ziyaretçi kartı verilmesine benzemektedir. İkinci durumda, aynı IP adresinin farklı zamanlarda farklı cihazlar tarafından kullanılması söz konusu olabildiği gibi, bir cihaz tarafından farklı zamanlarda farklı IP adreslerinin kullanılma sonucu da ortaya çıkabilir. Yani, yönlendiriciyi (örneğin modemi) her açıp kapama sonrasında atanan IP adresi değişmektedir. Statik IP adresi söz konusu olsa bile, bu, doğrudan bir cihaza değil internete bağlanma hakkı olan bir aboneliğe işaret etmektedir. Örneğin, aynı modemin kablosuz internet bağlantısını kullanan cihazların tamamı aynı IP adresi ile çıkış yaparlar. Aynı modemin internet bağlantısına aynı anda bağlı bulunan cihazların tamamının IP adresi aynı olacaktır. Dolayısıyla, bu IP adresi ile yapılan internet çıkışının hangi cihaz tarafından gerçekleştirildiğinin tespitinin, yalnızca IP adresine bakılarak bulunması mümkün değildir. 

Internet servis sağlayıcılarıyla yapılan hizmet sözleşmeleri ile yönlendiriciye atanan IP’ler hizmet sözleşmesi tarafının ismi ile kayıt altına alınmaktadır. Bu durumda bu IP’lerden yapılan her işlemin o şahıs tarafından yapıldığı kabul edilmekteyse de yasal olmayan yollarla yönlendirici üzerinden suç işleyen kişilerin olabileceği muhakkaktır.

Artık yaygın şekilde bilinen bir gerçek olarak IP adresleri çeşitli yöntemlerle manipüle edilebilir, yani değiştirilebilir. Bu sebeple, IP adresleri, güvenilir ve değiştirilmemiş oldukları uzman ve bilirkişi mütalaasıyla desteklenmedikçe tek başlarına delil olarak kullanılamazlar. Zira suçu işlemiş olan kişinin, kendisi adına kayıtlı bulunmayan, başka bir kişiye ait IP’yi izinsizce ele geçirip suç aracı olarak kullanma ihtimali daha yüksektir. Dolayısıyla, IP sahibi görünen kişi için “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin çalıştırılması daha doğru olacaktır.  Buralardan sağlanan verilerin, yan unsurlar ve diğer delillerle desteklenmesi gerekmektedir. Özel hukuka ilişkin işlerde ise, IP adresi üzerinden yapılan bir işlem sonucu hak kaybına uğrayan taraf, bu hak ihlalinin, IP adresi sahibi görünen kişi tarafından gerçekleştirildiğini ispat yükü altında olmalıdır.

Soruşturmada yol alınması, en nihayetinde delillendirilmesi noktasında IP kayıtlarının düzenli ve doğrulanabilir/kanıtlanabilir şekilde tutulmuş olmasının da önemi büyüktür. IP adresi belirlenmeye çalışılırken, zaman bilgilerine (tarih, saat, dakika, saniye) ve yurtdışından temin edilecekse saat farkına da dikkat edilmelidir. Yanlış bildirilen bir IP numarası, soruşturmanın seyrini değiştirebildiği gibi olayla ilgisi olmayan kişi/kişilerin şüpheli veya sanık olmasını da sonuçlayabilmektedir. Nitekim 5651 sayılı nternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, taraflara ait IP adresi bilgisini “trafik bilgisi” içinde kabul etmiş “erişim sağlayıcıları” , “yer sağlayıcıları” ile “toplu kullanım sağlayıcıları”na trafik bilgilerini tutma yükümlülüğü yüklemiştir. 5651 sayılı Kanuna dayanarak çıkarılan “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” de “erişim sağlayıcı”nın, trafik bilgisini bir yıl saklamakla, bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü, oluşan verilerin dosya bütünlük değerlerini zaman damgası ile birlikte muhafaza etmek ve gizliliğini temin etmekle “yer sağlayıcı”nın da trafik bilgisini altı ay saklamakla, bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü oluşan verilerin dosya bütünlük değerlerini zaman damgası ile birlikte saklamak ve gizliliğini temin etmekle yükümlü olduğunu belirtmiştir. 11.04.2017 tarihli ve 30035 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik” de ticari olsun olmasın internet toplu kullanım sağlayıcılarına; kendi iç ağlarında dağıtılan IP adres bilgilerini, kullanıma başlama ve bitiş zamanını ve bu IP adreslerini kullanan bilgisayarların tekil ağ cihaz numarasını (MAC adresi) gösteren bilgileri, hedef IP adresi, bir veya birden fazla IP adresinin portlar aracılığı ile kullanıcılara paylaştırılması yöntemi ile sunulan internet erişim hizmetinde kullanıcıya tahsis edilen gerçek IP ve port bilgilerini, elektronik ortamda kendi sistemlerine kaydetmek ve iki yıl süre ile saklamakla yükümlendirmiştir. Aynı yönetmelik toplu kullanım sağlayıcıları için kamera kayıt yükümlülüğü de getirmiştir. Düzenlemeye göre “Güvenlik amacıyla işyerlerinin giriş ve çıkışlarını görecek şekilde yüksek çözünürlüklü (en az 3 mega piksel) ve “IR” (gece görüşlü) kamera kayıt sistemi kurulur. Bu sistem aracılığıyla elde edilen kayıtlar doksan gün süreyle saklanır ve bu kayıtlar yetkili makamlar haricindeki kişi ve kuruluşlara verilemez”

Anlaşıldığı üzere bilişim suçlarında soruşturmanın yönlendirilmesi ve nihayetinde faile ulaşılması bakımından IP numarasının tespiti oldukça önemli bir eşiktir.Ancak hem IP numarasının tespiti hem de bundan yola çıkarak failin tespiti, suçun sanal ortamda işlenmesinden kaynaklı kendine özgü zorlukları ihtiva etmekte ve adli makamları daha ihtiyatlı olmaya zorlamaktadır.

Gerçekten de tespit edilen IP numarasını kullanan abonenin adresi internet kafe, otel veya alışveriş merkezi gibi yerler çıktığında failin tespiti zorluk arzetmektedir.Yukarıda zikrettiğimiz 5651 sayılı Yasa ve ikincil mevzuat uyarınca müşterilerine şifreli veya şifresiz şekilde kablosuz internet hizmeti sağlayan bu tür yerlerin; hem iç IP dağıtım loglarını elektronik ortamda kendi sistemlerine kaydetmek, hem de bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini teyit eden değeri kendi sistemlerine günlük olarak kaydedip saklamak yükümlülükleri bulunmaktadır.

 Bu nedenle zaman geçirilmeden bu kayıtların, kamera kayıtlarıyla birlikte temin edilmesi gerekmektedir.

 Ancak işletmecilerin her zaman kayıt tutma yükümlülüğünü mevzuata uygun şekilde yerine getirdiklerinden söz etmek mümkün görünmemekte, bu da failin belirlenmesini zorlaştırmaktadır. Diğer taraftan tespit edilen adres konut çıktığında ise uygulamada başta abone görünen kişi olmak üzere, duruma göre konutta yaşayan diğer kişilerin de ifadesine başvurulmaktadır. Ancak böyle bir durumda kişi veya kişilerin suçlamayı kabul etmemesi veya örneğin 3. kişiler tarafından şifresi kırılmak suretiyle internete girilmiş olabileceği şeklinde savunmada bulunulması halinde, soruşturmanın derinleştirilmesi, özellikle adli bilişim yöntemleriyle failin belir lenmesi yoluna gidilmesi gerekmektedir.

Bilişim sisteminde yer alan verinin, işlendiği iddia edilen suçun delili olup olmadığı, delil niteliğinde ise doğru ve inanılır olup olmadığı hususlarında teknik bilgiye ihtiyaç duyulabilecektir. Bu şekilde çözümü uzmanlık ve teknik bilgi gerektiren durumlarda delillerin değerlendirilmesine imkan sağlamak bakımından bilirkişiden istifade edilecektir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

You cannot copy content of this page