Nevin Serengil kimdir, kaç yaşında? Nevin Teoman kimdir? Nevin Teoman kaç yaşında?
Nevin Serengil kimdir, kaç yaşında? Nevin Teoman kimdir? Nevin Teoman kaç yaşında?
Nevin Teoman, Türk sinemasının en önemli isimleri arasında yer alan, 11 Ocak 1999 tarihinde kaybettiğimiz Öztürk Serengil’in üçüncü eşidir. İlk evliliğini Mevhibe Hanım ile yapan Öztürk Serengil, başka bir eşinden ise üç gün içinde boşanmıştır.
Seren Serengil Kimdir ?
Seren Serengil, 6 Nisan 1976 tarihinde İstanbul Amerikan Hastanesinde doğdu.
Ünlü sinema sanatçısı Öztürk Serengil ve Nevin Teoman‘ın kızıdır. 4 yaşındayken anne-babası ayrılır. Çocukluğu Nişantaşı’nda annesinin yanında geçti.
Annesi sekiz sene baleye gönderdi, klasik piyano dersleri aldırttı. İstanbul’da Yıldız Kolejinde okuduktan sonra Londra‘da, sonrada İsviçre’nin Montrö kentinde Buisness okudu. Anneannesi “Marcella” adında bir İtalyandı, dedesi Türk, teyzeleri, kuzenleri hepsi İtalyan kültürüyle büyümüş. Annesi Nevin hanım Seren’i sıkı yetiştirmek için, Montrö’de rahibelerin okuttuğu, erkeklerin olmadığı, köyde bir okula gönderdi. Ancak iki sene dayanabildi.
Seren Serengil 16 yaşında sahne hayatına atıldı. 4 sene boyunca Türkiye’nin en genç assolisti olarak sahnelere çıktı.İlk sahne deneyimine 16 yaşında İbrahim Tatlıses ile aynı gazinoda assolist olarak başlayan Seren Serengil daha sonra Emrah‘la sahnede ve dizilerde ikili çalışmalarıyla da çok beğeni topladı.
Nevin Teoman, Türk sinemasının en önemli isimleri arasında yer alan, 11 Ocak 1999 tarihinde kaybettiğimiz Öztürk Serengil’in üçüncü eşidir.
İlk evliliğini Mevhibe Hanım ile yapan Öztürk Serengil, başka bir eşinden ise üç gün içinde boşanmıştır. Ardından İtalyan asıllı sosyetik bir isim olan Nevin Teoman ile evlenmiş, bu evlilikten Seren Serengil dünyaya gelmiştir. Fakat bu evlilikte uzun sürmeyerek boşanmayla sonuçlanmıştır.
Seren Serengil, anılarını yazdığı “Nefret” adlı kitabının ön sözünde anne ve babasına sitem ederek şu sözleri yazmıştı;
“Biriniz koşa koşa evi terk etti. Diğeriniz de tek başına bana bakmanın her defasında ne kadar büyük bir fedakarlık olduğunu kafama kakarak beni büyüttü. ‘Git babana şunu söyle’, ‘Git annene bunu söyle’ mesajlarının postacısı olarak geçti çocukluğum. Sevgisiz, mutsuz bir çocukluğum oldu. Evimde sırf kalabalık olsun diye aldığım hizmetçilerden bile ayrılırken onların ardından gözyaşı döktüm. Kız arkadaşım evine gitmesin, yalnız kalmayayım diye ona her türlü imkanlarımı seferber ettim. Beni bir damla sevene, deniz derya oldum. Sevmek ve sevilebilmek için hep ertelendim. Büyümemi, başarılarımı hayatımı hep mutlu bir aile kurma sevdasına, kuru mutluluklar için erteledim. Bütün bunlar için ben sizden değil, bana düşenden nefret ediyorum. Sizi hala çok seviyor ve hala çok özlüyorum.”
