Asayiş Olayları Genel Bilgiler

Asayiş Olayları Genel Bilgiler

Uygulamada bir takım hususların artık Cumhuriyet savcısının söylemesine gerek kalmadan yapmaları gerekmekte ve nöbetçi Cumhuriyet savcıları bu hususların adli kolluk görevlileri tarafından kendiliklerinden çözmeleri beklenmekte ve istenmektedir. Örneğin sıradan bir olayda (kasten yaralama olayında) tarafların hangi sıfatla ifadelerinin alınacağı, olaya hangi ismin verileceği hususları sorulmamalı ve kolluk kuvvetindeki personel bu hususları bilmelidir. Bilmiyorsa öğrenmeden adli görev verilmemeli, adli görev bilen kişilere verilmelidir.

Bu hususların önemli olanlarını aşağıda birkaç başlıkta ele alabiliriz:

Tarafların sıfatları:

Uygulamada adli kolluk görevlileri tarafından olaya karışan kişilerin hangi sıfatla ifadelerinin alınacağı sıkça sorulmaktadır. Örneğin bir kavga olayında tarafların hangi sıfatla ifadesinin alınacağı sorulmaktadır. Cumhuriyet savcısının bu soruya cevap verebilmesi için tarafların hepsinin olayla ilgili olarak ne dediklerini telefonda dinlemesi gerekir. Oysa buna gerek yoktur. Kolluk görevlisi şahıslara sözlü olarak “en genel hatlarıyla” olayı sorar. Eğer (A) şahsı “B şahsı bana vurdu, hakaret etti, şikâyetçiyim vs.” diyorsa bu şahıs “müştekidir. B şahsı “ben vurmadım, hakaret etmedim” diyorsa B şahsı “şüphelidir. Eğer B şahsı ifadesinde “ben vurmadım, hakaret etmedim, esas o bana vurdu, şikayetçiyim” diyorsa, her iki taraf “müşteki-şüphelidir. Özetle tarafların ön yoklaması yapılarak sıfatları belirlenmelidir. Bu hususu Cumhuriyet savcısının telefonda dinleyip bildirmesine gerek yoktur. (Not: bazı tereddütlü durumlarda şahısların hangi sıfatla ifadesinin alınacağı Cumhuriyet savcısına sorulabilir. Hiçbir zaman bu sorunun sorulmayacağı diye bir kural yoktur. Önemli olan en çok görülen olaylarda olayların büyük bir çoğunluğunda ne sıfatla alınacağını öğrenmek ve uygulamaktır)

Trafik kazalarında tarafların sıfatları:

Tek taraflı yaralamalı trafik kazasında: Olayda tek taraflı trafik kazası söz konusu olup sadece sürücü yaralanmışsa, sürücü trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçu açısından “şüpheli” sıfatıyla ifadesi alınmalıdır. Uygulamada genellik-le hatalı olarak “mağdur-şüpheli” sıfatıyla ifade alınmaktadır. Böyle bir olayda ilk bakışta yaralı olan sürücüye karşı herhangi bir kişinin eylemi söz konusu olmadığından taksir-le yaralama suçu oluşmamaktadır. Ancak olayda kazanın sebebi bir başkası ise, örneğin yaralanan sürücü karayollarını suçluyorsa, ifadesi mağdur-şüpheli sıfatıyla alınmalıdır. Tek taraflı kazalarda sürücü olmayıp yaralanan kişiler şikâyetçi iseler “müşteki” sıfatıyla; şikâyetçi değilseler “mağ-dur” sıfatıyla dinlenilmelidirler.

Çift taraflı yaralamalı trafik kazalarında: Kazada yaralı sürücüler şikâyetçi ise “müşteki-şüpheli” sıfatıyla; şikâyetçi değilse “mağdur-şüpheli” sıfatıyla dinlenecektir. Sürücü yaralı değilse, “şüpheli” sıfatıyla dinlenecektir. Kazada yaralananlar şikayetçi olup olmadıklarına göre müşteki veya mağdur olarak dinleneceklerdir. Araç içinde olup yaralan-mayan kişiler “bilgi sahibi” olarak dinlenmelidir.

Kazaen yaralanma halinde tarafın sıfatı:

Uygulamada kişiler günlük hayatta kendi dikkatsizlikleri nedeniyle yaralanırlar, sağlık kuruluşuna tedavi için giderler ve sağlık kuruluşundaki görevli doktor olayın adli bir olay olabileceği hususunda şüphe duyarak adli rapor düzenler. Adli rapor düzenlenmesi sonucunda soruşturma işlemi başlamış olur. Esasen burada mağdurun yaralanmasında başka kimsenin bir kusuru yoksa suç yoktur. Bu nedenle başkasının olayda kusuru bulunduğuna dair delil veya iddia yoksa yaralanan kişi mağdur sıfatıyla dinlenmelidir. Olayın ismi de kazaen yaralanma olarak konulmalıdır. Eğer yaralanan kişi yaralanması nedeniyle başka-sının da kusurunun olduğunu düşünüyorsa, kendisinin şikâyetçi olup olmamasına göre ifadesi mağdur veya müşteki sıfatıyla; itham ettiği kişilerin ifadesi ise şüpheli sıfatıyla alınmalı, olayın ismi de taksirle yaralama olarak konulmalıdır. Örneğin iş kazasında iş yeri sahibinin gerekli önlemleri almadığı gerekçesiyle suçlanması durumu gibi.

İş kazasında tarafın sıfatı:

İş kazası da aynı kazaen yaralanma gibidir. Yaralanma nedeniyle başkasının kusuru varsa şüpheli sıfatıyla alınmalıdır. Yaralı şahıs şikâyetçi değilse mağdur sıfatıyla; şikayetçi ise müşteki sıfatıyla dinlenmelidir. Olayın adına ise, şikayet varsa taksirle yaralama, şikayet yoksa iş kazası denebilir.

Olayın adı:

Uygulamada olaya hangi ismin verileceği sık sorulmaktadır. Dövme ve kavga olayı “kasten yaralama”, küfretme, hakarette bulunma olayı “hakaret”, tehdit olayı “tehdit”, trafik kazasında yaralama varsa “taksirle yaralama”, trafik kazasında ölüm varsa “taksirle öldürme”. Bu sıradan olaylarda kolluğun bilgili olması ve olayın isminin ne olacağını sormadan belirlemesi gerektiği beklenir. Sık karşılaşılmayan değişik olaylar da olayın ismi sorulabilir.

Fezlekelerin tanzimi:

Yapılan incelemede bazı kolluk birimlerinin fezlekelerinin yetersiz ve eksikliklerle dolu olduğu gözlemlenmiştir. Bu nedenle fezlekenin ne şekilde hazırlanacağına dair bir takım hususların açıklanmasında fayda vardır. Kitabın son bölümü olan “ekler” kısmında yer alan örnek fezlekelerden de anlaşılacağı üzere;

Fezlekede tarafların açık kimlik adres bilgileri ile özellikle TC KİMLİK NUMARALARINA mutlaka yer verilmelidir.

Fezlekede “olay” başlığı altında olayla ilgili kısaca (bir iki paragrafta) bahsedilmelidir. Daha sonra tarafların ifadelerine fezlekede yer verilmelidir. Burada önemli bir husus şudur ki, ifadelerin “aktarma yoluyla” yazılmaması gerekir. Örneğin şahıs ifadesinde

“İşyerine geldiğimde Hasan’la karşılaştım. Hasan benim eniştem olur. Kendisi bana hiçbir şey söylemeden yumruk attı” diyorsa, bu ifade fezlekeye aynen kopyalanıp yapıştırılmalı, “İşyerine geldiğinde Hasan’la karşılaştığını, Hasan’ın eniştesi olduğunu, hiçbir şey söylemeden Hasan’ın kendisine yumruk attığını” şekli-ne dönüştürülmemelidir. Bu dönüştürme işlemi hem kolluğun ekstradan vaktini alacak, hem de bu ifadeyi okuyan savcının ifa-deyi karıştırmasına sebebiyet verebilecektir. Şöyle ki, örnekteki gibi ikinci ağızdan yazılırsa Hasan isimli şahıs mı enişte, yoksa

Yumruğu yiyen kişi mi enişte olduğu anlaşılamamaktadır. Bu nedenle her iki taraf (kolluk ve adliye) için en kolayı, alınan ifadeyi aynen kopyalamak ve yapıştırmaktır.

-İfadesi alınamayan kimseler varsa ifadesinin alınamadığı ve niçin alınamadığı hususu yazılmalıdır.

-Fezleke yaralama olayına ilişkinse yaralanan kişilerin raporlarının özeti yazılmalı, BTM ile giderilecek yaralanma ise ve kati rapor ise bu husus koyu şekilde belirtilmelidir. Yaralı şahıs has-taneye sevk edilmiş olup henüz tedavi altındaysa, hangi hasta-nede bulunduğu net şekilde belirtilmelidir.

ÖZETLE: Özetleyecek olursak Cumhuriyet savcısı evrakların özetine fezlekede ulaşmalı, evrakta toplanması gereken delillerin yazışmalarını yapmak için sadece fezlekeyle bilgi edinebilmelidir. Dosyayı sonuçlandıracağı zaman zaten dosyanın tüm içeriğine bakmaktadır. Dosyada eksik olup savcılık tarafından yapılması gereken işlemlerin (örneğin ifadesi alınamayanlar için başka savcılığa talimat yazma işleminin) yapılması gerekliliği fezlekeden anlaşılmalıdır. Yine bunun gibi doktor raporunun geçici olduğu, şahsın başka hastaneye sevk olduğu fezlekede belirtilme-lidir ki savcılık o hastaneye gerekli müzekkereyi yazabilsin.

YAŞI KÜÇÜK OLANLARDA YAPILACAK İŞLEMLER

Şüphelilerde:

– Bilindiği üzere 18 yaşından küçük çocukların şüpheli sıfatına sahip olduğu durumlarda ifadesi kolluk tarafından alınamamaktadır. İfade Cumhuriyet savcısı tarafından müdafii huzurunda alınabilmektedir. (5395 s. Çocuk Koruma Kanunu m. 15/1). Bu nedenle kolluk görevlileri çocukların ifadelerini şüpheli sıfatıyla alamayacak, sadece kimliğini tespit ederek ailesine teslim edeceklerdir.
– Ailesine teslim edilen çocuğa ilişkin evrak savcılığa intikal ettirildiğinde, sadece evrak getirilmeyecek, evrakla birlikte savcılık tarafından ifadesi alınması gereken çocuk da müracaat savcılığında hazır edilecektir.
– Müracaat savcısı evrakın soruşturmaya kaydını yapıp çocuğun ifadesini avukat ve sosyal çalışma görevlisi huzurunda alacaktır.
– Suça sürüklenen çocuk 12 yaşından küçük ise, cezai sorumluluğu bulunmadığından savcılıkta hazır edilmesine gerek yoktur (TCK m. 31/1).
– Suça sürüklenen çocuk 12-15 yaş grubunda ise, işlediği suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığına dair uzman doktor raporu alınmalıdır. Uygulamadaki bili-nen adıyla “farik mümeyyizlik raporu” alınarak soruşturma evrakına ilave edilmelidir.

Mağdur ve müştekilerde:

– Mağdurların yaşı 15-18 yaş grubunda ise, ifadelerinin kolluk tarafından alınmasında yasal engel bulunmamaktadır. Ancak CMK m. 234/2 hükmü uyarınca ifadesi sırasında avukat bulundurulmalıdır. Özetle 15 yaşından büyük olup 18 yaşından küçük mağdurların ifadeleri avukat huzurunda kolluk tarafından alınabilecektir.
– Mağdur 12-15 yaş arasında ise, Yargıtay kararlarına göre ifade verecek olgunluğa sahipse ve olayın hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayabilecek durumda ise, avukat huzurunda kolluk tarafından ifadesi alınabilecektir. Eğer ifade verecek olgunlukta değilse, şikayet hakkını velisine veya vasisine vermek gerekir.
– Mağdur 12 yaşından küçük ise, şikayet hakkı velisine (anne, baba veya vasisine) verilmeli, müşteki sıfatıyla anne ve babasının ifadesi alınmalıdır. Örneğin trafik kazasında 10 yaşındaki çocuk yaralanmışsa, sadece anne ve babasının ifadesi müşteki sıfatıyla alınmalıdır.

Önemli not: Uzlaşmaya tabi suçlarda uzlaşma hususu 18 yaşından küçük tüm mağdurlar açısından velisine veya vasisine sorulmalıdır. Yani uzlaşmak isteyip istemediklerine dair teklif veli veya vasiye yapılmalı ve onların imzaları alınmalıdır.

Tanıklarda:

– İfade verebilecek olgunluğa ulaşmış çocukların yaşları ne olursa olsun tanık sıfatıyla kolluk tarafından dinlenmelerine kanuni engel yoktur.

You cannot copy content of this page