Çarşamba , Nisan 8 2020
Ana Sayfa / Polis Mevzuatı

Polis Mevzuatı

BÖLÜM 2

YAŞI KÜÇÜK OLANLARDA YAPILACAK İŞLEMLER

 Şüphelilerde:

Bilindiği üzere 18 yaşından küçük çocukların şüpheli sıfatına sahip olduğu durumlarda ifadesi kolluk tarafından alınamamaktadır.

İfade Cumhuriyet savcısı tarafından müdafii huzurunda alınabilmektedir. (5395 s. Çocuk Koruma Kanunu

m. 15/1). Bu nedenle kolluk görevlileri çocukların ifadelerini şüpheli sıfatıyla alamayacak, sadece kimliğini tespit

ederek ailesine teslim edeceklerdir.

Ailesine teslim edilen çocuğa ilişkin evrak savcılığa intikal ettirildiğinde, sadece evrak getirilmeyecek, evrakla birlikte savcılık tarafından ifadesi alınması gereken çocuk da müracaat savcılığında hazır edilecektir. Müracaat savcısı evrakın soruşturmaya kaydını yapıp çocuğun ifadesini avukat ve sosyal çalışma görevlisi huzurunda alacaktır.

Suça sürüklenen çocuk 12 yaşından küçük ise, cezai sorumluluğu bulunmadığından savcılıkta hazır edilmesine gerek yoktur (TCK m. 31/1).

Suça sürüklenen çocuk 12-15 yaş grubunda ise, işlediği suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığına dair uzman doktor raporu alınmalıdır. Uygulamadaki bilinen adıyla “farik mümeyyizlik raporu” alınarak soruşturma evrakına ilave edilmelidir.

 Mağdur ve müştekilerde:

– Mağdurların yaşı 15-18 yaş grubunda ise, ifadelerinin kolluk tarafından alınmasında yasal engel bulunmamaktadır. Ancak CMK m. 234/2 hükmü uyarınca ifadesi sırasında avukat bulundurulmalıdır. Özetle 15 yaşından büyük olup 18 yaşından küçük mağdurların ifadeleri avukat huzurunda kolluk tarafından alınabilecektir.

– Mağdur 12-15 yaş arasında ise, Yargıtay kararlarına göre ifade verecek olgunluğa sahipse ve olayın hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayabilecek durumda ise, avukat huzurunda kolluk tarafından ifadesi alınabilecektir. Eğer ifade verecek olgunlukta değilse, şikayet hakkını velisine veya vasisine vermek gerekir.

– Mağdur 12 yaşından küçük ise, şikayet hakkı velisine (anne, baba veya vasisine) verilmeli, müşteki sıfatıyla anne ve babasının ifadesi alınmalıdır. Örneğin trafik kazasında 10 yaşındaki çocuk yaralanmışsa, sadece anne ve babasının ifadesi müşteki sıfatıyla alınmalıdır.

Önemli not: Uzlaşmaya tabi suçlarda uzlaşma hususu 18 yaşından küçük tüm mağdurlar açısından velisine veya vasisine sorulmalıdır. Yani uzlaşmak isteyip istemediklerine dair teklif veli veya vasiye yapılmalı ve onların imzaları alınmalıdır.

Tanıklarda:

– İfade verebilecek olgunluğa ulaşmış çocukların yaşları ne olursa olsun tanık sıfatıyla kolluk tarafından dinlenmelerine kanuni engel yoktur.

Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi

MADDE 2– (1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve

güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden

başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.

(2) İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.

(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz.

Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.

Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi

MADDE 3– (1) Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik

tedbirine hükmolunur.

(2) Ceza Kanununun uygulamasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet,

renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefi inanç, milli veya sosyal

köken, doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılamaz ve

hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz.

(1) Ceza kanunlarının uygulanmasında;

a) Vatandaş deyiminden; fiili işlediği sırada Türk vatandaşı olan kişi,

b) Çocuk deyiminden; henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi,

c) Kamu görevlisi deyiminden; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme

yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi,

d) Yargı görevi yapan deyiminden; yüksek mahkemeler ve adlî, idarî ve askerî

mahkemeler üye ve hakimleri ile Cumhuriyet savcısı ve avukatlar,

e) Gece vakti deyiminden; güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından

bir saat evvele kadar devam eden zaman süresi,

f) Silah deyiminden;

1. Ateşli silahlar,

2. Patlayıcı maddeler,

3. Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici

alet,

4. Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada

kullanılmaya elverişli diğer şeyler,

5. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer,

radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler,

g) Basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik

kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar,

h) İtiyadi suçlu deyiminden; kasıtlı bir suçun temel şeklini ya da daha ağır veya daha

az cezayı gerektiren nitelikli şekillerini bir yıl içinde ve farklı zamanlarda ikiden fazla

işleyen kişi,

i) Suçu meslek edinen kişi deyiminden; kısmen de olsa geçimini suçtan elde ettiği

kazançla sağlamaya alışmış kişi,

j) Örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan

veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişi, Anlaşılır.

Zaman bakımından uygulama

MADDE 7– (1) İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir

fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra

yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz

ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri

hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.

(2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren

kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.

(3) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/2 md.) Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme

ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.

(4) Geçici veya süreli kanunların, yürürlükte bulundukları süre içinde işlenmiş olan

suçlar hakkında uygulanmasına devam edilir.

Yer bakımından uygulama

MADDE 8– (1) Türkiye’de işlenen suçlar hakkında Türk kanunları uygulanır. Fiilin

kısmen veya tamamen Türkiye’de işlenmesi veya neticenin Türkiye’de gerçekleşmesi

halinde suç, Türkiye’de işlenmiş sayılır.

(2) Suç;

a) Türk kara ve hava sahaları ile Türk karasularında,

b) Açık denizde ve bunun üzerindeki hava sahasında, Türk deniz ve hava araçlarında

veya bu araçlarla,

c) Türk deniz ve hava savaş araçlarında veya bu araçlarla,

d) Türkiye’nin kıt’a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgesinde tesis edilmiş

sabit platformlarda veya bunlara karşı,

İşlendiğinde Türkiye’de işlenmiş sayılır.

Yabancı ülkede hüküm verilmesi

MADDE 9– (1) Türkiye’de işlediği suçtan dolayı yabancı ülkede hakkında hüküm

verilmiş olan kimse, Türkiye’de yeniden yargılanır.

Görev suçları

MADDE 10– (1) Yabancı ülkede Türkiye namına memuriyet veya görev üstlenmiş

olup da bundan dolayı bir suç işleyen kimse, bu fiile ilişkin olarak yabancı ülkede hakkında

mahkûmiyet hükmü verilmiş bulunsa bile, Türkiye’de yeniden yargılanır.

Vatandaş tarafından işlenen suç

MADDE 11– (1) Bir Türk vatandaşı, 13 üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk

kanunlarına göre aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı

ülkede işlediği ve kendisi Türkiye’de bulunduğu takdirde, bu suçtan dolayı yabancı

ülkede hüküm verilmemiş olması ve Türkiye’de kovuşturulabilirliğin bulunması koşulu

ile Türk kanunlarına göre cezalandırılır.

(2) Suç, aşağı sınırı bir yıldan az hapis cezasını gerektirdiğinde yargılama yapılması

zarar görenin veya yabancı hükûmetin şikayetine bağlıdır. Bu durumda şikayet, vatandaşın

Türkiye’ye girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılmalıdır.

Yabancı tarafından işlenen suç

MADDE 12– (1) Bir yabancı, 13 üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına

göre aşağı sınırı en az bir yıl hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede Türkiye’nin

zararına işlediği ve kendisi Türkiye’de bulunduğu takdirde, Türk kanunlarına

göre cezalandırılır. Yargılama yapılması Adalet Bakanının istemine bağlıdır.

(2) Yukarıdaki fıkrada belirtilen suçun bir Türk vatandaşının veya Türk kanunlarına

göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisinin zararına işlenmesi ve failin Türkiye’de bulunması

halinde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması koşulu ile suçtan

zarar görenin şikayeti üzerine fail, Türk kanunlarına göre cezalandırılır.

(3) Mağdur yabancı ise, aşağıdaki koşulların varlığı halinde fail, Adalet Bakanının

istemi ile yargılanır:

a) Suçun, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı üç yıldan az olmayan hapis cezasını gerektirmesi.

b) Suçluların geri verilmesi anlaşmasının bulunmaması veya geri verilme isteminin

suçun işlendiği ülkenin veya failin uyruğunda bulunduğu devletin hükûmeti tarafından

kabul edilmemiş olması.

(4) Birinci fıkra kapsamına giren suçtan dolayı yabancı mahkemece mahkûm edilen

veya herhangi bir nedenle davası veya cezası düşen veya beraat eden yahut suçu

kovuşturulabilir olmaktan çıkan yabancı hakkında Adalet Bakanının istemi üzerine Türkiye’de

yeniden yargılama yapılır.

(5) (Ek: 18/6/2014-6545/56 md.) Birinci fıkra kapsamına giren hâllerde rüşvet ve

nüfuz ticareti suçlarından dolayı yargılama yapılması Adalet Bakanının istemine bağlı

değildir.

Diğer suçlar

MADDE 13– (1) Aşağıdaki suçların, vatandaş veya yabancı tarafından, yabancı ülkede

işlenmesi halinde, Türk kanunları uygulanır:

a) İkinci Kitap, Birinci Kısım altında yer alan suçlar.

b) İkinci Kitap, Dördüncü Kısım altındaki Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı, Yedinci

ve Sekizinci Bölümlerde yer alan suçlar.

c) İşkence (madde 94, 95).

d) Çevrenin kasten kirletilmesi (madde 181).

e) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), uyuşturucu veya

uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190).

f) Parada sahtecilik (madde 197), para ve kıymetli damgaları imale yarayan araçların

üretimi ve ticareti (madde 200), mühürde sahtecilik (madde 202).

g) Fuhuş (madde 227).

h) (Mülga: 26/6/2009 – 5918/1 md.)

i) Deniz, demiryolu veya havayolu ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması

(madde 223, fıkra 2, 3) ya da bu araçlara karşı işlenen zarar verme (madde 152) suçları.

(2) (Ek ikinci fıkra: 29/6/2005 – 5377/3 md.) İkinci Kitap, Dördüncü Kısım altındaki

Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerde yer alanlar hariç; birinci fıkra

kapsamına giren suçlardan dolayı Türkiye’de yargılama yapılması, Adalet Bakanının talebine

bağlıdır.

Seçimlik cezalarda soruşturma

MADDE 14– (1) 11 ve 12 nci maddelerde belirtilen hallerde, soruşturma konusu

suçun yer aldığı kanun maddesinde hapis cezası ile adli para cezasından birinin uygulanması

seçimlik sayılmış ise soruşturma veya kovuşturma açılmaz.

Soruşturma koşulu olan cezanın hesaplanması

MADDE 15– (1) Miktarının soruşturma koşulu oluşturduğu hallerde ceza, soruşturma

evresinde ileri sürülen kanuni ağırlaştırıcı nedenlerin aşağı sınırı ve kanuni hafifletici

nedenlerin yukarı sınırı göz önünde bulundurularak hesaplanır.

Cezadan mahsup

MADDE 16– (1) Nerede işlenmiş olursa olsun bir suçtan dolayı, yabancı ülkede gözaltında,

gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen süre, aynı suçtan dolayı

Türkiye’de verilecek cezadan mahsup edilir.

Hak yoksunlukları

MADDE 17– (1) Yukarıdaki maddelerde açıklanan hallerde mahkeme, yabancı

mahkemelerden verilen ve Türk hukuk düzenine aykırı düşmeyen hükmün, Türk kanunlarına

göre bir haktan yoksunluğu gerektirmesi halinde, Cumhuriyet savcısının istemi

üzerine Türk kanunlarındaki sonuçlarının geçerli olmasına karar verir.

Geri verme

MADDE 18– (Mülga: 23/4/2016-6706/36 md.)

Yabancı kanunun göz önünde bulundurulması

MADDE 19– (1) Türkiye’nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye’de

yargılama yapılırken, Türk kanununa göre verilecek olan ceza, suçun işlendiği

ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamaz.

(2) Ancak suçun;

a) Türkiye’nin güvenliğine karşı veya zararına olarak,

b) Türk vatandaşına karşı ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel

kişisi zararına olarak, İşlenmesi durumunda, yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz.

Ceza sorumluluğunun şahsiliği

MADDE 20– (1) Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu

tutulamaz.

(2) Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç dolayısıyla kanunda

öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır.

Kast

MADDE 21– (1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki

unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.

(2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine

rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis

cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren

suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda

ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir.

Taksir

MADDE 22– (1) Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır.

(2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun

kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.

(3) Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi

halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar

artırılır.

(4) Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir.

(5) Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı

sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir.

(6) Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi

durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur

olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir halinde verilecek ceza yarıdan altıda

bire kadar indirilebilir.

Netice sebebiyle ağırlaşmış suç

MADDE 23– (1) Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna

sebebiyet vermesi halinde, kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için bu

netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekir.

Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler

Kanunun hükmü ve amirin emri

MADDE 24– (1) Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez.

(2) Yetkili bir merciden verilip, yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri

uygulayan sorumlu olmaz.

(3) Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine

getiren ile emri veren sorumlu olur.

(4) Emrin, hukuka uygunluğunun denetlenmesinin kanun tarafından engellendiği

hallerde, yerine getirilmesinden emri veren sorumlu olur.

Meşru savunma ve zorunluluk hali

MADDE 25– (1) Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen,

gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara

göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile

ceza verilmez.

(2) Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı

ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden

kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu

ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile

ceza verilmez.

Hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası

MADDE 26– (1) Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez.

(2) Kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak

üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez.

Sınırın aşılması

MADDE 27– (1) Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın

aşılması halinde, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli suç için kanunda

yazılı cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek hükmolunur.

(2) Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya

telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez.

Cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit

MADDE 28– (1) Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya

muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez.

Bu gibi hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır.

Haksız tahrik

MADDE 29– (1) Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi

altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan

yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası

verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.

Yaş küçüklüğü

MADDE 31– (1) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza

sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara

özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir.

(2) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/5 md.) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş

olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını

algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması

hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik

tedbirlerine hükmolunur. İşlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille

ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı hâlinde, bu kişiler hakkında

suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla;

müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan onbir yıla kadar hapis cezasına

hükmolunur. Diğer cezaların yarısı indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis

cezası yedi yıldan fazla olamaz.

(3) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/5 md.) Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş

olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet

hapis cezasını gerektirdiği takdirde onsekiz yıldan yirmidört yıla; müebbet hapis cezasını

gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer

cezaların üçte biri indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası oniki yıldan fazla

olamaz.

Akıl hastalığı

MADDE 32– (1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını

algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede

azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine

hükmolunur.

(2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını

yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası

yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer

hallerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan

ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik

tedbiri olarak da uygulanabilir.

Sağır ve dilsizlik

MADDE 33– (1) Bu Kanunun, fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan çocuklara

ilişkin hükümleri, onbeş yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında;

oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlara ilişkin hükümleri,

onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında;

onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olanlara ilişkin hükümleri,

onsekiz yaşını doldurmuş olup da yirmibir yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsizler

hakkında da uygulanır.

Geçici nedenler, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olma

MADDE 34– (1) Geçici bir nedenle ya da irade dışı alınan alkol veya uyuşturucu

madde etkisiyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille

ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye

ceza verilmez.

(2) İradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen kişi hakkında

birinci fıkra hükmü uygulanmaz.

BÖLÜM 3

(1) Kabahat deyiminden; kanunun, karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını

öngördüğü haksızlık anlaşılır.

Genel kanun niteliği

MADDE 3– (Değişik: 6/12/2006-5560/31 md.)

(1) Bu Kanunun;

a) İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda

aksine hüküm bulunmaması halinde,

b) Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi

yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır.

Kanunîlik ilkesi

MADDE 4– (1) Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça tanımlanabileceği

gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği,

idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir.

(2) Kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla belirlenebilir.

Zaman bakımından uygulama

MADDE 5– (1) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun zaman bakımından

uygulamaya ilişkin hükümleri kabahatler bakımından da uygulanır. Ancak, kabahatler

karşılığında öngörülen idarî yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından

derhal uygulama kuralı geçerlidir.

(2) Kabahat, failin icraî veya ihmali davranışı gerçekleştirdiği zaman işlenmiş sayılır.

Neticenin oluştuğu zaman, bu bakımdan dikkate alınmaz.

Yer bakımından uygulama

MADDE 6– (1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun yer bakımından uygulamaya ilişkin

8 inci maddesi hükümleri, kabahatler bakımından da uygulanır. Ancak, kanunlarda aksine

hüküm bulunan haller saklıdır.

Kabahatin ihmali davranışla işlenmesi

MADDE 7– (1) Kabahat, icraî veya ihmali davranışla işlenebilir. İhmali davranışla işlenmiş

kabahatin varlığı için kişi açısından belli bir icraî davranışta bulunma hususunda

hukukî yükümlülüğün varlığı gereklidir.

Organ veya temsilcinin davranışından dolayı sorumluluk

MADDE 8– (1) Organ veya temsilcilik görevi yapan ya da organ veya temsilci olmamakla

birlikte, tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen kişinin bu görevi

kapsamında işlemiş bulunduğu kabahatten dolayı tüzel kişi hakkında da idarî yaptırım

uygulanabilir.

(2) Temsilci sıfatıyla hareket eden kişinin bu sıfatla bağlantılı olarak işlemiş bulunduğu

kabahatten dolayı temsil edilen gerçek kişi hakkında da idarî yaptırım uygulanabilir.

Gerçek kişiye ait bir işte çalışan kişinin bu faaliyeti çerçevesinde işlemiş bulunduğu

kabahatten dolayı, iş sahibi kişi hakkında da idarî yaptırım uygulanabilir.

(3) Kanunun, organ veya temsilcide ya da temsil edilen kişide özel nitelikler aradığı

hallerde de yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır.

(4) Birinci ve ikinci fıkra hükümleri, organ veya temsilcilik ya da hizmet ilişkisinin

dayanağını oluşturan işlemin hukuken geçerli olmaması halinde de uygulanır.

Kast veya taksir

MADDE 9– (1) Kabahatler, kanunda açıkça hüküm bulunmayan hallerde, hem kasten

hem de taksirle işlenebilir.

Hata

MADDE 10– (1) Türk Ceza Kanununun hata hallerine ilişkin hükümleri, ancak kasten

işlenen kabahatler bakımından uygulanır.

Sorumluluk

MADDE 11– (1) Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında idarî

para cezası uygulanamaz.

(2) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan

veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede

azalmış olan kişi hakkında idarî para cezası uygulanmaz.

Hukuka uygunluk nedenleri ile kusurluluğu ortadan kaldıran nedenler

MADDE 12– (1) Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, Türk Ceza Kanununun

hukuka uygunluk nedenleri ile kusurluluğu ortadan kaldıran nedenlere ilişkin

hükümleri, kabahatler bakımından da uygulanır.

Teşebbüs

MADDE 13– (1) Kabahate teşebbüs cezalandırılmaz. Ancak, teşebbüsün de cezalandırılabileceğine

dair ilgili kanunda hüküm bulunan haller saklıdır. Bu durumda, Türk

Ceza Kanununun suça teşebbüse ve gönüllü vazgeçmeye ilişkin hükümleri, kabahatler

bakımından da uygulanır.

İştirak

MADDE 14– (1) Kabahatin işlenişine birden fazla kişinin iştirak etmesi halinde bu

kişilerin her biri hakkında, fail olarak idarî para cezası verilir.

(2) Özel faillik niteliğinin arandığı durumlarda, kabahate iştirak eden ve bu niteliği

taşımayan kişi hakkında da fail olarak idarî para cezası verilir.

(3) Kabahate iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir.

Kabahatin işlenişine iştirak eden kişi hakkında, diğerlerinin sorumlu olup olmadığı göz

önünde bulundurulmaksızın idarî para cezası verilir.

(4) Kanunda özel faillik niteliğini taşıyan kişi açısından suç, diğer kişiler açısından

kabahat olarak tanımlanan fiilin, bu niteliği taşıyan ve taşımayan kişiler tarafından ortaklaşa

işlenmesi halinde suça iştirake ilişkin hükümler uygulanır.

İçtima

MADDE 15– (1) Bir fiil ile birden fazla kabahatin işlenmesi halinde bu kabahatlere

ilişkin tanımlarda sadece idarî para cezası öngörülmüşse, en ağır idarî para cezası verilir.

Bu kabahatlerle ilgili olarak kanunda idarî para cezasından başka idarî yaptırımlar da

öngörülmüş ise, bu yaptırımların her birinin uygulanmasına karar verilir.

(2) Aynı kabahatin birden fazla işlenmesi halinde her bir kabahatle ilgili olarak ayrı

ayrı idarî para cezası verilir. Kesintisiz fiille işlenebilen kabahatlerde, bu nedenle idarî

yaptırım kararı verilinceye kadar fiil tek sayılır.

(3) Bir fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmış ise, sadece suçtan dolayı

yaptırım uygulanabilir. Ancak, suçtan dolayı yaptırım uygulanamayan hallerde kabahat

dolayısıyla yaptırım uygulanır.

Yaptırım türleri

MADDE 16– (1) Kabahatler karşılığında uygulanacak olan idarî yaptırımlar, idarî

para cezası ve idarî tedbirlerden ibarettir.

(2) İdarî tedbirler, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer

tedbirlerdir.

İdarî para cezası

MADDE 17– (1) İdarî para cezası, maktu veya nispi olabilir.

(2) İdarî para cezası, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir.

Bu durumda, idarî para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık

içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulur.

(3) (Değişik: 6/12/2006-5560/32 md.) 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali

Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri

tarafından verilen idarî para cezalarının ilgili kanunlarında 1/6/2005 tarihinden sonra

belirlenen oranın dışındaki kısmı ile Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından

verilen idarî para cezaları Genel Bütçeye gelir kaydedilir. Sosyal güvenlik kurumları

ile mahalli idareler tarafından verilen idarî para cezaları kendi bütçelerine gelir kaydedilir.

Diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen idarî para cezaları ise, ilgili

kanunlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, Genel Bütçeye gelir kaydedilir. Kamu

kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının verdiği para cezaları, kendi kanunlarındaki

hükümlere tâbidir. Kişinin ekonomik durumunun müsait olmaması halinde, idarî para

cezasının, ilk taksitinin peşin ödenmesi koşuluyla, bir yıl içinde ve dört eşit taksit halinde

ödenmesine karar verilebilir. Taksitlerin zamanında ve tam olarak ödenmemesi halinde,

idarî para cezasının kalan kısmının tamamı tahsil edilir.

MADDE 1 –Polis, jandarma ve sahil güvenlik (680 sayılı KHK nin 37. maddesi ile

değiştirilmiştir.) diğer kanun ve tüzüklerde yazılı yetkileri saklı kalmak üzere, aşağıda

yazılı hallerde de silah kullanmaya yetkilidirler: 293

A) 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun 16 ncı maddesinde yazılı hallerde,

B) (A) bendindeki yetkiler saklı kalmak üzere, ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis

veya ağır hapis cezasını gerektiren suçlardan bir veya birkaçını işlemekten sanık veya

hükümlü olup da haklarında tevkif veya yakalama müzekkeresi çıkarılan ve silahlı dolaşarak

emniyet ve asayişi tek başına veya toplu olarak fiilen tehdit ve ihlal ettikleri anlaşılanlardan,

teslim olmaları için İçişleri Bakanlığınca tesbit edilen tarihte başlamak üzere

10 günden az ve 30 günden çok olmamak şartiyle verilecek mühlet ile ad, san ve eylemleri

de belirtilerek sanık veya hükümlünün dolaştığı bölgelerde mutat vasıtalarla ve

uygun görülen yayın organlariyle radyo ve televizyonla da ilan edilenlerin belirtilen süre

sonuna kadar adli makamlara, zabıtaya veya herhangi bir resmi mercie teslim olmamaları

hallerinde.

MADDE 2 – Birinci maddenin (B) bendinde sayılan hallerde:

a. Sanık veya hükümlünün teslim olması için yapılan (Teslim ol) ihtarından sonra,

b. Polis, jandarma veya sahil güvenliğe (680 sayılı KHK nin 38. maddesi ile değiştirilmiştir.)

karşı silah kullanmaya filhal teşebbüs etmeleri halinde ise ihtara lüzum olmaksızın,

silah kullanılır. 295

Müsademe sırasında; sanık veya hükümlüye müsademede veya kaçmada yardımcı

olanlar haklarında da birinci fıkra hükmü uygulanır.

MADDE 3 – Bu kanun hükümleri dairesinde silah kullanan polis veya jandarma

hakkında hazırlık soruşturması Cumhuriyet Savcıları veya yardımcıları tarafından bizzat

yapılır. Dava açıldığında sanık duruşmadan vareste tutulabilir ve hakkında açığa alma,

işten el çektirme işlemi uygulanmaz.

MADDE 4 – Her kim birinci maddenin (B) bendinde sayılan sanık veya hükümlüyü

saklar veya silah, cephane temin eder veyahut bunların sağlanmasında yardımcı olursa,

eylemi daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde üç yıldan aşağı olmamak üzere ağır

hapis cezasiyle cezalandırılır. Şu kadar ki, bu ceza müddeti asıl cürüm için kanunda tayin

edilen cezanın yarısını geçemez.

Bu fiili usul ve füruunun ve karı veya kocasının ve kardeşinin lehinde olarak işleyen

kimse, asıl cürüm için kanunda tayin edilen cezanın dörtte birini geçmemek üzere cezalandırılır.

Fiilin icrasında faillerle evvelce ittifak etmiş ve cürümü neticelendirmekte yardımı

dokunmuş olmaksızın usul ve füruunu ve karı veya kocasını ve kardeşini saklayan kimseye

ceza verilmez.

MADDE 5 – Birinci maddenin (B) bendinde yazılı ilanın başlangıcı ve ne suretle yapılacağı

Adalet ve İçişleri Bakanlıklarınca 6 ay içinde müştereken düzenlenecek bir yönetmelikte

gösterilir.

EK MADDE 1 – (Ek: 17/6/1987 – 3387/1 md.)

Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve

Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Anayasa düzenine ve genel güvenliğe aykırı

suçlarla ilgili; İçişleri Bakanlığınca belirlenecek kişilerin veya bu suçlardan sayılan olayların

faillerinin yakalanabilmesine yardımcı olanlara veya yerlerini yahut kimliklerini bildirenlere

para ödülü verilebilir. İçişleri Bakanlığınca ödül verilenler hakkında koruyucu

tedbir alınır. Bu kişilerin kimlikleri açıklanamaz.

Verilecek ödülün miktarı, şekil ve ilana ait esaslar İçişleri Bakanlığınca çıkarılacak

bir yönetmelikle gösterilir.

MADDE 6 – Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 7 – Bu Kanunun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

Tanımlar

MADDE 2 – Bu Kanunda geçen deyimlerden;

a) Toplantı; belirli konular üzerinde halkı aydınlatmak ve bir kamuoyu yaratmak

suretiyle o konuyu benimsetmek için gerçek ve tüzelkişiler tarafından bu Kanun çerçevesinde

düzenlenen açık ve kapalı yer toplantılarını,

b) Gösteri yürüyüşü; belirli konular üzerinde halkı aydınlatmak ve bir kamuoyu

yaratmak suretiyle o konuyu benimsetmek için gerçek ve tüzelkişler tarafından bu

Kanun çerçevesinde düzenlenen yürüyüşleri,

c) Mahallin en büyük mülki amiri; illerde vali, ilçelerde kaymakamı,

d) (Değişik: 2/1/2019 – KHK – 680/50 md.) Mahallin güvenlik amirleri; illerde il

emniyet müdürü ve il jandarma komutanını, ilçelerde ilçe emniyet amiri veya komiseri

ve ilçe jandarma komutanını, Sahil Güvenlik Komutanlığı için Sahil Güvenlik Bölge Komutanını,

Sahil Güvenlik Grup Komutanını ve Sahil Güvenlik Karakol Komutanı ile Sahil

Güvenlik Gemi/Bot Komutanını, (680 sayılı KHK nin 50. Maddesi ile değiştirilmiştir.) ifade

eder.

Bir il’e bağlı ilçelerin, o ilin belediye sınırları icindeki kısımlarına ilişkin olarak bu

Kanunun uygulaması yönünden mahallin en büyük mülki amiri, ilin valisidir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı

MADDE 3 – Herkes, önceden izin almaksızın, bu Kanun hükümlerine göre silahsız

ve saldırısız olarak kanunların suç saymadığı belirli amaçlarla toplantı ve gösteri yürüyüşü

düzenleme hakkına sahiptir.

(Değişik: 3/8/2002-4771/5 md.) Yabancıların bu Kanun hükümlerine göre toplantı

ve gösteri yürüyüşü düzenlemeleri, İçişleri Bakanlığının iznine bağlıdır. Yabancıların bu

Kanuna göre düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde topluluğa hitap etmeleri,

afiş, pankart, resim, flama, levha, araç ve gereçler taşımaları, toplantının yapılacağı

mahallin en büyük mülkî idare amirliğine toplantıdan en az kırksekiz saat önce yapılacak

bildirimle mümkündür.

İstisnalar

MADDE 4 – Aşağıda belirtilen toplantı ve faaliyetler bu Kanun hükümlerine tabi

değildir.

a) Siyasi partilerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların,

vakıfların, derneklerin, ticari ortaklıkların ve diğer tüzelkişilirin özel kanunlarına ve kendi tüzüklerine

göre yapacakları kapalı yer toplantıları,

b) Kanunlara uymak, kendi kural ve sınırları içinde kalmak şartıyla kanun veya gelenek

ve göreneklere göre yapılacak toplantı, tören, şenlik, karşılama ve uğurlamalar,

c) Spor faaliyetleri ile bilimsel, ticari ve ekonomik amaçlarla yapılan toplantılar,

d) Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanların Devlet ve Hükümet işleri hakkındaki

toplantı ve konuşmaları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelreinin halk ile yapacakları

sohbet niteliğindeki görüşmeler.

Seçim zamanına ilişkin hükümler

MADDE 5 – Seçim zamanlarında yapılacak propaganda toplantıları ile ilgili kanun

hükümleri saklıdır.

BÖLÜM 4

Yakınlarına Haber Verme

MADDE 9 – Yakalanan kişinin;

a) Kendisi ile birlikte bir kişi varsa bu kişi vasıtasıyla,

b) Suçun işlendiği yerde ikamet ediyorsa ve haber vereceği yakının telefon numarasını

biliyorsa telefon ile,

c) Haber vereceği yakının telefon numarasını bilmiyorsa bölge karakolu vasıtasıyla,

d) Konutu suç yeri dışında ise telefon ile veya kişinin adresinin bulunduğu yerle

ilişki kurulmak suretiyle, haber vermek istediği bir yakınına veya belirlediği bir kişiye

gözaltına alındığı veya gözaltı süresinin uzatıldığı ile ilgili olarak Cumhuriyet Savcısının

kararıyla haber verilmesi sağlanır.

Gözaltına alınan kişi yabancıysa, vatandaşı olduğu ülkenin büyükelçiliği veya konsolosluğuna

haber verilir.

Sağlık Kontrolü

MADDE 10 – Yakalanan kişinin gözaltına alınacak olması veya zor kullanılarak yakanlanması

hallerinde doktor kontrolünden geçirilerek yakalanma anındaki sağlık durumu

belirlenir.

Gözaltına alınan kişinin herhangi bir nedenle yerinin değiştirilmesi, gözaltı süresinin

uzatılması, serbest bırakılması ve adli mercilere sevk edilmesi işlemlerinden önce

de sağlık durumunun doktor raporu ile tespiti sağlanır.

Gözaltı süresinde herhangi bir nedenle sağlık durumu bozulanlar ile sağlık durumundan

şüphe edilenler derhal doktor muayenesinden geçirilir.

Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev alanına giren suçlarda, gözaltı süresinin

uzatılması halinde, iki kontrol arasındaki sürenin 4 günü geçmemesi koşulu ile gözaltına

alınan kişinin sağlık durumu doktor raporu ile tespit ettirilir.

Tıbbi muayene, kontrol ve tedavi, adli tıp kurumu veya resmi sağlık kuruluşları veya

belediye tabiplerince ücretsiz yapılır. Doktor raporu dört nüsha halinde düzenlenir.

Bu nüshalardan birisi gözaltı biriminde muhafaza olunur, ikincisi sanık gözaltı biriminden

çıkışında kendisine verilir, üçüncüsü soruşturma dosyasına eklenir, dördüncüsü ise

sağlık kuruluşunda saklanır.

Doktor ile muayene edilen şahsın yalnız kalmaları, muayenenin doktor hasta ilişkisi

çerçevesinde yapılması esastır. Ancak, doktor veya şüpheli, sanık ya da gözaltına alınan

kişi, kişisel güvenlik endişesini ileri sürerek muayenenin kolluk kuvvetleri gözetiminde

yapılmasını isteyebilir. Bu istek belgelendirilerek yerine getirilir.

Nezarethane İşlemleri

MADDE 11 – Üst araması yapılan kişinin nezarethaneye girişi, Yönetmeliğe ekli

“Nezarethaneye Alınanların Kaydına Ait Defter”e (Ek-B) kaydedilerek sağlanır.

Nezarethane işlemlerinde;

a) Aynı suçla ilgisi olanlar, birbirine hasım olanlar, erkek ve kadınlar bir araya konulmazlar,

çocuklar yetişkinlerden ayrı tutulurlar.

b) Nezarethanede zaruri haller dışında beşten fazla kişi birarada bulundurulmaz.

c) Tuvalet, temizlik gibi zorunlu ihtiyaçların giderilmesi görevli memurun gözetiminde

sağlanır.

d) Yiyecek ve içecekler önceden kontrol edilir.

e) Gözaltına alınan kişi saldırgan bir tutum sergilemeye başladığı veya kendine zarar

vermeye kalkıştığı taktirde önce sözle kontrol altına alınmaya çalışılır. Bu mümkün

olmadığı takdirde, hareketini giderecek derecede kuvvet kullanılabilir. Ancak zaruri olmadıkça

gerek kendisinin gerek başkasının hayatı, vücut bütünlüğü veya sağlığı tehlikeye

girmedikçe kuvvet kullanılmaz.

f) Saldırgan tutum ve davranışları kontrol altına alınamayan kişiler tıbbi müdahalede

bulunulması için sağlık kuruluşlarına gönderilirler.

g) Gözaltındaki kişinin beslenme, nakil, sağlığının korunması ve gerektiğinde tedavisi,

yakalandığının yakınlarına haber verilmesi giderleri bütçe ödeneklerinden karşılanır.

Nezarete Alınanların Kaydına Ait Defter

MADDE 12 – Gözaltı işlemleri nezarete alınanların kaydına ait deftere yazılmak suretiyle

tespit edilir. Denetime tabi olan bu defterde:

a) Kimlik bilgileri;

1) Adı ve soyadı,

2) Baba adı,

3) Cinsiyeti,

4) Doğum yeri ve tarihi,

5) Nüfusa kayıtlı olduğu yer,

Gözaltı Süresi, Salıverme ve Adli Mercilere Sevk

Gözaltı Süresi

MADDE 13 – Yakalanarak özgürlüğü fiilen kısıtlanan kişinin gözaltı süresi, bu kişinin

yakalanması ile birlikte başlar.

Bir veya iki kişi tarafından işlenen suçlarda yakalanan kişi serbest bırakılmazsa en

yakın hakime gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç 24 saat içinde hakim önüne çıkarılır.

Suç, Devlet Güvenlik Mahkemesinin görev alanına giriyorsa bu süre 48 saattir.

Gözaltı Süresinin Uzatılması

MADDE 14 – Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev alanına giren suçlar da dahil

olmak üzere toplu suç halinde, delillerin toplanmasında güçlük, fail sayısının çokluğu ve

benzeri sebeplerle gözaltı süresini Cumhuriyet savcısı yazılı emir ile 4 güne kadar uzatabilir.

Kimse, bu süreler geçtikten sonra hakim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun

bırakılamaz.

Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev alanına giren suçların olağanüstü hal ilan

edilen bölgelerde işlenmesi durumunda, 4 günlük süre Cumhuriyet Savcısının talebi ve

hakim kararı ile 7 güne kadar uzatılabilir. Hakim karar vermeden önce yakalanan kişiyi

dinler.

Yakalama İşlemine Karşı Hakime Başvurma

MADDE 15 – Devlet Güvenlik Mahkemesinin yetkisine giren suçlar dahil, yakalama

işlemine veya gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine

karşı, hemen serbest bırakılmasını sağlamak için yakalanan kişinin dilekçesi yetkili hakime

en seri şekilde ulaştırılır.

Yetkili Mercilere Sevk veya Serbest Bırakma

MADDE 16 – Yakalanan kişi, gözaltına alınmasını gerektirecek bir nedenin tespit

edilememesi veya yakalama sebebinin ortadan kalkması halinde kolluk kuvvetince derhal

salıverilir.

Yakalanan kişi, hakkında ıslah veya tedavi tedbiri alınması gereken kişilerden ise

ilgili kuruma teslim edilir.

Gözaltı süreleri azami süreler olup gözaltına alınan kişilerin işlemlerinin en kısa sürede

bitirilmesi esastır.

Gözaltına alınanlar, işlemleri bitirildikten sonra gözaltı süresinin dolması beklenmeden

kolluk kuvvetince ilgili Cumhuriyet savcılığına derhal sevk edilir.

Gözaltı süresi içerisinde ve nihayet süre sonunda, gözaltı sebebinin ortadan kalkması

veya kişi hakkında delil elde edilememesi hallerinde durum derhal yetkili Cumhuriyet

savcısına bildirilir, tutuklama işlemine girişilmediğinde kişi hemen salıverilir.

Yakalama işlemine veya gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının

emrine karşı hakime yapılan başvuru üzerine verilen serbest bırakma kararı derhal uygulanır.

Emanete alınan şahsi eşya, para eksiksiz olarak adı geçene teslim edilerek ve girişte

tanzim edilen üst veya vücut araması tutanağına şerh düşülerek kendisine imzalatılır.

Sevk veya serbest bırakma işlemi ve sebebi, Yönetmeliğin eki “Sevk/Serbest Bırakma

Tutanağı”na (Ek-C) bağlanır, bunun bir sureti gözaltından çıkarılan kişiye verilir.

Yeniden Yakalama Yasağı

MADDE 17 – Gözaltına alınıp da serbest bırakılan kişi, yakalamaya konu olan fiil

sebebiyle yeni ve yeterli delil elde edilmedikçe ve Cumhuriyet savcısının emri olmadıkça

aynı fiilden dolayı bir daha yakalanamaz ve gözaltına alınamaz.

Küçüklerle İlgili Özel Hüküm

MADDE 18 – Küçükler bakımından yakalama ve ifade alma yetkileri aşağıdaki şekilde

sınırlandırılmıştır.

a) Fiili işlediği zaman onbir yaşını bitirmemiş olanlar ile onbeş yaşını bitirmemiş

sağır ve dilsizlere ceza verilmesi Türk Ceza Kanunu ve Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu,

Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile yasaklandığından bu kişiler suç nedeni

ile yakalanamaz. Ancak fiil, kanunen bir seneden fazla hapis cezasını veya daha ağır bir

cezayı gerektiren bir cürüm ise kimlik ve suç tespiti amacı ile yakalama yapılabilir. Kimlik

tespitinden hemen sonra küçük serbest bırakılır. Suç tespitinde küçük hiçbir suretle

kullanılmaz. Tespit edilen kimlik ve suç, mahkeme başkanı tarafından tedbir kararı

alınmasına esas olmak üzere derhal Cumhuriyet savcılığına bildirilir.

b) Onbir yaşını bitirmiş, ancak onsekiz yaşını doldurmamış olanlar suç sebebi ile

yakalanabilirler. Bu küçükler, yakınları ile müdafiye haber verilerek derhal Cumhuriyet

savcılığına sevk edilirler; hazırlık soruşturması Cumhuriyet Başsavcısı veya görevlendireceği

Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yapılır ve aşağıdaki hükümlere göre yürütülür:

1) 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanununun hükümleri uygulanmaz.

2) Küçüğün gözaltına alındığı ana-baba veya vasisine bildirilir.

3) Kendi talebi olmasa bile müdafiden yararlandırılır, ana-baba veya vasi müdafi

seçebilir.

4) Müdafi hazır bulundurulmak şartı ile şüpheli küçüğün ifadesi alınır.

5) Kendisinin yararına aykırı olduğu saptanmadığı sürece ve kanuni bir engel bulunmadığı

durumlarda ana-babası veya vasisi ifade alınırken hazır bulunabilir.

6) Yetişkinlerden ayrı tutulur.

7) Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunda

yazılı suçlar büyüklerle beraber işlendiği takdirde hazırlık soruşturması sırasında küçüklerle

ilgili evrak ayrılır, büyükler ve küçüklerin soruşturmaları ayrı ayrı yürütülür.

8) Küçüklerin kimlikleri ve eylemleri mutlaka gizli tutulur.

9) Suçun mağduru küçükse, bunlara karşı işlenen meşhur suçlarda, kovuşturulması

suçtan zarar gören kimsenin şikayetine bağlı olan fiillerde şüphelinin yakalanması ve

soruşturma yapılması için şikayete gerek yoktur.

10) Küçüklerle ilgili işlemler mümkün olduğu ölçüde sivil kıyafetli görevliler tarafından

yerine getirilir. Küçüklere kelepçe takılamaz.

11) Sıfır-onsekiz yaşları arasındaki küçükler için kovuşturma niteliği taşımayan, suç

isnadı oluşturmayan her türlü araştırma yapılabilir; suçun iz, emare, eser ve delilleri

tespit edilir, muhafaza altına alınır ve belgelenir, şüpheli hakkında bilgi toplanır ve geciktirilmemesi

gereken her türlü acele işlemler yapılır.” (2)

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Müdafi ile İlgili Hususlar

Müdafi Tayini

MADDE 19 – Yakalanan kişi veya şüphelinin kendisi müdafi tayin edebileceği gibi

varsa kanuni temsilcisi de müdafi seçebilir.

Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev alanına giren suçlar hariç kişinin kendisi

müdafi tayin edebilecek durumda değilse, isteği halinde baro tarafından kendisine müdafi

tayin edilir. Bu durumdaki kişinin müdafi talebi kolluk kuvveti tarafından derhal baroya

bildirilir.

Yakalanan kişi veya şüpheli onsekiz yaşını bitirmemiş veya sağır veya dilsiz veya

kendisini savunamayacak derecede malul olup müdafii de bulunmazsa talebi aranmaksızın

kendisine müdafi tayin edilmek üzere durum kolluk kuvvetince derhal baroya bildirilir.

Müdafi ile Görüşme

MADDE 20 – Yakalanan kişi müdafi ile vekaletname aranmaksızın her zaman ve

konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir.

Soruşturmayı geciktirmemek kaydıyla ve yakalanan kişi isterse, vekaletname

aranmaksızın ancak bir müdafi ifadede hazır bulunabilir.

Müdafi ile yazışmalar denetime tabi tutulamaz.

Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev alanına giren suçlarda ise, yakalanan kişi,

ancak Cumhuriyet Savcısı tarafından gözaltı süresinin uzatılmasına yazılı olarak emir verilmesinden

sonra müdafii ile görüşebilir.

Her kolluk biriminde görüşme için uygun şartlara haiz görüşme yeri ayrılır. (8)

Müdafiin Dava Evrakını İncelemesi

MADDE 21 – Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev alanına giren suçlar hariç

müdafi, hazırlık evrakı ile dava dosyasının tamamını incelemek ve istediği evrakın bir

suretini harçsız almak hakkına sahiptir. Ancak bu hakkın kullanılması hazırlık soruşturmasının

amacını tehlikeye düşürebilecek ise, sulh hakiminin kararı ile hazırlık soruşturması

sırasında bu hak kısıtlanabilir. Bu husustaki karar Cumhuriyet Savcısının talebi üzerine

verilebilir. Bununla beraber yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak

ile bilirkişi raporları ve yakalanan kişinin veya şüphelinin hazır bulunmaya yetkili olduğu

adli işlemlere ilişkin evrakın incelenmesinde bu hakkın kısıtlanmasına karar verilemez.

(3) (9)

BEŞİNCİ BÖLÜM

İfade

İfadenin Esasları

MADDE 22 – İfade, kolluk kuvveti amir ve memurları tarafından aşağıda belirtilen

esas ve usuller çerçevesinde alınır:

a) İfade verenin kimliği tespit edilir. İfade veren kimliğine ilişkin soruları doğru olarak

cevaplandırmak zorundadır.

b) Yakalama ve yakalama süresinin uzatılmasına ilişkin emirden, yakalananın bir

yakınına veya belirlediği bir kişiye Cumhuriyet Savcısının kararıyla gecikmeksizin haber

verildiği veya verileceği bildirilir.

c) Kendisine isnat edilen suç anlatılır. İsnat edilen suç hakkında açıklamada bulunmamasının

kanuni hakkı olduğu hatırlatılır.

d) Müdafi tayin hakkının bulunduğu, müdafi tayin edebilecek durumda değilse baro

tarafından kendisine müdafi tayin edilebileceği, arzu ederse müdafiin soruşturmayı

geciktirmemek kaydıyla ifade alınırken yanında bulunabileceği, bunun için vekalet vermesinin

gerekmediği bildirilir.

e) Talep ederse, bir müdafi görevlendirilmesi için baroya haber verilir. Müdafiin

gelmesi için makul bir süre beklenir, müdafi gelmezse bu husus tutanağa kaydedilerek

ifade alma işlemine başlanır.

f) Kendisi aleyhine var olan şüphe sebeplerini ortadan kaldırmak ve lehine olan

hususları ileri sürmek imkanı verilir.

g) Şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını talep edebileceği hatırlatılır.

h) Şahsi halleri hakkında bilgi alınır.

ı) İfade alma şüphelinin lehine olan delilleri açıklamasına engel olmayacak biçimde

yürütülür.

i) İfade bir tutanakla tespit edilir.

j) İfade alınan yer, tarih, şüphelinin açık kimliği, bu işlem sırasında hazır bulunanların

kimlikleri, görevleri, bu işlemler yapılırken yukarıdaki esaslara uyulup uyulmadığı,

uyulmamış ise sebepleri tutanağa geçirilir.

k) Tutanak, okunup anlaşıldıktan sonra hazır bulunanlarca imzalanır. İmzadan imtina

eden varsa bunun sebepleri tutanakta belirtilir.

Müdafi sadece hukuki yardımda bulunabilir, şüphelinin ifadesi alınırken şüpheliye

sorulan soruya doğrudan cevap veremez, onun yerini aldığı izlenimi veren herhangi bir

müdahalede bulunamaz. Hukuki yardım maddi olayı karartabilecek müdahalelerin yapılması

anlamına gelmez. Müdafi, şüpheliye bütün kanuni haklarını hatırlatabilir ve

müdafiin her türlü müdahalesi tutanağa geçirilir.

Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görevine giren suç nedeniyle ifadesi alınan kişiye

birinci fıkranın (d) ve (e) bentleri uygulanmaz. (10)

İfade Almada Yasak Yöntemler

MADDE 23 – İfade veren şüphelinin beyanları hür iradesine dayanmalıdır. Yasak

yöntemlerle elde edilen ifadeler, rızası olsa bile delil olarak değerlendirilemez. Bu nedenle

gözaltındaki kişiye;

a) Özgür iradeyi engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, zorla ilaç verme,

yorma, aldatma, bedensel cebir ve şiddette bulunma, bazı araçlar uygulama gibi iradeyi

bozan bedeni veya ruhi müdahaleler yapılamaz.

b) Kanuna aykırı bir menfaat vaat edilemez.

ALTINCI BÖLÜM

Nezarethane ve İfade Alma Odası

Nezarethane ve İfade Alma Odası

MADDE 24 – Nezarethaneler en az 7 metrekare genişliğinde, 2,5 metre yüksekliğinde

ve duvarlar arasında en az 2 metre mesafe olacak şekilde düzenlenir. Yeterli tabii

ışıklandırma ve havalandırma imkanları sağlanır.

Nezarethanelerde zaruri haller dışında beşten fazla kişi bir arada gözaltında tutulmaz.

Nezarethanelerde gözaltına alınan kişilerin yatmaları ve oturmaları için yeteri kadar

sabit ve dayanıklı oturma yerleri bulundurulur.

Mevsim şartları ve gözaltı yerlerinin maddi şartları da dikkate alınarak, geceyi gözaltında

geçirecek şahıslar için yeterli miktarda battaniye ve yatak temin edilir.

BÖLÜM 5

Adlî kollukla ilgili esaslar

Görevlendirme

MADDE 4– Soruşturma yapmak üzere;

a) Emniyet Genel Müdürlüğünce, asgarî tam teşekküllü bir polis karakolu bulunan

yerlerde,

b) Jandarma Genel Komutanlığınca, asgarî tam teşekküllü bir jandarma karaolu

bulunan yerlerde,

c) Sahil Güvenlik Komutanlığınca, asgarî sahil güvenlik bot komutanlıklarının bulunduğu

yerlerde,

d) (Değişik:RG-21/9/2012-28419) Gümrük Muhafaza Genel Müdürlüğünce, gümrük

muhafaza kaçakçılık ve istihbarat müdürlüğü, gümrük müdürlüğü ile müstakil bölge

ve kısım âmirlikleri bulunan yerlerde, mevcut imkanlar ölçüsünde yeterince adlî kolluk

personeli görevlendirilir.

MADDE 5 – Adlî kollukla ilgili düzenleme ve uygulamalarda aşağıdaki genel esaslara

uyulur:

Adlî kolluk, bağlı bulunduğu kolluk teşkilâtının bir parçası olup, öncelikli görevi,

karşılaştığı suçun işlenmesini önlemektir.

(Değişik:RG-1/3/2014-28928) Cumhuriyet savcılarınca, adlî görevler ile ilgili emir

ve talimatlar, kolluk birimlerinin aralarındaki işbölümü ile kolluk teşkilâtlarının görev ve

yetki alanlarına göre verilir.

Adlî kolluk, adlî görevlerin haricindeki hizmetlerde üstlerinin emrindedir.

Adlî kolluk görevlilerine, adlî görevi bulunmayan üstleri tarafından, yürütülen soruşturma

ile ilgili emir ve talimat verilemez. Yönetmeliğin 7 nci maddesi hükümleri saklıdır.

Adlî kolluk görevlileri, kadrolarında yer aldıkları birimlere mevzuatla verilmiş ve

adlî görev kapsamı dışında kalan diğer görev ve hizmetleri de yerine getirirler.

b) Adlî kolluk görevlilerinin özlük hakları, bağlı oldukları teşkilât tarafından yürütülür.

c) (Ek:RG-21/12/2013-28858)2 4 En üst dereceli kolluk amiri adlî olayları, suç işlenmesini

önlemek, kamu düzen ve güvenini korumakla ve bu konuda gerekli tedbirleri

almakla görevli ve yetkili olan mülki idare amirine derhal bildirir.2 4

Görev ve yetkiler

MADDE 6 – Soruşturma işlemleri, Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda

öncelikle adlî kolluğa yaptırılır. Adlî kolluk görevlileri Cumhuriyet savcısının adlî

görevlere ilişkin emirlerini gecikmeksizin yerine getirir.

(Değişik:RG-21/12/2013-28858) Adlî kolluk görevlileri, kendilerine yapılan bir suça

ilişkin ihbar veya şikâyetleri; el koydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan

tedbirleri derhâl Cumhuriyet başsavcılığına ve en üst dereceli kolluk amirine bildirir ve

ilgili Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma

işlemlerine başlar.2 4

(Ek fıkra:RG-21/12/2013-28858)380 1 4 Ceza Muhakemesi Kanununun 135 inci

maddesinin altıncı fıkrasında sayılan suçlar nedeniyle yapılan soruşturmaların aşamaları

hakkında Cumhuriyet savcısı tarafından doğrudan veya varsa ilgili Cumhuriyet başsavcı

vekili aracılığıyla Cumhuriyet başsavcısına yazılı olarak bilgi verilmesi zorunludur. Bu

bildirim yazıları görüldü şerhinden sonra soruşturma dosyasında muhafaza edilir.

En üst dereceli kolluk amiri, adlî kolluk hizmetlerinin

etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi amacıyla adlî kolluk görevlileri üzerinde

gözetim, denetim, planlama ve gerektiğinde diğer idari tedbirleri almaya ve iş bölümünü

yapmaya yetkilidir. 2

Bir ölümün doğal nedenlerden meydana gelmediği kuşkusunu doğuracak bir durumun

varlığı veya ölünün kimliğinin belirlenememesi hâlinde; kolluk görevlisi, durumu

derhâl Cumhuriyet başsavcılığına bildirmek ve Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda

soruşturma işlemlerine başlamak zorundadır.

Cumhuriyet savcısı, adlî kolluk görevlilerine emirleri yazılı; acele hâllerde, sözlü

olarak verir. Sözlü emir, en kısa sürede yazılı hâle dönüştürülerek mümkün olması

hâlinde en seri iletişim vasıtasıyla ilgili kolluğa bildirir; aksi hâlde ilgili kolluk görevlilerince

alınmasına hazır edilir. Ancak, kolluk görevlisi emrin yazılı hâle getirilmesini beklemeden

sözlü emrin gereğini yerine getirir.

Suçüstü hâli ile gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, Cumhuriyet savcısına erişilemiyorsa

veya olay genişliği itibarıyla Cumhuriyet savcısının iş gücünü aşıyorsa, sulh

ceza hâkimi de bütün soruşturma işlemlerini yapabilir. Bu durumda adlî kolluk görevlileri,

sulh ceza hâkimi tarafından emredilen tedbirleri alır ve araştırmaları yerine getirir.

Adlî kolluk görevlileri, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi

için, Cumhuriyet savcısının emirleri doğrultusunda şüphelinin lehine veya aleyhine

olan tüm delilleri, kanunda ön görülen koşullara uyarak toplamak, muhafaza altına

almak ve bunları bir fezleke ile Cumhuriyet savcısına sunmakla yükümlüdür. Hukuka

aykırı delil elde edildiğinin tespiti hâlinde, fezlekede bu hususa da yer verilir. Adlî kolluk

görevlileri diğer soruşturma işlemlerini de aynı titizlikle yerine getirir.

Olay yerinde görevine ait işlemlere başlayan adlî kolluk görevlisi, bunların yapılmasına

engel olan veya yetkisi içinde aldığı tedbirlere aykırı davranan kişileri, işlemler

sonuçlanıncaya kadar önce sözlü olarak ikâz eder; uyulmaması hâlinde zor kullanarak

olay yerinden uzaklaştırır. İlgilinin ısrarı hâlinde yakalama işlemi uygulanır.

Diğer kolluk birimlerinin adlî kolluk görevi

MADDE 7 – Gerektiğinde veya Cumhuriyet savcısının talebi hâlinde, diğer kolluk

birimleri de adlî kolluk görevini yerine getirmekle yükümlüdür. Bu durumda, kolluk görevlileri

hakkında, adlî görevleri dolayısıyla Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanır.

Adlî Kolluk Görevlilerinin Nitelikleri, Hizmet Öncesi ve Hizmet İçi Eğitimleri

Adlî kolluk görevlilerinin nitelikleri

MADDE 8 – Adlî kolluk görevlileri, kolluk görevlilerinin ilgili mevzuatına göre taşıması

gerekli olan niteliklere sahip olmalıdır.

Adlî kolluk görevlilerinin, yüklendiği görevlerin gerektirdiği bilgi ve vasıfları taşıması

sağlanır.

Her hizmet bölümü için gerekli koşullar, kanun veya kolluk birimlerinin bağlı bulundukları

bakanlıklarca çıkarılan mevzuatta belirtilir.

 Adlî kolluğun hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimi

MADDE 9 – Adlî kolluk görevi yapacak personelin verilen görevleri en iyi seviyede

yapabilmesi için bu personel hizmet öncesi ve hizmet içi eğitime tâbi tutulur. a) Hizmet

öncesi eğitim;

1) Hizmet öncesi eğitimde kolluk personelinin, adlî kolluk görevlerini ifa edebilecek

biçimde yetiştirilmeleri esastır.

2) Hizmet öncesi eğitim müfredatlarında; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanununun temel ilkeleri, ceza sorumluluğunun esasları, özel hükümler, 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu ile diğer kanunlarda yer alan ve kolluk tarafından yerine getirilen

suç soruşturmasına ilişkin işlemlerin hukukî çerçevelerine yönelik konulara yer

verilir.

Adlî kolluk hizmetinin denetimi

MADDE 13 – Cumhuriyet başsavcıları ve Cumhuriyet savcıları;

a) Adlî kolluk hizmetlerinin etkin ve verimli yürütülebilmesi amacıyla, adlî kolluk

görevlilerince ifa edilen adlî işlemleri her zaman denetler.

b) Yürütülen soruşturma evrakını gerektiğinde ilgili adlî kolluk biriminde inceleyerek,

soruşturmaya ilişkin eksik gördüğü hususların ikmalini emredebileceği gibi, soruşturma

evrakı ve taraflarının bulunduğu hâl üzere Cumhuriyet başsavcılığına intikal ettirilmesi

talimatını da verebilir.

Cumhuriyet başsavcıları veya Cumhuriyet savcıları adlî görevlerinin gereği olarak,

gözaltına alınan kişilerin bulundurulacakları nezarethaneleri, varsa ifade alma odalarını,

bu kişilerin durumlarını, gözaltına alınma sürelerini, gözaltına alma ile ilgili tüm kayıt ve

işlemlerini denetler, sonucunu nezarethaneye alınanların kaydına ait deftere kaydeder.