Kutalmışbey kimdir? Kutalmışoğlu Süleyman Şah kimdir? Kutalmış kim öldürdü? Kutalmış Bey nasıl öldü? Kutalmış Bey kimdir?

23.01.2023

Kutalmışbey kimdir? Kutalmış kim öldürdü? Kutalmış Bey nasıl öldü? Kutalmış Bey kimdir?

Türkiye Selçuklu Sultanlarının atası olan Kutalmış, babası Arslan Yabgu’nun Gazneli Mahmud tarafından tutuklanması üzerine Tuğrul Bey’in yanına gelerek onun hizmetine girmiş ve bu hizmeti isyanına kadar devam etmiştir.

Kutalmış (Arap alfabesiyle: قتلمش), tam adıyla Ümeyr bin Şuyyim bin Amr Arslan Yabgu bin Kutalmış (ö. 7 Aralık 1063), Türk hükümdardır.

Babası Arslan Yabgu’dur.

Selçuklu sultanı Tuğrul Bey’in amcaoğludur. Kendisi sonradan Tuğrul Bey’e isyan etmiştir.

Oğlu Kutalmışoğlu Süleyman Şah Türkiye Selçuklu Devleti’ni kurmuştur.

“Mutluluk almış”, bunun yanında “mübarek, uğurlu” manasında bir isim olan Kutalmış, kaynaklardaki yazılışlarına göre “Kutulmuş, Kutlamış” gibi şekillerde de okunabilmektedir.

Kutalmışoğlu Süleyman Şah KİMDİR?

Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi içerisinde yer alan bilgilere göre Selçuk Bey’in torunu Kutalmış’ın oğludur. Kutalmış, Sultan Alparslan karşısında giriştiği savaşta yenilgiye uğrayıp kaçarken atından düşüp ölmüş (455/1063), çocukları Süleyman Şah, Mansur, Alp İlig ve Devlet (Dolat), Alparslan tarafından esir alınmıştı.

Nizâmülmülk, Kutalmış’ın bütün çocuklarının öldürülmesini isteyen Alparslan’a bunun devlete hayır getirmeyeceğini söyleyip engel olmuştu. Süleyman Şah ve kardeşleri bu dönemde Urfa-Birecik taraflarında bir tür sürgün hayatı yaşadılar.

Süleyman Şah, Sultan Melikşah tahta çıktığı sıralarda kardeşleriyle birlikte, Bizans hâkimiyetindeki Anadolu’da Fırat ırmağı boylarında ve Urfa dolaylarında fetihlerde bulunduktan sonra Orta Anadolu’ya geçerek fetih harekâtına burada devam etti.

Bu dönemde, Büyük Selçuklu Devleti’ne tâbi olarak Filistin’de bir Türkmen beyliği kurup fetihlere devam eden Atsız b. Uvak’a karşı bir tavır içinde olan emîrlerinden Şöklü, Fâtımîler yönetimindeki Akkâ’yı fethedip Atsız’dan ayrılarak bir beylik kurmak için bazı girişimlerde bulundu. Süleyman Şah’ın kardeşlerinden birine, kaynaklarda adı verilmemekle birlikte muhtemelen Alp İlig’e mektup göndererek hizmetinde bulunmak istediğini, sultanın ailesinden sayılmayan Atsız’a tâbi olmayacağını, eğer Atsız’ı yenebilirlerse Fâtımîler’in de kendilerine yardımda bulunacağını, böylece Suriye ve Filistin’e kolayca hâkim olacaklarını söyledi ve onu Filistin’e davet etti. Kutalmışoğlu, kardeşi Devlet ve amcası Resul Tegin’in bir oğlu ile beraber Taberiye’ye gidip Şöklü’ye katıldı ve Fâtımî Devleti’ne tâbi olduğunu ilân etti. Bunu haber alan Atsız, harekete geçip Şöklü ve müttefiki Kutalmışoğulları’nı Taberiye’de yenilgiye uğrattı (467 sonları / Temmuz 1075), esir aldığı Şöklü’yü ve oğlunu öldürttü, Kutalmışoğulları’nı koruma altına aldı ve durumu bir elçiyle Sultan Melikşah’a arzetti.

Kardeşlerinin ve amcasının oğlunun esir alındığını öğrenen Süleyman Şah, Kuzey Suriye’ye inip Selçuklu vasalı Mirdâsî Emîri Celâlüddevle Nasr b. Mahmûd’un yönetimindeki Halep’i kuşattı. Nasr, bir süre Süleyman Şah’la savaştıktan sonra ona bir mektup göndererek sultanın nâibi olduğunu, eğer ona itaat ediyorsa kendisine vereceği bir miktar mal ve parayla Halep’ten ayrılması gerektiğini söyledi. Bunun üzerine kuşatmayı kaldıran Süleyman Şah daha güneydeki Selemiye’ye gelip karargâh kurdu.

Bu arada Emîr Atsız b. Uvak’a haber yollayarak kardeşlerinin ve amcasının oğlunun kendisine gönderilmesini istedi. Atsız, Süleyman Şah’ın bu isteğini yerine getirmeyip durumu Sultan Melikşah’a arzettiğini bildirdi. Ardından sultandan gelen bir emirle Kutalmışoğulları’nı ve amcalarının oğlunu bu sırada Bağdat’ta bulunan Aytekin es-Süleymânî’ye gönderdi, o da başşehir İsfahan’a yollayıp sultana teslim ettirdi. Daha sonra Bizans yönetimindeki Antakya’yı kuşatan Süleyman Şah, Vali Isaakios Komnenos ile 20.000 dinar karşılığında barış yaparak kuşatmayı kaldırdı. Halep civarında Atsız’a yardıma gelmekte olan 3000 Türkmen atlısına saldırdı ve mallarını yağmalayıp Antakya yöresine döndü.

Anadolu’da yeniden fetihlere başlayan Süleyman Şah, kısa zamanda Orta Anadolu üzerinden daha önce Selçuklu akıncılarının harekâtta bulunduğu Marmara denizi yönüne hareket ederek İznik’i fethetti ve burasını temellerini atmakta olduğu Anadolu Selçuklu Devleti’nin başşehri yaptı.

Azîmî, Süleyman Şah’ın İznik’i 467 (1075) yılında ele geçirdiğini kaydeder (Azimî Tarihi, s. 16, trc. s. 21). Bu rivayeti esas alan bazı Selçuklu tarihçileri Anadolu Selçuklu Devleti’nin bu tarihte, bazıları ise 1078-1081 yılları arasında kurulduğunu kabul etmiş, bu konuda başka görüşler de ileri sürülmüştür (Kafesoğlu, TED, sy. 10-11 [1981], s. 1-28). Sultan Melikşah, Süleyman’a bu başarısından dolayı kendisini Anadolu Selçuklu Devleti hükümdarı olarak tanıyan bir menşur, Abbâsî Halifesi Kāim-Biemrillâh da hil‘at ile “Nâsırüddevle, Ebü’l-fevâris, Rüknüddin” unvan ve lakaplarını verdiğini bildiren bir ferman gönderdi. Süleyman Şah’ın kendi adına para bastırıp hutbe okuttuğuna dair bir kayıt bulunmamaktadır. Bu sebeple kurduğu devletin hukukî bakımdan Büyük Selçuklu Devleti’ne tâbi olduğu söylenebilir. Nitekim kaynaklarda Sultan Melikşah’a tâbiiyetine dair açık ifadeler yer almaktadır.

Süleyman Şah’ın İznik’i fethettiği sıralarda Bizans’ın siyasî durumu karışıktı. Rumeli ordusu kumandanı Nikephoros Bryennios ile Anadolu ordusu kumandanı Nikephoros Botaneiates, İmparator Mikhail Dukas’a karşı ayaklanarak imparatorluklarını ilân etmişlerdi. Kütahya’dan İstanbul’a yürüyen Botaneiates, Sultan Alparslan’a isyan edip Bizans’a sığınan Erbasgan’ı Süleyman Şah’a göndererek ittifak teklifinde bulundu. Süleyman Şah bu teklifi kabul etti ve 2000 kişilik bir kuvvet gönderdi.

Botaneiates, Bizans tahtını ele geçirip imparator oldu (1078). Bizans’ın bu karışık durumundan faydalanan Süleyman Şah devletinin sınırlarını Marmara ve Karadeniz yönlerinde genişletti. Kısa zamanda Bursa çevresiyle Kocaeli yarımadasını ele geçirerek Üsküdar ve Kadıköy’e doğru ilerledi, hatta Anadolu kıyılarında gümrük daireleri kurup Boğaz’dan geçen gemilerden vergi almaya başladı. Böylece İstanbul Boğazı, Selçuklu-Bizans sınırlarını oluşturmuş oldu.

Süleyman Şah’ın Anadolu Selçuklu Devleti’ni kurmasının ardından kalabalık Türkmen kitlelerinin Azerbaycan’dan Anadolu’ya gelmesiyle bu coğrafyada Türk nüfusu çoğalmaya başladı. Bizans’ta ortaya çıkan huzursuzluklar yüzünden çeşitli ırklardan oluşan yerli halklar, Süleyman Şah’ın yönetimini benimsedikleri gibi büyük arazi sahiplerinin hizmetinde çalışan ve esir muamelesi gören köylüler Selçuklu yönetiminde hürriyetlerini kazandılar ve toprak sahibi oldular.

You cannot copy content of this page