Anayasa Hukuku Notları

Anayasa Kavramı

Anayasa kelimesi, Latince “constitutio” teriminin karşılığı olarak kullanılmaktadır. Bu terim Fransızca, İngilizce ve Almancada da “Constitution” şeklinde kullanılmaktadır. Bu terim ise Türkçe karşılığı olarak oluşum veya kuruluş terimine tekabül etmektedir.

Anayasa kavramı, herkesin kabul ettiği bir tanıma sahip değildir. Genel olarak öğretide anayasa kavramı şöyle tanımlanmaktadır: Anayasa, devletin yapısını, hükümet şeklini, organlarını, bu organlar arasındaki ilişkileri gösteren, kişilerin temel hak ve özgürlüklerini garanti altına alan kurallar bütünüdür.

Anayasa Türleri

Anayasalar çeşitli açılardan sınıflandırılabilmektedir.

Yazılı Anayasa-Yazısız Anayasa

Anayasalar, yazılı olup olmamalarına göre sınıflandırılmaktadır. Şüphesiz ilk anayasa olan 1787 tarihli Amerikan Anayasası’ndan günümüze kadar yapılmış olan anayasalar, bir metin olarak kaleme alınmış yazılı anayasalardır. Ancak, yazılı olmayan anayasaların varlığı da yadsınamaz. Yazısız anayasa verilebilecek en güzel örnek İngiliz Anayasası’dır.

Yumuşak Anayasa-Katı Anayasa

Anayasalar, anayasanın üstünlüğü, değişmez maddelerin varlığı, anayasanın yapımı ve anayasa değişikliğinin şekil ve usulüne bağlı olarak da yumuşak ve katı anayasalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadırlar.

Yumuşak anayasalar, kanunların yapılmasında izlenen usulle yapılan anayasalardır. Herhangi bir nitelikli çoğunluğa gerek kalmaksızın yapılabilen anayasalardır.

Buna örnek olarak ilk önce İngiliz Anayasası’nı verebiliriz. Geleneksel veya teamüli anayasa olan İngiliz anayasası yumuşak bir anayasadır. Ayrıca bazı anayasalar, nasıl değiştirileceğini öngörmeyerek, kanunlar gibi değiştirilebilme yolunu açmışlardır. 1848 İtalyan Anayasası ve 1921 Türk Anayasası bunlardandır.

Çerçeve Anayasa-Kazuistik Anayasa

Bakınız anayasaları kazuistik anayasa ve çerçeve anayasa diye ikiye ayırmaktayız. Çerçeve anayasa, yalnızca temel prensipleri düzenleyen, ayrıntısız ve kısa anayasadır. Buna örnek olarak 1949 Federal Alman Anayasası ile 1787 Amerikan Anayasasını örnek verebiliriz. 1787 Amerikan Anayasası 7 maddeden ibarettir. Federal Alman Anayasası ise ayrıntılı düzenlemeler yerin temel prensipleri düzenleyerek ayrıntıyı kanun koyucuya bırakmıştır.

Örn. Federal Alman Anayasası’nın 1. maddesi “İnsan onuru ve haysiyeti dokunulmazdır” diyerek temel prensibi getirmiş.

Anayasa Hukuku Kavramı

Anayasa hukuku, birçok yazar tarafından farklı farklı tanımlanmış olsa bile her birinin ortak yönünün bulunduğu yadsınamaz. Anayasa hukuku, yasama, yürütme yargı gibi devletin temel organlarının kuruluşunu, işleyişini ve bu organlar arasındaki ilişkileri ve kişilerin temel hak ve özgürlüklerini düzenleyen hukuk kurallarını inceleyen bir hukuk disiplinidir. Şüphesiz buna ilave edilmesi gereken bir iki nokta daha mevcuttur.

Anayasa

Anayasa hukukun birincil biçimsel kaynağını anayasa oluşturmaktadır. Anayasanın biçimsel kaynaklarının başında gelmesinin bir sonucu da; anayasa normlar hiyerarşisinde en üst sırada yer alır. Diğer normlar, yani kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik v.b. kurallar anayasaya aykırı olamazlar.

Anayasanın üstünlüğü ilkesi 1982 Anayasasının 11. Maddesinde de açıkça belirtilmiştir. 11. maddenin 2. fıkrasına göre “kanunlar, anayasaya aykırı olamazlar”. Burada kullanılan kanun kavramı geniş anlamda kanundur.

Yani her türlü düzenleyici işlem anayasa aykırı olamaz demektedir. Normlar hiyerarşisinde yeri kesin olmasa da uluslararası sözleşmeler de anayasa hukukunun kaynaklarındandır.

Kanun

Kanunlar, anayasanın öngördüğü yetkili organ tarafından, gene anayasanın öngördüğü usul ve şekil şartları doğrultusunda yapılan soyut, genel ve yazılı hukuk kuralı olarak ifade edilmektedir. Bu kanunlar, normlar hiyerarşisinde anayasanın altında yer alır. Anayasanın 87. maddesine göre “kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak” TBMM’nin görev ve yetkilerinden biridir. TBMM tarafından Anayasanın ve Meclis içtüzüğünün usullerine uyularak yapılan ve Cumhurbaşkanı tarafından Resmi Gazetede kanun başlığı altında yayımlanan işlemleridir.

 Kanunların nasıl yapılacağı, yani nasıl hazırlanıp nasıl kabul edileceği, daha sonra da nasıl yayımlanacağı Anayasanın 88. ve 89. maddeleri ila Meclis İçtüzüğünün 73.ile 91. maddeleri arasında ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir.

İçtüzük

İçtüzük, yasama organın çalışma düzenini düzenleyen ve parlamento kararı olarak adlandırılan bir kurallar bütünüdür. Tüzüklere, içeriği ve düzenlediği alan itibarıyla “sessiz anayasa” da denmektedir.

Çünkü içtüzük, iktidar muhalefet ilişkisini, siyasi partileri, komisyonları, yani anayasanın düzenleme alanına giren birçok meseleyi daha da ayrıntılı olarak düzenlemektedir. İçtüzük, Anayasanın 95. maddesine göre TBMM’nin kendi faaliyet alanlarını düzenlediği bir parlamento kararıdır. İçtüzüğün yapılma süreci kanunlar gibidir. Yani, tasarı veya teklif olarak hazırlanır. Mecliste 96. madde ölçütleri ile görüşülüp kabul edilir, daha sonra da Cumhurbaşkanının onayına sunulmaksızın Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girer.

Yürütmenin Düzenleyici İşlemleri

Anayasanın kaynakları arasında yukarıdakiler dışında normlar hiyerarşisinde sayılan diğer işlemler tüzük, yönetmelik, kaide kararname ve yürütmenin diğer düzenleyici işlemleri şeklinde sayılabilir.

Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri

Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ilk kez 2017 yılında yapılan ve 2018 yılında yürürlüğe giren anayasa değişikliği ile hukuk hayatımıza girmiştir. Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir.

Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez.

Anayasada münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz. Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz.

Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelir.

Yönetmelikler

Anayasaya göre yönetmelikler, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla çıkarabilirler. Bu hükme göre, yönetmelik çıkarma yetkisi, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerine aittir. Bunlar kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin “uygulanmasını sağlamak” amacıyla yönetmelik çıkarabilirler.

Yönetmelikleri hangi kamu tüzel kişilerin çıkarabileceği sorusu da daha ziyade icrai nitelikte görev yapan üniversite, belediye, KİT’ler, meslek odaları gibi kamu tüzel kişileri anlaşılmalıdır.

Yürütme Organının Diğer Düzenleyici İşlemleri

Yürütmenin Anayasada öngörülmemiş olan düzenleyici işlemleri de mevcuttur. Bunlar, kararname, karar, tebliğ, genelge, sirküler, yönerge, statü, genel emir, tenbihname, ilan, duyuru, plan, tarife gibi değişik isim altında yapınla işlemlerdir.

Anayasa Teamülleri

Hukukun yazılı kaynaklarının yanında, yürürlük kaynakları arasında aynı zamanda örf ve adet kuralları da vardır. Medeni Kanun’un 1. maddesi uyarınca, yargıcın, uyuşmazlığın çözümünde kanunda düzenleme olmaması halinde örf ve adet kurallarına dayanması bu durumun en tipik örneğini oluşturmaktadır.

Mahkeme Kararları

Mahkeme kararları, hukukun yardımcı kaynakları olduğu gibi; aynı zamanda anayasa hukukunun yürürlük kaynaklarından biri olarak da kabul edilmektedir. Mahkeme kararları, mahkemelerin hukukun uygulanması esnasında verdikleri kararlar ve tespit ettikleri prensipler olarak ifade edilebilir. Bu kararlar, hukukun yardımcı kaynakları olmasına rağmen; şayet kararlar bir yüksek mahkemelerin kararları ise, hakimler ve diğer hukuk uygulayıcıları için daha da önemli bir konuma gelmektedir. Özelikle bu kararlar, Danıştay ve Yargıtay’ın içtihadı birleştirme kararları ise, bu kararlar alt mahkemeleri ve uygulayıcıları doğrudan bağlayan kararlardır.

Doktrin (Öğreti)

Doktrin, kendi alanında ihtisas sahibi olan bilim adamlarının ihtisas alanları ile ilgili sorunlar konusunda açıkladıkları görüşleri ifade etmektedir. Hukuk bilimi ile uğraşan bilim adamları, yürürlükteki hukuku inceleyip yorumlamalarının yanında, gelecekte olması gereken hukuk konusunda da görüş bildirebilirler.

Kanunların Anayasaya Uygunluk Denetimi

Anayasalar, normlar hiyerarşisinde diğer normların üstünde yer alan ve zor değiştirilebilen bir en üstün normdur. Anayasanın en üstün norm olmasına anayasanın üstünlüğü ilkesi de denmektedir. 1982 Anayasamızın 11. maddesinin 2. fıkrası, “kanunlar anayasaya aykırı olamaz” demek suretiyle anayasanın üstünlüğüne işaret etmektedir. Anayasanın, yasama organının yaptığı yasaların anayasaya aykırı olamayacağı yönündeki emredici hükmüne rağmen, yasa koyucu, anayasaya aykırı işlem yapar ise; kanunların anayasaya uygunluğunun yargısal denetimini yapacak bir mekanizma oluşturulmuştur.

Amerikan Modeli

Anayasa yargısında Amerikan modeli, kanunların anayasaya uygunluğunun normal mahkemeler tarafından denetlenmesine verilen isimdir. Buna ayrıca anayasa yargısında “genel mahkeme sistemi” de denmektedir. Amerika’da bu denetim, ilk defa 1803 tarihinde Marbury v. Madison davasında ortaya çıkmıştır. Bu davada Yargıç Marshall, anayasanın en üstün norm olduğuna atıf yaparak, onun altındaki kanunların anayasaya aykırı olması halinde, uygulayıcının o kanunları uygulamaması gerektiği yönünde karar vermiştir.

Avrupa Modeli

Kanunların anayasaya uygunluğunun genel mahkemeler tarafından değil, bu iş için kurulmuş özel bir mahkeme tarafından denetlenmesi şeklindeki anayasa yargısı modeline ise, “Avrupa Modeli” denmektedir. Bu modelin ilk örneği, 1920 tarihli Avusturya Anayasası ile kurulan Avusturya Anayasa Mahkemesi’dir. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası yapılan anayasalarda Anayasa Mahkemeleri yaygınlaşmıştır.

Bizde de 1961 Anayasası, Anayasa Mahkemesini öngörmektedir. 1982 Anayasası da, 1961

Anayasasını takip etmiş, Anayasa Mahkemesini daha da güçlendirmiştir. Sosyalist rejimin çöküşü sonrasında bağımsızlığını kazanana ülkeler, 1990’lı yıllardan itibaren kurulan anayasal düzenlerinde Anayasa Mahkemesini kabul etmişlerdir.

Anayasaya Uygunluk Denetim Türleri

Avrupa tipi anayasa yargısı modelinde iki tür yargısal denetim vardır. Bunlar yapılış zamanına bağlı olarak yasal düzenlemenin yürürlüğe girmesi öncesinde ve yürürlüğe girmesi sonrasındadır. Bunun yanında bazı ülkelerde (Örneğin Macaristan, Panama, Kolombiya gibi ülkeler) hem önleyici hem de sonradan denetim yolu uygulanmaktadır. Ancak yaygın uygulama iki türdür.

 Priori Denetim

Önleyici ya da ön denetim olarak adlandırılan a priori denetim yolu, kanunların parlamento tarafından kabul edildikten, ancak yayımlanıp yürürlüğe girmesi öncesinde yapılan anayasaya uygunluk denetim yoludur. 1958 Fransız Anayasası’nın kurduğu Fransız Anayasa Konseyi’nin yapmakta olduğu anayasaya uygunluk denetim yoludur. Macaristan, Kolombiya, Costa Rica ve Panama gibi ülkelerde de sonradan denetimin yanında uygulama alanı bulmaktadır.

Posteriori Denetim

Sonradan denetim ya da düzeltici denetim de denen a posteriori denetim, kanunun resmi gazetede yayımlanması sonrasında yapılan anayasaya uygunluk denetimidir. Anayasa Mahkemesine sahip ülkelerin çoğunluğunda bu denetim yolu mevcuttur. Bu sistemin karakteristik özelliği, resmi gazetede yayımlanıp kişiler açısından sonuçlarını doğurmaya başlayan kanun, somut ya da soyut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesinin önüne getirilmektedir. Anayasa Mahkemesi, bu talep üzerine, yürürlükte olan bu kanunun anayasaya uygunluk denetimini yapmaktadır.

 Anayasaya Uygunluk Denetim Yolları

Soyut Norm Denetimi

Soyut norm denetimi ya da iptal davası yolu, Anayasanın 150. Maddesine göre, anayasada özel olarak belirtilen bazı kişi, organ veya teşkilatların, yasama organı tarafından kabul edilip resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiş olan bir kanunun, kanun hükmünde kararnamenin, TBMM İçtüzüğünün veya bunların belirli madde ve hükümlerinin anayasaya aykırı olduğu iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurması ile başlatılan bir denetim biçimidir. Somut norm denetimindeki amaç, anayasa aykırı olan yasa ya da kuralların yürürlükten kaldırılarak anayasaya uygunluğun sağlanmasıdır. İptal davası açmaya yetkili olanlar, Anayasanın 150. maddesinde sayılmıştır.

Somut Norm Denetimi

Anayasaya aykırılık itirazı veya def’i yolu da denen somut norm denetiminin ne olduğunu Anayasanın 152. Maddesi açık seçik ifade etmektedir. Anayasanın 152. Maddesinin 1. Fıkrasına göre, “Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır”.

Bireysel Başvuru

Avrupa tipi anayasaya yargısını benimsemiş ülkelerde bireysel başvuru, ya da başka bir ismiyle anayasa şikâyeti gittikçe yaygınlaşmaya başlamıştır. Türkiye’de de 12 Eylül 2010 ‘da referandumla kabul edilen 26 maddelik anayasa paketinde bireysel başvuru kurumu kabul edilmiştir. Bireysel başvuru, bireyin anayasada güvence altına alınan temel haklarının anayasal veya yasal düzenlemelerle öngörülen usul ve şekille korunmasını ifade etmektedir.

1 geri izleme / bildirim

  1. Anayasa Hukuku Notları Tamamı | Kolluk Kuvvetleri

Bir yanıt bırakın