Cezai Ehliyet Nedir ? Engelli Özürlü şahıs ifadesi nasıl alınır?

Türk Ceza hukukunun önemli kavramlarından birisi de “Cezai Ehliyet” konusudur. Cezai Ehliyet kavramı bir kişinin yaptığı fiilin anlamı ve sonuçlarını idrak edebilecek durumda olması olarak tanımlanabilir. Ceza Ehliyet kavramı kişi ceza alıp almayacağı hususunda ana etkendir. Cezai Ehliyeti tamamen olmayan kişiye yaptığı fiil sebebiyle ceza verilemeyecektir.

Yaş, sağır-dilsizlik, akıl hastalığı/ zeka geriliği gibi durumlar ceza sorumluluğunu değişik oranlarda etkilemektedir.

Farik ve Mümeyyizlik; “Fark etme ve sorumlu olma” olarak tanımlanan bu kavramın anlamı; iyiyi kötüden, eğriyi doğrudan ayırt etme, görme ve seçme yeteneğidir. 12 – 15 yaş arasındaki çocuklarda bu rapor alınır.

12-18 yaş arasındaki çocuklar suç işlerse SSÇ olur ve ifadesi Cumhuriyet Savcısı tarafından avukat eşliğinde alınır, bunun dışında engelli olup, engelli oranı itibari ile kendini ifade edebilecek durumdaysa avukat eşliğinde, uzman eşiğinde kollukça ifadesi alınır. İfadesi alınamayacak duruda ise Cumhuriyet Savcısı bilgisi dahlinde tutanak tutulur ve dosya bu şekilde Cumhuriyet Savcılığına gönderilir. Sağır, Dilsiz ise işitme engelliler işaret dili uzmanı eşliğinde ifade alınabilir.

Bir kimsede cezai ehliyetinin tam olması için isnat yeteneğinin iki unsurunun bir arada bulunması gerekir, bakınız.

1 -Algılama Yeteneği: Kişinin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama, diğer bir deyişle anlayabilme, kavrayabilme yeteneğidir.

2- Davranışlarını Yönlendirme (İrade) Yeteneği: Fiilin hukuki anlam ve sonucunu kavrayan kişinin davranışlarını bu algılaması doğrultusunda yönlendirme yeteneğidir. Ceza hukukunda davranışlarını yönlendirme yeteneğine “irade yeteneği” de denilmektedir.

Türkiye’de kusur yeteneğini azaltan veya ortadan kaldıran bazı hastalıklar aşağıda verilmiştir.

Şizofreni,
Manik atak,
Kleptomani (hırsızlık hastalığı),
Mental retardasyon (zeka geriliği),
Alkol bağımlılığı,
Anti-sosyal kişilik bozukluluğu,
Uyuşturucu madde bağımlılığı,
Epilepsi (sara) hastalığı
Bipolar affektif (duygulanım) bozukluğu,
Paranoya,
Borderline kişilik bozukluğu,
Obsesif Kompulsif kişilik bozukluğu,
Diğer psikotik bozukluklar (psikozlar) ve atipik psikozlar.

Bu hastalıklarla ilgili önemli olan bu hastalıkların suçun işlendiği tarihte failin algılama ve davranışları yönlendirme yeteneği üzerindeki etkisidir.

Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 74

1) Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını,
akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini
saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin dinlenmesinden
sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi,
kovuşturma evresinde mahkeme tarafından karar verilebilir.

2) Şüpheli veya sanığın müdafii yoksa hâkim veya mahkemenin istemi üzerine, baro tarafından bir
müdafi görevlendirilir.

3) Gözlem süresi üç haftayı geçemez. Bu sürenin yetmeyeceği anlaşılırsa resmî sağlık kurumunun
istemi üzerine, her seferinde üç haftayı geçmemek üzere ek süreler verilebilir; ancak sürelerin
toplamı üç ayı geçemez.

4) Gözlem altına alınma kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir; itiraz, kararın yerine getirilmesini
durdurur.

5) Bu madde hükmü, 223 üncü maddenin sekizinci fıkrası gereğince yargılamanın durması kararı
verilmesi gereken hâllerde de uygulanır.

Suçu işlediği tarihte 15 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını doldurmamış çocuklara TCK 31/3 maddesi uyarınca verilecek ceza indirilecektir.


Türk Ceza Kanunu madde 33 gereği sağır ve dilsizler için bu yaş sınırları farklı uygulanmaktadır.Cezai ehliyeti engelleyen durumlardan diğeri de akıl hastalığıdır.

Türk Ceza Kanununun 32. maddesi uyarınca işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilemez fakat bu kişiler hakkında güvenlik tedbirleri uygulanır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın