Bireysel başvuru hakkı nedir ?

Bu başlığa geldiyseniz Kolluk Kuvvetleri olarak bizim bilgiye önem veren kullanıcımız size şöyle izah edelim, Herkes, yani her birey1982 Anayasasının 148 inci maddesine 7.5.2010 tarih ve 5982 sayılı Kanunun 18 inci maddesi ile eklenen fıkra gereği, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, AİHS yani Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (European Convention on Human Rights) kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Bu mevzu 23 EYLÜL 2012 tarihinden itibaren hukuk dünyasına girmiş ki hayırlı olsun.

Tabi ki bu konu ile ilgili olarak, 12 Temmuz 2012 tarihli Resmi Gazete İle yayımlanan Anayasa Mahkemesi İç Tüzüğü, başvuruların nasıl yapılacağı, inceleyecek bölüm ve komisyonların oluşumu işleyişleri ve diğer usul ve esasları içeren kuralları koymuştur. Doğal olarak bu başvuruları yapmak durumunda kalacak olan avukatların, ister müdafii isterse vekil konumunda olsun bu kurallara uyması gerekecektir.

Tüzüğün 61 inci maddesinin (1)inci Fıkrasına göre, bireysel başvuru, bizzat başvurucu tarafından, kanuni temsilcisi ya da avukatı tarafından yapılabilmesi kuralı getirilmiştir. Müdafiiler veya Vekiller tarafından yapılan başvurularda, temsile dair yetki belgesinin sunulması zorunludur.
Bu yetki belgesinin AİHM’e yapılan bireysel başvuru da aranan nitelikte olup olmadığı konusunda, tüzükte bir açıklık yoktur.

Bilinmelidir ki 6216 sayılı Kanunun 47/4 düzenlemesinin buyurucu kuralına göre “başvurucu bir avukat tarafından temsil ediliyorsa, vekaletnamesinin sunulması gerekir.


Buradaki en önemli hususlardan bir tanesi Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru için, kanun yollarının tüketilmiş olması unutulmaması gereken çok önemli bir noktadır.



Şu hususa da dikkat çekelim ki bu Tüzüğün “Başvuru süresi ve Mazeret” başlıklı 64 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre: bireysel başvurunun, olağan başvuru yollarının tüketildiği ve buna ilişkin kararın kesinleştiği tarihten itibaren; başvuru yolu öngörülmemişse, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 30 GÜN içinde yapılması gerekmektedir. Fakat bu başvurucu mücbir sebep veya ağır hastalık gibi haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvurusunu yapamadığı takdirde, mazeretinin kalktığı tarihten itibaren 15 gün içinde ve mazeretini belgeleyen delillerle beraber başvurabilir.
“Yakalama”, “Gözaltı”, ”Tutuklama” gibi hak ihlallerine ilişkin süreler, ihlalin bittiği andan itibaren yani, yargılamanın sonu beklenmeden yapılmalıdır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın