Seyyid Kutub: “Âlim” ve ”Şehîd” (7)

09.11.2020
Seyyid Kutub: “Âlim” ve ”Şehîd” (7)

Temel Görüşleri

Kutub’un Çağdaş Müslüman Düşüncesi’ne yaptığı önemli katkılardan bir diğeri, “bilimsel bilgi”nin mutlaklaştırılmasına itiraz etmiş olmasıdır. Ona göre, “bilimin ulaştığı” hakikatlerin hepsi sınırlı ve nisbîdir. Bilim, hiçbir zaman, tek başına kesin ve mutlak gerçekliğe ulaşamaz.

Ortaya attığı teoriler, bir diğeri tarafından yalanlanabilir veya düzeltilebilir. Bundan dolayı, vahyin doğruluğunu bilimsel teorilerle ölçmeye çalışmak yanlıştır. Çünkü ölçüt daima sabit ve kesin olmalıdır. Kutub, bu nedenle, “bilimsel tefsir” yöntemine karşı çıkar. Ona göre bu yöntem üç açıdan sakıncalıdır: ilki, “dahilî bir hezimeti” îmâ etmesidir.

Bunun sonucunda, “esas hakimiyetin bilimde olduğu, Kur’an’ın ona uyduğu vehmini doğurur.”

İkincisi, Kur’an’ın mahiyetinin ve işlevinin yanlış anlaşılmasına neden olur; çünkü Kur’an, bir “bilim kitabı” değildir; tersine, “değişmeyen ve kuşku bulunmayan gerçekleriyle insanların dertlerine derman olması için indirilmiştir.”

Üçüncüsü de, “sürekli değişen bilimsel teoriler karşısında Kur’an ayetlerini sürekli yorumlamak yoluna sapılır.” Kutub’un bu tesbitleri, Müslümanların zihinlerini, “rasyonalizm”in olumsuz etkilerinden önemli ölçüde korumuştur.

Ancak, bu görüşlerden hareketle, Kutub’un tamamen “bilim-karşıtı” olduğu zannedilmemelidir. O, bilimsel “teoriler”in mutlak doğru kabul edilmesine karşıdır; “bilimsel bulgulardan istifade ederek, Kur’an’ın kainat ve hayat hakkındaki hakikatlerinin açıklanabileceğini” ise kabul etmektedir.
(Sembol Şahsiyetler, Kürşad Atalar, Pınar Yayınları, İstanbul, 2014)

Yazan: Şeref Aziz TAHA

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

You cannot copy content of this page