Seyyid Kutub: “Âlim” ve “Şehîd” (2)

25.10.2020
Seyyid Kutub: “Âlim” ve “Şehîd” (2)

Kutub, Amerika’dan döndükten sonra Müslüman Kardeşler teşkilatıyla diyaloğunu artırdı ve bir süre sonra, haftalık İhvânu’l-Muslimîn (Müslüman Kardeşler) isimli gazetenin yazı işleri müdürü oldu. Ardından, teşkilatın tebliğ biriminin sorumluluğunu üstlendi ve İhvânu’l-Muslimîn (Müslüman Kardeşler) teşkilatının en üst birimi olan rehberlik konseyi üyeliğine getirildi.

O sıralarda Mısır, siyasî çalkantılar içindeydi ve Cemal Abdünnasır liderliğindeki Hür Subaylar, Kral’a karşı darbe yaptı. Kutub ve Müslüman Kardeşler teşkilatı bu darbeyi önce destekledi. Ama seküler milliyetçi bir projesi olan Nasır, bir süre sonra Müslüman Kardeşler teşkilatı ile yollarını ayırdı. Kendisine yapılan bir suikastı bahane ederek, Kutub’u ve birçok İhvan mensubunu tutuklattı.

Kutub ve Müslüman Kardeşler için ağır bir baskı ve işkence dönemi başladı. Bu dönemde Kutub’un sağlığı bozuldu; mide ve bağırsak kanaması geçirdi. On beş yıl kaldığı hapishanede ağır işkenceler gören Kutub, buna rağmen, 1954-1964 yılları arasında Fî Zılâli’l-Kur’ân (Kur’an’ın Gölgesinde) ile Yoldaki İşaretler isimli eserlerini yazmaya muvaffak oldu.

Mahkeme, Kutub’u ve altı arkadaşını idam cezasına çarptırdı. Nasır’ın, özür dilemesi halinde kendisini affedeceği yönündeki teklifini reddeden Kutub, 29 Ağustos 1966’da idam edildi.
(Sembol Şahsiyetler, Kürşad Atalar, Pınar Yayınları, İstanbul, 2014)

Yazan ve nakleden: Şeref Aziz TAHA

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

You cannot copy content of this page