Tarihte Türk Toplumunda Kadın

08.10.2020
Tarihte Türk Toplumunda Kadın

YAZAN: YUSUF KANDİŞ-ALİMSÖZLÜK

Türk toplumunda erkekten aşağı görülmeyen Türk kadını, tarih boyunca birçok milletten farklı olarak toplumda müstesna bir yere sahipti. İslam öncesi Türklerde kadın erkeğin yapmış olduğu hemen her faaliyete katılıyordu. Örneğin İskitlerde her kadın erkekler gibi savaşçı olarak yetiştiriliyordu.[1] Hukukta da erkekle aynı haklara sahip olan kadın devlet yönetiminde de yer alıyor ve Hatun, Kağan ile hemen hemen aynı yetkiye sahip olup elçi gönderip kabul ediyor ve ziyafet dahi verebiliyordu.

                İslamiyet’te kadın haklarını belirleyen iki ana unsur vardı: Kur’an ve Hadis. İslam sonrası da Türk kadınının hayatı bu iki kaynak çerçevesinde düzenleniyordu ve eskiye nazaran büyük bir değişiklik yoktu. Çünkü İslam inancında da kadın-erkek arasında hiçbir ayırım yoktu ve ikisi de Allah katında eşittirler. Bu durum “Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdâr olandır”[2] ayetiyle açıkça ortaya konulmuştu.

                İlk Müslüman Türk hanedanlarında Terken ünvanlı[3], siyasi ve idari hayatta ağırlıklarını ortaya koyabilen bazı kadınlar ortaya çıkmıştı. Osman Turan’a göre bu durum İslamiyet öncesi Türklerde var olan kadın anlayışının İslami döneme yansımasıydı. Terken ünvanlı bu hatunlar devlet içinde kendilerine ait yurtluklara, buna bağlı olarak kendine bağlı gelir ve hazine ile divan ve askeri teşkilatlara sahip olarak geniş yetkilere hakimken, bazen bu yetkileri devletin çıkarının aksine ve şahsi menfaatlerine uygun olarak kullandığı durumlar da olmuştu.[4]

                İlerleyen dönemlerde İslami unsurlar ile birlikte Türk kültürüne giren İrani etkiler kadının rolünü geri plana atmıştır. Bunun bir göstergesi olarak Nizâmü’l-Mülk’ün, Siyâset-nâme’sinde şu bölümü ele alabiliriz: “Padişahın astları üst yapmaları lazımdır. Zira, bundan büyük zararlar doğar. Padişah güçsüz ve haşmetsiz olur. Bilhassa, peçe taşıyan ve akılları mükemmel olmayan kadınlar. Onların gayeleri, yerinde kalacak olan asil bir delildir. Ne kadar daha asil olurlarsa, o kadar layık, ne kadar namuslu ve dindar olurlarsa o kadar övülmeye değer. Padişahın karıları ferman verici oldukları takdirde, (onlar) hep garaz sahiplerinin duyurduklarını emrederler; erkeklerin dışarıdaki ahvali kendi gözleriyle görmekte oldukları gibi, göremezler; sonra kadın hâcib veya hizmetçi (Hâdim) gibi onların yardımcılığında bulunanların söyledikleri gereğince ferman veririler. Bunun neticesi olarak onların fermanları, çoğunlukla hakikat hilafına olur.”[5]

Bu dönemden önceki Türk devletlerinde görüldüğü gibi, hatunların saray, divan, yurtluk ya da özel orduları yoktu. Hatunlar elçi karşılamıyor ve idari kararlara müdahil olmuyorlardı. Bu dönem siyasi hayatında kadın, daha çok diplomatik evliliklerin bir parçası, dolayısıyla devletlerarası ilişkilerde ittifak vesilesi olmuştur. Sosyal hayatta kadın yine dışarıda serbest bir hayat sürmekte ve evinde gündelik işleriyle meşgul olmaktadır. Bu dönemde din, kadın üzerinde daha etkilidir. Özellikle Anadolu’da yaygın olan tasavvufi akımların manevi havası, kadını da etkisi altına almıştır. Saray kadınları dahi bu süreçten uzak kalamamış ve bilfiil tarikatlarla ilişki kurmuşlardır. Selçuklu kadını bu dönemde daha çok yardımseverliğiyle ön plana çıkmış ve gerek kurdukları vakıflar gerekse inşa ettirdikleri yapılarla hizmetlerde bulunmuşlardır. Yine kurmuş oldukları teşkilatlar vasıtasıyla da organize birtakım faaliyetlerde bulunmuşlardır.


[1] Aytunç Altındal, Türkiye’de Kadın, İstanbul, 1991, s. 36.

[2] (Kur’an-ı Kerim, 49/13)

[3] Osman Turan, “Terken Ünvanı”, Türk Hukuk Tarihi Dergisi, I, Ankara, 1944, s.67

[4] Osman Turan, Türk Cihân Hâkimiyeti Mefkûresi Tarihi, İstanbul, 1998, s.127.

[5] Nizâmü’l-Mülk, Siyâset-nâme, haz. Mehmet Altay Köymen, TTK, Ankara, 1999, s. 131-132

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

You cannot copy content of this page