Hasan el- Bennâ (2)

Hasan el-Bennâ, Müslüman Kardeşler teşkilatını, Müslüman Dünyası’nın kültürel ve siyasal açıdan çöktüğü bir ortamda kurmuştur. Bu dönemde Müslüman Dünyası büyük ölçüde sömürgecilerin denetimi altındadır. Osmanlı Devleti yıkılmış ve halifelik kaldırılmıştır.

Mısır ise, 1922 yılında bağımsızlığını ilan etmesine rağmen, hâlâ İngiltere’nin nüfuz alanındadır. Müslümanlar, tarihlerinde ilk kez “Mekke şartları”na geri dönmüşlerdir. Bu açıdan bakıldığında, Müslüman Kardeşler, İslam’ı yeniden hâkim kılmak amacıyla kurulmuş “ilk İslamî Hareket” olarak görülebilir.

Osmanlı Devleti’nin yıkıldığı tarihe kadar, Müslüman Dünyası’nın (iyi-kötü) “Müslüman” yöneticileri vardır ve (uygulamadaki sorunlara rağmen) İslam Hukuku “meşrû” kabul edilmektedir. Fakat on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren, İslam diyarında İslam Hukuku’nu meşrû hukuk kabul etmeyen yerli gruplar türemiş ve bunlar zaman içinde iktidarı ele geçirmişlerdir.

Bu dönemde İslam’ın siyasî ve hukukî alanda belirleyici bir etkisi kalmamıştır. Bundan dolayı, Müslüman Kardeşler teşkilatının kurulduğu dönemdeki toplumsal/siyasal şartlar, Mekke dönemindeki şartlara benzemektedir. Bu dönemde müslümanlar, Mekke toplumunda “organize bir topluluk” olarak diğer insanları İslam’a davet etmekte ve güç kazanmaya çalışmaktadırlar. Siyasal iktidar Allah’a ortak koşanların elindedir ve müslümanlar baskı ve işkence görmektedirler.

Yirminci yüzyılın başlarında Müslüman Dünyası’ndaki genel durum da buna benzemektedir. Müslüman toplumlar çökmüş, Müslüman Devletler ya sömürgeleşmiş ya da modern zihniyetli elitlerin eline geçmiştir. Bu şartlarda kurulan bir teşkilatın “muhalif” olması gayet doğaldır. Aslında bu, çağdaş dönemde İslam’ı yeniden hâkim kılmak amacıyla kurulmuş olan bütün teşkilatların ortak vasfıdır.

Mesela, Mevdudi’nin Pakistan’da kurduğu İslamî Cemaat da “muhalif” karakterli bir teşkilattır.

(Sembol Şahsiyetler, Kürşad Atalar, Pınar Yayınları, İstanbul, 2014).

Yazan ve nakleden: Şeref Aziz TAHA

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın