Ebu’l-a’lâ El-Mevdudi (4)

Mevdudi’nin düşüncelerine yönelik ikinci eleştiri “içeriden” gelmektedir ve Mevdudi’nin “parti politikası”na yöneliktir. Buna göre, Pakistan’ın da aralarında bulunduğu ulus-devletlerin, kendilerini güvence altına alacak kurumları vardır ve anayasal meşruiyetin sınırlarını da bu kurumlar belirler.

Bu ortamda “anayasal meşruiyeti” gözeten bir siyasî parti olarak seçimlere katılmak hem ilkesel olarak doğru değildir, hem de sonuç alıcı olmaktan uzaktır. Nitekim, Mevdudi’nin kurduğu İslamî Cemaat, katıldığı seçimlerde başarılı olamamış ve Pakistan iç siyasetinin bir aktörü olmanın ötesine geçememiştir. Bu eleştiride haklılık payı vardır.

Çünkü Mevdudi, Pakistan kurulmadan önce Cinnah’ın liderliğindeki Müslüman Birlik’i ciddî şekilde eleştirmesine ve Pakistan’ı da esas itibariyle bu “lâik elit” kurmasına rağmen, 1947’deki bölünmeden sonra “tavrı”nı değiştirmiştir. Burada, onun, “taktik” bir hesap yaptığı söylenebilir. Çünkü Pakistan, Müslüman olmayan çoğunluğun bulunduğu Hint alt-kıtasında en nihayetinde “İslam adına” kurulmuş bir devlettir.

Evet, halk kültürel olarak Müslümandır, yönetici elit laik bir zihniyete sahiptir vs. ama, neticede Pakistan, İslam adına ve Müslümanlar tarafından kurulmuş olan bir devlettir. Nitekim Aliya İzzetbegovic, İslam Deklarasyonu isimli eserinde, Pakistan’ın kuruluşunun o dönemde bütün dünya müslümanlarına “umut” verdiğini söylemektedir. İslamî Cemaat ise, bir İslam Devleti kurmakta başarılı olamamıştır. Öyle görünüyor ki, Mevdudi, bu şartlar altında geriye tek bir alternatif kaldığını düşünmektedir.

O da, “İslam adına ve müslümanlar tarafından” kurulmuş olan bu devleti “İslamlaştırma”ya çalışmaktır. İslamî Cemaat’in “parti politikası”na yönelmesinin ardında bu düşünce yatmaktadır. Kabul etmek gerekir ki, Mevdudi, Pakistan’ın da son tahlilde bir ulus-devlet olduğunu ve ulus-devlet refleksleriyle hareket edeceğini yeterince algılayamamıştır. Nitekim, faaliyetlerinden dolayı bu devlet tarafından hapsedilmiş, hatta idam cezasına bile çarptırılmıştır.

(Sembol Şahsiyetler, Kürşad Atalar, Pınar Yayınları, İstanbul, 2014)

Yazan ve nakleden: Şeref Aziz TAHA

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın