Kur’an kavramları: zulmet, zulüm, zâlim, mazlûm

“Zulmet”, ışığın/aydınlığın olmamasıdır; çoğulu “zulumât”tır (Nur/40).
“Zulmet” kelimesi; cehalet, şirk (Allah’a ortak koşmak) ve fısk (yoldan çıkmak) anlamlarında da kullanılır. Onların zıt anlamlarında ise “nûr” (ışık/aydınlık) kelimesi kullanılır (İbrahim/5).
Dilcilere ve âlimlerin çoğuna göre, “zulüm” kavramı, bir şeyi, ait olduğu yerin dışına koymaktır. Bu da, onu eksilterek veya artırarak; ya da zamanını veya mekanını değiştirerek olur. Bir kimse, sütü, her zaman içtiği vaktin dışında içtiğinde, “zaleme” (zulmetti) fiili kullanılır. Zamanının dışında içilen süte de “zalîm” denilir.

“Zulüm”, az veya çok, haddi aşmak demektir. Bundan dolayı, hem büyük hem de küçük günahlar için kullanılır.
Bazı bilgeler, zulmü üç kısma ayırmışlardır:
1- İnsân ile yüce Allah arasındaki zulüm. Bunun da en büyüğü küfür (hakikati inkar), şirk (Allah’a ortak koşma) ve nifak/münafıklıktır.

  • Şirk/Allah’a ortak koşmak, en büyük zulümdür (Lokman/13).
    2- İnsanlar arasındaki zulüm (Şûrâ/40).
    3- İnsanın kendisine yaptığı zulüm (Fatır/32).
    Aslında bu üç çeşit zulüm de, insanın kendisine yaptığı zulümdür (Rağıb, Mufredat).

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın