Türkiye Selçukluları’nda Rükneddin Süleyman Şah dönemi

14.09.2020
Türkiye Selçukluları’nda Rükneddin Süleyman Şah dönemi




YAZAN: EDA ÇELİK-ALİMSÖZLÜK

İBN BÎBÎ’NİN NİN ‘EL EVÂMİRÜ’L-ALÂ’İYYE Fİ’L-UMÛRİ’L-ALÂ’İYYE ADLI ESERİNE GÖRE RÜKNEDDÎN SÜLEYMANŞAH DÖNEMİ

A.    RÜKNEDDÎN SÜLEYMANŞAH DÖNEMİ

Gıyâseddin Keyhüsrev Konya’dan çıktıktan sonra ileri gelenler Rükneddîn Süleymanşah’ı karşılayarak onu 1196’da saltanat tahtına oturtup bağlılıklarını bildirdiler. Sultan’dan özür dileyerek bağışlanmayı beklediler. Sultan Rükneddîn onların özürlerini kabul edip bağışladı.

Rükneddîn Süleymanşah Türkiye Selçuklu Devletinde İkinci İskender adıyla anılmış, padişahlık ve kötü alışkanlıklar birbirine zıt şeylerdir diyerek doğrudan şaşmamıştır. Elçileri huzuruna kabul ederek meclisler düzenlemiştir. Üç aylarda ve pazartesi Perşembe günleri oruç tutardı. Adalette güçlünün ve zayıfın hakkını ayrım yapmadan gözetirdi.

  1. Gürcü Seferi

Sultan Rükneddîn Süleymanşah bir süre devlet işleriyle alakadar olduktan sonra cihangirlik sevdası ile 1203’de Gürcülere gazaya niyetlendi. Gürcülere gaza yapmak istemesinin sebebi; Gürcü Kraliçesi Tamara’nın II. Kılıçaslan zamanında Sultan’ın oğullarının namını duyup Rum memleketlerine tasvirde ve resim sanatında iyi olan kişileri göndererek Sultan’ın oğullarının portrelerinin çizilmesini buyurdu.

Bu portreler arasında Rükneddîn Süleymanşah’ı görünce çok beğendi ve Sultan’a mektup yazarak oğlu ile evlenerek onu ülkesinin yöneticisi yapmak istediğini bildirdi. II. Kılıçaslan bunu Rükneddîn’e anlattığında o bu mektuba çok sinirlenerek o memlekete ancak gaza için gidip orada İslam’ı yaymak amacıyla olacağını söyledi. Bu sebeplerle Sultan sefere karar verdi ve meliklere haber göndererek savaşa hazır olmaların buyurdu.

Elbistan Meliki Tuğrulşah ve Erzincan Meliki Mengücük Gazi soyundan olan Fahreddin Behramşah ilk gelip orduya katılanlardandır. Sultan Rükneddîn Erzincan’a gelip Erzurum Meliki Saltuki’ye haber gönderdi ama o ihmalkâr davranmaya başlayınca Sultan onun azline karar verdi. Erzurum yönetimini kardeşi Tuğrulşah’a bıraktı.

Erzurum’dan Ahbaz ve Gürcü ülkelerine yöneldiler. Gürcüler bu durumu haber alınca savaşa hazırlanıp Sultan’ın ordusunun karşısına dikildiler. Selçuklu ordusu çok iyi durumda ve büyük bir zafer kazanacakken yaşanan bir talihsizlik olayların seyrini değiştirdi. Padişahın çetrini taşıyan kişinin atı çukura girince çetr düştü.

Bunu gören askerler Sultan Rükneddîn’in başına bir şey geldiğini düşünerek kaçmaya başladılar. Çetr hemen doğrultulup komutanlar geri dönün diye bağırsa da ok yaydan çıkmıştı artık. Sultan Rükneddîn, Tuğrulşah ve seçkinlerin bir kaçı ile Erzurum’a sığındılar. Buradan Konya’ya hareket eden sultan hastalandı ve 1204’de vefat etti.

Rükneddîn Süleymanşah’ın vefatından sonra devlet adamları henüz buluğa ulaşmamış olan İzzeddin Kılıçaslan’ı tahta oturtup, muhaliflerini yok etme işlerini ele aldılar. Devlet işlerini küçük sultan adına idare ediyorlardır. Bu dönemde Mağrip sahillerindeki kalelerin en büyüğü olan Isparta Kalesi ve bölgesi alınmıştır. Halkın huzuru ve rahatı için çaba harcanmıştır. Ama muhalifler bir türlü engellenememiştir.




  • Gıyâseddin Keyhüsrev’in Saltanat Mücadelesi

Yağıbasan oğulları Muzaferedin Mahmud, Zahireddin İli, Bedreddin Yusuf hiçbir zaman Gıyâseddin Keyhüsrev’e karşı bağlılıklarından vazgeçmemişlerdi. Çevrelerindeki ve emirlerindeki beyleri de Gıyâseddin’e bağlılık yönüne çevirmişlerdir.

Rükneddîn Süleymanşah vefat ettikten sonra aralarında konuşup Gıyâseddin’i tekrar tahta çıkarmaya karar verdiler. Bu işi için ikna kabiliyeti yüksek olan Hacip Zekeriya’yı rahip kılığına sokarak Gıyâseddin Keyhüsrev’i çağırmak için görevlendirdiler. Hacip Zekeriya Mavrozomes’in ülkesine giderek bir oyunla Gıyâseddin ile görüşme imkânı bulabildi. Gıyâseddin Keyhüsrev ile baş başa kalınca asanın içine gizlediği mektup ve ahitnameleri ona vererek durumu anlattı.

Gıyâseddin Keyhüsrev durumu Mavrozomes’e anlattı, o da Sultan’ın arkasında durarak evlenmesi için kızını, eşlik etmeleri için adamlarını ve birçok hediye vererek Sultan’ı yolcu etti. Bu bölgeden çıkmasına İznik Rum İmparatoru Laskaris III. Kılıçaslan ile seni buradan çıkarmamak için anlaşma yaptım diyerek izin vermedi.

Gıyâseddin Keyhüsrev elçiler aracılığı ile Honos, Lâdik ve Konya’ya kadar olan kaleleri vermeyi teklif edip oğullarını orada bırakarak bölgeden ayrıldı. Meliklerin yanında kalan Hacip Zekeriya onları dolaşmaya çıkardığı bir arada Laskaris ’in adamlarını kandırarak Melikleri kaçırdı. Gıyâseddin Keyhüsrev bunun haberini alınca Laskaris’e vaat ettikleri kaleleri vermedi ve Konya’ya doğru harekete geçti.

Konya halkı Gıyâseddin Keyhüsrev’in geldiğini duyunca İzzeddin Kılıçaslan’ı korumak için engel olma ve mücadele kararı verdiler. Ama İzzeddin Kılıçaslan fedakârlık yaparak canının bağışlanması şartıyla onları bu durumdan kurtarmak için tahttan feragat etti.

Halk da buna uyarak Gıyâseddin Keyhüsrev’e haber gönderip İzzeddin’in canı malı ve mahiyeti korunması karşılığında tahta oturabileceğini söylediler. Sultan Gıyâseddin bunu kabul ederek Rükneddîn’in meliklik bölgesi olan Tokat’ı İzzeddin Kılıçaslan’a verdi ama ülke işlerini yoluna koyana kadar Gavele Kalesinde oturup sonrasında Tokat’a gitmesini buyurdu.




YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

You cannot copy content of this page