Haçlıların Halep ve Sur Kuşatması

09.09.2020
Haçlıların Halep ve Sur Kuşatması




YAZAN: EDA ÇELİK-ALİMSÖZLÜK

KAYNAK KİTAP VE KONU: FULCHERİUS CARNOTENSIS GESTA FRANCORUM IHERUSALEM PEREGRINANTIUM ESERİNE GÖRE TÜRKİYE SELÇUKLULARI

Kudüslüler kralları ölünce Paskalya gününde onun yerine akrabası olan Urfa Kontu Baudouin’e karar verdiler. Bu sıralarda Antakya Hâkimi Roger Artah ’da Türklerle savaşmış ve Türkler, Roger ’in yedi bin adamını öldürmüştür. Haçlılar bunun sebebini Roger ve karısının günahlarına ve lüks içinde yaşamalarına bağlamışlardır.

Roger Türklerin kendine doğru ilerlediğini duyunca yeni kral olan II. Baudouin ’den yardım istedi. Kral Lord ’un haçını yanına alarak Trablus Kontu ile beraber yardıma gittiler.

Kendi idaresinde olan Urfa halkını da yardıma çağırdı. Zerdana yakınlarında savaş başladı. Türklerin lideri İlgazi’dir. 14 Ağustos 1119’da çok şiddetli bir savaş başladı. Türkler ilk başta Hristiyanları dağıtıp Antakya’ya kadar takip ettiler.



Haçlılara göre Tanrı buna razı gelmedi ve o da Türkleri dağıttı kaçan Türkler Halep ve İran’a gittiler. Kral burada iki gün bekledi ama Türkler geri gelmeyince kutsal haçı yanına alarak Antakya’ya oradan da Kudüs’e gitti.

Kral II. Baudouin, Roger öldükten sonra Antakya’nın da hâkimi olmuştur ama bu krallık olarak değil sadece Antakya’nın asıl lideri II. Bohemund gelene kadar şehri idare etmektir. Kral Kudüs’e dönünce Betlehem’de krallık tacını giydi. İlk olarak Kudüs halkını vergilerden muaf tuttu, başka hacılardan geçiş vergisini kaldırdı, bunları yapmaktaki amacı Araplarla olan ticareti canlandırmaktır.

Türklerle Savaş

Kral II. Baudouin’e Türklerin Fırat Nehri’ni geçip Suriye’ye geldikleri haberi gelince kutsal haçı yanına alarak yola çıkacaktı ama patrikler kutsal haçı vermek istemedi. Haçın kralla gitmesi ve kalması sorunu bir krize sebep olsa da Kral haçı alarak yola çıktı. Türkler Antakya’ya saldırırken Kral’ın yaklaştığını duyunca Halep’e çekildiler, burada üç bin Dımaşk askeri orduya katıldı. Türkler Haçlılarla genel bir savaşa razı olmayınca haçlılar Antakya’ya Türkler İran’a gitmişlerdir.

Kral kutsal haçı Kudüs’e gönderip toprakları korumak için bir süre Antakya’ya kalmıştır. 1121’de Kral Taberiye sınırını harap eden Dımaşklılara karşı harekete geçti ama Dımaşk Atabeği kendi topraklarına çekilmiştir. Kral düşmanlarının geri çekildiğini öğrenince Tuğtekin ’in yaptırdığı Ceraş Kalesi’ne gitmiş oradaki Türk garnizonlarına bölgeden ayrılmaları için izin vermiştir.



1122’de Kral Trablus seferine çıkmış amacı kendisine boyun eğmeyen Kont Pons’u cezalandırmaktı ama ikisi uzlaştılar. Bu ara Antakya halkı Kral’dan yardım istedi ve Kral yola çıktı. Türkler tarafından kuşatılan Sardanaium’a gitmiş ve Kral’ı gören düşmanlar kaçmıştır.

13 Eylül 1122’de Urfa Kontu Joscelin ve akrabası Galeran Emir Belek tarafından pusuya düşürülerek esir edildiler. Bu arada Avrupa’da Alman Kralı V. Henri ve Papa Calixtus Worms Anlaşması ile uzlaştılar. 18 Nisan 1123’de Kral II. Baudouin Emir Belek tarafından esir edilmiştir.[1] Kudüslüler Akka ’da ne yapacaklarını düşünerek Kaysariye ve Sayda Hâkimi Eustace’yi ülkenin lideri olarak seçtiler.

Tüm bunlar olurken Askalan ’da toplanan Mısırlılar Yafa’ya saldırıp kuşatmışlardır. 5 gün içinde Müslümanlar kaledekilerin direnmesine rağmen kaleye zarar vermişlerdir ama Kudüs halkının yaklaştığın duyunca geri çekilmişlerdir. Kudüs halkı bu defa da Türklerin ilerlediğini duyunca farklı bölgelerden asker toplayarak Remle ’ye doğru yola çıktılar.



Ibel yakınlarında Türklerle savaşmaya başladılar, mücadele çok kısa sürdü çünkü Türkler Haçlıları görünce kaçmaya başladılar. Venedikliler Akka’dan karaya çıkınca Yafa ’da yaşanılanları öğrendiler ve donanmanın bir bölümü ile Yafa’ya yelken açtılar, Müslümanlar sekiz parçalık Venedik donamasını görünce hazırlıklarını tamamlayıp saldırdılar. Venedikliler ise bekledikleri büyük filo gelince Müslümanları kuşatıp katletmeye başladılar.

Kudüs Krallığı’nın naibi Eustace 15 Haziran 1123’de ölünce yerine Taberiye Hâkimi William’ın geçmesine karar verilmiştir. Ağustos’ta Kral Baudouin Belek’in esaretinde kurtulmuştur. Emir Belek’in Baudouin ve Joscelin gibi Haçlı liderlerini hapsettiği Harput Kalesi çok güçlüdür.



Esirler buradan kaçabilmek için plan yaptılar ve Ermenler ile anlaşıp Haçlı askerlerinden yardım alarak kendilerini kurtarmasını istediler. Ermeniler denileni yapıp kaleyi kuşattılar ama kale Türkler tarafından hemen kuşatılmıştır. Belek gördüğü rüyadan etkilenip Joscelin’i tam öldürecekken o kaçmayı başarmıştır. Joscelin kaçtıktan sonra zor zamanlar geçirse de bir Ermeni köylüsünün yardımıyla Tell Başer’e ulaşabilmiştir.

Joscelin sonrasında Kudüs’e giderek esir edildiği zincirleri oraya bırakıp oradan Kutsal Haçı alarak Emir Belek’in Kalesi’ne doğru yola çıkmıştır. Kalenin tekrardan Belek’in adamları tarafından kuşatıldığını görümce çaresiz geri dönmüşler dönerken de Halep’ gelip yakıp yıkmışlardır.

Belek ise Joscelin ’in kaçtığını duyunca Kral’a gelip onu serbest bırakması karşılığında Urfa Kalesi’ni ve esirlerini istemiştir. Kral bunu kabul etmeyince etmesi için onları ateşe verdiği tünelde bırakmıştır. Kral bu teklifi kabul etmek zorunda kalmıştır.



Sur Kuşatması

Sur, hem Dımaşk’a açılmasından dolayı hem de Müslümanların elinde kalan son liman olmasından dolayı Haçlılar için önemlidir. Sur Kuşatması için en büyük engel parasızlıktır, bu engeli aşabilmek için Kudüs Kilisesi’ndeki değerli süsleri para karşılığı esir vermişlerdir. 20 Ocak 1124’de düşmanla karşılaşmak için harekete geçmişlerdir. Akka ‘da Venediklilerle anlaşma yaptılar ve Venedik Doj’u Akka’yı kuşattı. Askalanlılar ordusunu Kudüs’e yönlendirdi. Düşmanın geldiğini öğrenen Haçlılar da hazırlandı ve savaştılar.

İki tarafta tükenince Askalanlılar geri çekildiler. Denizden gelen destekle güçlenen Sur halkı barış istemiyor ve teslim olmuyordu. Soylu Mor Sur olarak bilinen Sur şehri Fenikeliler tarafından inşa edilmiş, Haçlılar için zenginliği, bereketi ve her yönüyle vaat edilen topraklardan biridir.



Haçlılar Sur kuşatması için hazırlanırken aynı zamanda Belek’te ordusunu toplayıp Hierapolis denilen Menbiç’e gelmiştir. Menbiç Hâkimi burayı teslim etmek istemeyince Belek onu öldürmüş ve şehri kuşatmıştır. Bunu haber alan Joscelin Menbiç’e gelerek Türkleri üç kez püskürtmüş, Belek yaralanınca adamları kaçmış, Joscelin Belek’in öldüğünden emin olmak için adamlarına cesedini bulmalarını emretmiştir. Joscelin ‘in adamları Belek’in cesedini bularak ona götürmüşlerdir.

Sur Kuşatması devam ederken Türkler şehre hücum etmiş Haçlıların makinelerini kırıp ateşe vermişledir. Sur ’un yerleşik halkı da Haçlı askerilerini ateşli oklarla yaralamıştır. Askalanlılar Haçlıların sayısının az olduğunu fırsat bilip Bira Köyü’nü harap etmişler.

Dımaşk Hâkimi kibrini bırakarak halkını canlı kurtarmak için şehrini teslim edip etmemenin mümkün olup olmadığını sorumuş, pazarlıklar yapılmış, rehineler değiş tokuş yapıldıktan sonra Müslümanlar şehri boşaltmış ve Hristiyanlar şehre girmiştir.

Haçlılar Sur’u aldıklarını Kudüs’e duyurmuşlar, sonrasında şehre papaz, kont, başpiskopos tayin etmişlerdir. Sur kuşatması yüzünden Antakya Haçlıları ve Kudüs Haçlıları ayrılık yaşamışlardır. Antakya Konsili’nde Kudüs Kilisesi’ne Roma Papasından verilen ayrıcalık kabul edilmiştir. Sur şehri ele geçirildikten sonra üç parçaya ayrılmış, ilk iki parça şehir nüfuzuna limanın yakınındaki üçüncü parça se Venediklilere teslim edilmiştir.



Halep Kuşatması

Kral II. Baudouin 29 Ağustos 1124’de esaretten kurtulmuştur. Kurtuluş için kendi kızını, Joscelin ‘in oğlunu ve 15 kişiyi rehin vermiştir. [2] Kral serbest kalınca Halep şehrini kuşatmaya karar vermiştir. Şehri beş ay kuşatmış ama başarılı olamamıştır.

Türkler ise kuşatmayı sonlandırmak için Fırat Nehri’ni geçip Halep’e gittiler. Haçlılar Türklere üstün gelemeyince kuşatmayı bırakıp Esarib Kalesi’ne çekildiler. Türkler ise ani bir saldırıyla Haçlıları yaralamıştır.

Kral Baudouin Antakya’ya çekilmiş oradan Kudüs’e dönünce resmi bir törenle coşkuyla karşılanmıştır. Türkler Antakya’yı harap edince Kral acilen Antakya’ya gelmiştir. Türklerin lideri Borsequinus denilen Aksungur’dur.



Aksungur ile Yapılan Savaş

Aksungur Kefertab’ı kuşatınca şehir muhafızları burayı teslim etmek zorunda kaldılar ve Aksungur şehri 9 Mayıs 1125’de ele geçirdi. Buradan sonra Güney Suriye’yi araştırmış ve Zerdana Kalesi’ni kuşatmaya karar vermiş ama başarılı olamayınca Azaz şehrine yönelmiştir. Dımaşk Atabeği Tuğtekin ona katılmıştır, o sırada Kral’ın yaklaştığını duyunca çadır ve eşyalarını uzağa yollamıştır.

Azaz şehri düşmek üzere iken Kral’ın ordusu gelmiş ve mücadele başlamıştır. Türkler Haçlılara saldırdı ve il başlarda cesurca savaştılar ama sonlara doğru cesaretleri kırıldı ve gözden kaybolarak kaçtılar. Tuğtekin ’de Haçlılarla savaşmak yerine Dımaşk ’da hâkimiyetini korumayı tercih ederek gitmiştir. Kral bu arada rehin olarak verdiği kızını fidye vererek kurtarmıştır.

Tuğtekin ile arası bozulan Kral Dımaşklılara karşı Suriye’ye sefer yapmaya karar vermiş ama sonrasında zengin köyleri harap edip ganimetleri alarak ülkesine dönmüştür. Buradan Askalan’a gitmiş orada bulunan Mısırlıların kendilerine saldırması ile savaşmışlardır, Haçlıların gayreti ile Askalanlılar kaçmışlardır.



Baudouin’in Tuğtekin’e Seferi

1125 Noel’i sonrası Kral Tuğtekin’e saldırmak için harekete geçmiştir. Yafa, Remle ve Lyda’da bulunanlar Nablus üzerinden, Akka ve Surlular kuzey yolundan ilerlediler ve Kral’ın liderliğinde Taberiye ’de toplandılar. Haçlılar gizlice Türklerin arazisine girince Türklerin tuzaklarına tedbirli olmak için zırhlarını giydiler. Dımaşk bölgesinde Medan ötesinde dinlenip Salome’de Süryaniler tarafından karşılandılar. İsa’nın Havari Paul’a göründüğü Bekaa’da mola verip ilerlemeye devam ettiler.

Tuğtekin ‘in oğlu Tacülmülk üç bin kişilik güçle babasının yanına geldi. Haçlılar Dımaşklıların çadırlarını görünce savaş başladı. Türkler önce Haçlıların şaşıracağı derecede cesaretle savaşıp sonrada kaçmışlardır. Haçlılar savaş sırasında Türk oklarının üzerlerine yağması ile korkmuşlardır çünkü daha önce hiç böyle bir savaşta mücadele etmemişlerdir.



Türk askerleri kaçtıktan sonra Tuğtekin ve oğlu da kaçmışlardır. Kaçan Türkler sonrasında kaçmaktan vazgeçerek geri dönüp mücadeleye devam etmişlerdir.

Savaş Haçlılara Tanrı tarafından bahşedilen zaferle sona ermiştir. Türkler de hayatlarını korumak için tekrar kaçmak zorunda kalmışlardır. Haçlılar ve Kral Baudouin Kudüs’e doğru ilerlerken bir kaleyi ele geçirmiş ve 20 Türk’ü esir almışlardır.

Şubatta Kudüs’e dönen Kral ve ordusu Trablus Kontu’nun ricasıyla Lübnan Dağı eteğindeki Refeniye Kalesi Kuşatmasına yardım için yola çıkmışlardır. Kale 18 günlük kuşatma sonucunda halın teslim etmesi ile ele geçirilmiştir. Kral Baudouin Mısırlıların harekete geçtiğini duyunca ordusuyla Sur şehrinden Kuzey Suriye’ye gitmiştir.

Kral daha yoldayken Aksungur liderliğindeki Türkler Esarib Kalesi’ni kuşatmış ama Haçlıların geldiğini duyunca kuşatmayı kaldırıp geri dönmüşlerdir, Kral’da Antakya’ya gitmiştir. 1126’da Mısırlılar donanmalarıyla Filistin ülkesine girip Beyrut’a kadar olan Farama, Ariş, Askalan, Yafa, Akka, Sur, Sayda limanlarını araştırarak harekete geçmişlerdir. Beyrut halkı onlara karşı harekete geçince Mısırlılar üstünlük sağlayamadı ve geri çekilmek zorunda kaldılar.



Genç Bohemund ’un Kutsal Topraklara Gelmesi

1126’da Genç Bohemund seyyahlardan Mısır donanmasının ülkesinde gezindiğini duyup endişelenmiş ve ülkesine gitmeye arar vererek hazırlıklara başlamıştır.

Arazisini Apulia Dükü’ne bırakıp Eylül’de denize açılmıştır. Büyük Antakya’ya ulaşıp oradan İçel ve Silifke’den geçerek Antakya’ya ulaşmıştır.



Kral Baudouin ve Bohemund toplantılar yapmışlar kral Bohemund’a ait olan ve kendisi idareten yönettiği bütün toprakları Bohemund’a devrederek kızlarından Alice’yi evlenmesi için ona vermiştir.

Bohemund Kral’a bağlılığını bildirdikten sonra Kral Kudüs’e dönmüştür. 1127’de Filistin’de oraya çıkan sıçan sürüleri yüzünden çoğu bölgeye veba salgını yayılmıştır.

Fulcherius Carnotensis eserine en son bu olayla son vermiştir.




YAZAN: EDA ÇELİK-ALİMSÖZLÜK

KAYNAKÇA

  • Demirkent, Işın, Urfa Haçlı Kontluğu Tarihi I-II, 2013.
  • Runciman, Stevan, Haçlı Seferleri Tarihi I-II-III, 2008.
  • İlcan Bihter Barlas, Kudüs Seferi, 2009.
  • Demirkent, Işın, Haçlı Seferleri Tarihi, 1997.
  • Demirkent, Işın, Haçlı Seferleri Tarihi- Makaleler- Bildiriler-İncelemeler, 2007.
  • Demirkent, Işın, Sultan I. Kılıç Arslan, 2014.

[1] Runciman, Stevan, Haçlı Seferleri Tarihi II, 2008, s. 137.

[2] Demirkent, Işın, Urfa Haçlı Kontluğu Tarihi II, 2013, s. 53.




YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

You cannot copy content of this page