Kur’an kavramları: kader




Doktora tezimin başlığı, “Kur’an’a Göre İman Esasları” idi. Dört sene süren bu çalışmamda, Kur’an’da, günümüz müslümanlarının anladığı gibi, değişmez alın yazısı anlamında “kadere iman” esası olmadığını tesbit ettim. Kur’an’da “kader” kelimesi çok geçmektedir, ama bunların hiçbirisi iman ile ilgili değildir; bu ayetlerde kader, ‘kainat nizamı’ anlamında kullanılmaktadır. İnsanın sorumlu olduğu hür iradesiyle bir ilgisi yoktur.

Yüce Allah, insana irade hürriyeti vermiştir. Bu hürriyetin sınırı, insanın yapabilme gücüyle orantılıdır. Çünkü “Allah, kişiye ancak gücünün yeteceği kadar sorumluluk yükler” (Bakara/286). Allah’ın bir kimseye bir şeyi yapmasını teklif etmesinin anlamı, o kimsenin o şeyi yapma gücüne ve iradesine sahip olduğunu gösterir. Eğer o kimse o şeyi yapmak zorunda olsaydı, zaten yapacaktı, ona teklif yapmaya gerek yoktu.




Bundan dolayı, Allah’ın, hayvanlara, bitkilere ve cansız varlıklara bir teklifi yoktur. Çünkü onlar, kendi tabiatlarına ve Allah’ın koyduğu kanunlara göre onu zorunlu olarak yapacaklardır. Zira onlar, Allah’ın emirlerine karşı gelemezler. Ama insanlar karşı gelebilir, çünkü hür iradeleri vardır. Allah’ın insana verdiği hürriyet, onun gücüyle sınırlıdır. Bu hürriyet insandan insana değiştiği gibi, bir insanın durumuna göre de değişir. İnsanın hürriyet dairesi, yani sınırlı/cüz’î iradesi, gücüne ve yetkisine göre genişler. Bu küçük daireyi, Allah’ın mutlak ve sınırsız/küllî iradesi çevreler. Allah, insanları sınırlayan ve küçülüp büyüyebilen bu daireyi dışarıdan denetler, ama insanın iradesine karışmaz.
(Hüseyin Atay, Kur’an’a Göre Araştırmalar |, Ankara, 2015)

Yazan ve nakleden: Şeref Aziz TAHA




İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın