Kral Baudouin’in Kudüs’te Yönetime Geçmesi

25.08.2020
Kral Baudouin’in Kudüs’te Yönetime Geçmesi




YAZAN: EDA ÇELİK: ALİM SÖZLÜK

Kral Baudouin’in Kudüs’te Yönetime Geçmesi

Kudüs’ü yöneten Godefroi ölünce Kudüs halkı onun soyundan olan kardeşi Baudouin’i varis kabul etti. Baudouin bunun üzerine kendi idaresindeki Urfa’yı kuzeni Kont Baudouin du Bourg’a bırakarak Kudüs’e doğru yola çıktı. Yola çıktığını öğrenen Türkler ve Müslümanlar onlara karşı hazırlıklara başladı ama Trablus emiri Beni Ammar Haçlıların ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra Dukak ve Cenahüddevle’nin planları hakkında bilgi verdi. Beyrut’a yakın bir geçitte Türkler tuzaklar kurmuş Haçlıları bekliyordu. Türkler ve Haçlılar arasındaki mücadelede etrafları kuşatılan Haçlılar başarılı olamayarak gün doğumunda geri çekilme karar aldılar.

Türkler peşlerine düşüp saldırınca Haçlılar da karşı koydular ve Tanrı’nın gücüyle Türklerin direncini kırarak kaçırmayı başardılar. Bundan sonra da yollarına devam ettiler. Hayfa, Arsuf ve Yafa üzerinden Kudüs’e geldiklerine halk tarafından karşılandılar. Baudouin burada kutsal yerleri ziyaret ettikten sonra işlerini yoluna koyup Askalan üzerine sefere çıktı. Müslüman şehirleri harap ederek Süryanileri himayesine aldı. Müslümanlara ait bölgeleri keşfettikten sonra tekrar Kudüs’e dönmüş, kralın tacı hazırlandıktan sonra Daimbert ve Baudouin arasında barış anlaşması yapıldı.[1] 1101 yılı Noel’inde Kutsal Meryem Kilisesi’nde Baudouin krallık tacını giydi. Kış boyunca krallığı çok iyi korumuş, düşmanlar saldırmaya cesaret edememiştir.




Kış bitince Yafa ’ya deniz yoluyla Fransız, İngiliz, İtalyan ve Venedikli Hacılar gelmişlerdir. Antakya halkı Bohemund esir edildiği için Tankred’i çağırarak Bohemund gelene kadar kendilerini yönetmelerini istemiştir. Tankred bunu kabul etmiş ve kendi idaresindeki Hayfa ile Taberiye’yi Kral Baudouin’e telim ederek Antakya’ya gitmiştir.

Paskalyadan sonra Yafa ’da Kral Baudouin ve Ceneviz İtalyan donanması anlaşma yaptılar. Bu anlaşmayla Cenevizliler kutsal topraklarda kalma, ele geçirilen Müslüman şehirlerin ganimetlerinden faydalanma ve ticari imtiyaz hakkı elde edecek, bunların karşılığında Baudouin’e deniz yardımı verecekler. Bu anlaşma imzalanır imzalanmaz denizden ve karadan Arsuf şehrini kuşattılar. Müslümanlar kendilerini kurtaramayacaklarını anlayınca teslim olmak zorunda kalmışlardır. Arsuf ele geçirildikten sonra Filistin’e gelerek Kaysariye şehrini kuşattılar. Bu şehrin surları güçlü olduğu için hemen ele geçiremediler.  Yüksek bir ahşap kule yaparak surlar yaklaştırdılar ama yine de başarılı olamadılar. 15 gün sonra kalkan ve mızraklarla şehre hücum ettiler. Müslümanlar her ne kadar savunmaya geçmiş olsalar da katledilmekten kurtulmadılar. Şehre muhafız ve başpiskopos tayin ettikten sonra geri dönerek Yafa ‘ya gittiler.




Hristiyanlar ile Türkler arasındaki Kanlı Savaş (Remle Savaşı)

Haçlılar düşmanlarının hazırlanıp kendilerini beklediği haberin alınca Kralın emriyle hazırlanmaya başladılar. Sayıları az olmasına rağmen Tanrı’ya olan güvenleri ile Yafa’dan yola çıkmışlardır. Ertesi gün mücadele başlamıştır. Savaş açık bir ovada gerçekleşmiş bu duruma Haçlılar memnun olmuştur, çünkü Türklerin tuzaklarını bildikleri için fazla kayıp vermeyeceklerdi. Kral savaşta askerlerine dini yüceltmeleri ve cennet krallığı için savaşmaları gerektiğini kaçmak isteyenler için Fransa’nın uzak olduğunu söyleyerek vazgeçirmeye çalışmıştır.

Haçlılar saldırıya geçmiş ve düşmanları tarafından öndeki iki safları püskürtülmüştür. Kral bunun zerine düşmanı gücü karşısında beyaz bayrağını alarak mücadeleye girmiştir. İki tarafta mücadele ederken Müslümanlar kaçmaya başlamıştır. Mısır ordusunun komutanı hayatını kaybetmiş. Haçlılar düşmanlarını Yafa ve Askalan’a kadar kovalamışlardır. Haçlılar ‘da İsa’nın doğduğu günü kutlayıp Yafa ‘ya döndüler. Haçlılar Yafa ‘da 500 Arap gördüler. Kılık değiştirerek onlara yaklaştılar yaklaşınca saldırdılar Araplar kaçmaya başladı. Haçlılar bu başarı ardından sonra Kudüs’te sekiz ay güven içinde yaşadılar.

Mısırlılar 1102 Mayısında Hristiyanları yok etmek için Askalan ’da toplandılar. Remle ’de Haçlıların 50 şövalyesinin bulunduğu kuleyi yıkmaya çalıştılar. Manastırı kuşatıp Başpiskoposu esir etmeyi düşündüler ama manastırın gücünü görünce bundan vazgeçtiler. Başpiskopos korkmuş, kraldan yardım istemişti, kral hemen yola çıkmış yolda 1101 Haçlı Seferi ile gelen atları kaybolan ve Fransa’ya gitmek için bekleyen şövalyelerle karşılaşmıştır.  Bu arada Stephan ve Hugue ’de hac yolculuklarını tamamlamaya karar verdiler ama Kılıç Arslan bunların karşısına çıkarak onları bozguna uğrattı. Bu saldırı da Hugue hayatını kaybetti. Birçok Haçlı da Türkler tarafından öldürüldü. Sağ kalanlar yollarına devam ettiler. Arka, Trablus ve Cebele ’den geçerek Beyrut’taki dar geçite geldiler. Kral Baudouin onları bu geçitin çıkışında bekliyordu. Onlarla karşılaşınca birlikte Yafa ‘ya doğru yola çıktılar.




Arapların Zafere Ulaştığı Yıkıcı Savaş

Karal Baudouin Paskalyadan sonra Remle ’de ordugâh kuran düşmanlar karşı yola çıkmış ve kendi adamlarını beklemeden az bir grupla düşmanla savaşa girmiştir. Düşmanın az olduğunu düşünüyordu çok olduğunu ise savaşa girdikten sonra anladı adamlarına korkmayın Tanrı için savaşır, Tanrı için ölürüz diyerek telkinde bulundu.

Sayısı çok olan Araplar Haçlıları kuşatarak katletti. Kral ise tuzağa düşeceğini anlayınca Remle ’den kaçtı ama Arsuf’dan Yafa ‘ya karadan gidemeyeceği için kayıkla gitti. Bu savaşta Stephan gibi soylu şövalyeler de öldü. Kral Baudouin Yafa ’ya gelip burayı kuşatmayı ve düşmanı kaçırtmaktı. Kudüs’ten yardım istemek için bir Süryani’yi elçi olarak gönderdi. Kendi adamları gelince savaş düzenine geçildi. Müslümanlar Haçlıların cesurca savaşmaları sonucu geri püskürtüldü.

1103 Paskalyasından sonra Kral Baudouin Akka’yı kuşattı ama hem surların gücünden hem de Müslümanların kendisini savunmasından dolayı şehri alamadı. Bahçeleri yağmalayarak Yafa ‘ya döndüler. Kral Baudouin bir Habeşli tarafından ola vurulup yaralanmıştı. İyileştikten sonra 1104’de Akka’yı tekrar kuşattı, bu defa Ceneviz donanmalarının yardımıyla 20 günlük kuşatma sonrası şehri ele geçirdi. Müslümanlar korkarak şehri krala teslim etmek zorunda kaldı. Akka şehri büyük limanları dolayısıyla Haçlılar için büyük öneme sahiptir.

 Bohemund Türk esirinden kurtulmuş[2], Lazkiye şehrini Tankred ’in elinden almış sonra kendi topraklarını Tankred’e emanet ederek Kudüs Patriği Daimbert ile Apulia’ya gitti. Bu sıralarda Mezopotamya Halkları birleşerek Hristiyanlara saldırmak için harekete geçtiler. Haçlı komutanlar bunu haber alınca hazırlıklara başladılar. Habur yakınlarındaki Harran’da düşmanla karşılaşıldı.

Urfa Kontu Baudouin ve Joscelin gibi ünlü komutanlar esir edildi. Baudouin beş yıl zincirlere vurulmuş sonunda Joscelin tarafından kurtulmuştur. 1105 Nisanında Halep Meliki Rıdvan Tankred ile savaşmak için yola çıkmıştır, Tankred ise Tanrı’ya güvenerek harekete geçmiş ve Artah önlerinde Türklere saldırıp onları kaçırtmıştır. Halep Meliki Rıdvan’da gururu kırılmış olarak kaçmıştır.

Haçlıların Mısırlılarla Savaşı




Mısır Kralı ordusunu Askalan valisini hizmetin vererek Hristiyanları kutsal topraklardan atmalarını istedi, ordu Askalan ’da toplandı. Haçlılar da bunu haber alınca hazırlıklarını tamamlayıp Yafa ’da beklemeye başladılar. Müslümanlar Askalan’dan ilerleyince Kral Baudouin ’de Yafa’dan harekete geçip Remle ’ye gitti. Müslümanlar Haçlıları kuşatıp saldırıya başlar.

Kral da beyaz bayrağıyla aldırıp Türkleri dağıtır ve Müslümanların ana bölüğüne saldırır. Müslümanlar kaçarak Askalan’a döndüler. Askalan emiri Cemaülmülk katledildi. Kral Yafa ‘ya dönerek Yafa önünde Haçlıları yok etmek için bekleyen Mısır donanması ile karşılaştı. Bu donanma diğer Müslümanların başına geleni duyunca Sur ve Sayda ’ya çekildiler.

1106’da Taberiye Hâkimi Hugue Dımaşk askerleri ile mücadeleye girmiş iki kez yenildikten sonra üçüncü mücadele de zafere ulaşmıştır. 1107’de ise Askalanlılar Remle ve Kudüs arasında ilerleyen Hristiyanlara saldırıp tuzaklar kurmuşlar. Bunu duyan Yafalılar bölgeye giderek kendilerinden çok kalabalık olan düşmanlarına saldırıp onları kaçırtmışlardır.

Bohemund Gaul’den dönerken Avlonya Limanından karaya çıkıp burayı ve Durazzo şehrini ele geçirdi. Bunu yapmasının sebebi İmparator Aleksios ’un Kudüs’e giden Haçlılara zulüm edip onları engellemesiydi. Bohemund bir yıl boyunca kuşattığı Durazzo şehrinden bir şey elde edemeyeceğini görünce aracılar vasıtasıyla İmparator ile görüşmeye başladı. İmparator Bohemund ’un yanına gidince aralarında dostluk başladı ve aralarında Devol Anlaşması yapıldı. İmparator kutsal emanetler üzerine yemin ederek Kudüs’e giden hacılara zarar vermeyeceğini söyledi. Bohemund ise bunun karşılığında barışı koruyup İmparator’a bağlı kalacağına söz verdi.




1109’da Raymond ’un oğlu Bertrand Ceneviz donanmasını da alarak babasından kendisine miras kalan Trablus şehrini almaya gitti. Bertrand şehri kuşatınca şehri idare eden Jourdain ile arasında problem yaşandı. Bertrand babasından kalan hakkını isterken, Jourdain ise şehri kendisinin koruyup sahip çıktığını söyler. Baudouin bu anlaşmazlığı çözmek için geldiyse de o sırada Jourdain pusuya düşürülerek öldürüldü. Bertrand ise Kral Baudouin’e sadık bir şekilde vassalı olmuştur. Trablus 26 Haziran 1109’da Müslümanların kurtuluş umudu kalmayıp şehri teslim etmesi ile ele geçirildi.

1110 yılı Şubat ayında ise Baudouin, Bertrand’ın yardımıyla 75 günlük kuşatma sonrası Beyrut’u 3 Mayıs’ta ele geçirdi. Beyrut’tan sonra Urfa’ya ilerleyen Haçlılar Türklere karşı koymak için Urfa’yı kuşattılar. Tankred ’de Antakya’dan yardıma geldi. Fırat Nehri’ni geçince Türklerle karşılaştılar. Türkler Haçlı şövalyelerden çekinerek mücadeleye cesaret edemediler ve kaçtılar. Savaş’tan kaçan Türkler hile ve tuzaklarla Haçlıları yenmeye çalıştılar, arazileri harap ettiler aç kalan Haçlılara erzak yardımı Kral Baudouin ’den geldi. Fırat Nehrinden sallarla karşıya geçen Haçlılar Türklerin saldırısına uğradı ve çoğu Ermeni olan askerler esir edildi.

Bu duruma üzülen Haçlılar geri dönek zorunda kaldılar. Kral Sayda’yı kuşatmaya karar verdiği sırada Norveçli Hacıların geldiğini duyunca çok sevinmiştir. Sayda şehrini kuşatmak için karadan Kralın ordusu denizden Norveçli Sigurd harekete geçmiştir. Mısır donanması bu arada Sur limanında korsan kılığına girerek Hristiyanların gemilerini harap ediyordu. Norveçlilerin geldiğini duyunca mücadeleye cesaret edemeyip kaçtılar.   Sayda ‘ya gelen Kral ve Norveçliler şehri kuşattılar. Şehirdeki halk korkudan şehri teslim etmek zorunda kaldı ve Sayda 4 Aralık 1110’da ele geçirildi.

1111’de Musul Valisi Mevdud ve ordusu Fırat Nehri’ni aşıp Tell Başir’i kuşattılar, şehri ele geçiremeyince kuşatmayı kaldırıp Halep çevresine çekildiler. Orada Tankred’in yolunu keseceklerdi ama Tankred akıllıca davranıp Kraldan yardım istedi. Kral Baudouin’de Bertrand’ı yanına alarak yardıma gitti. Haçlılar Asi Nehri’nde çadırlarını kurdular oradan Efami’ye gittiler sonrada Şeyzer’deki Türklere saldırmak için ilerlemeye başladılar. Türkler bunu duyunca çalılıklara gizlendi, sonra çalılıklardan kaçtılar ama ne savaşmaya ne de kaçmaya cesaret edebildiler. Türkler savaşmaktan kaçınca yiyecekleri olmayan Haçlılar ’da geri döndüler. Kral bir süre sonra hazırlıklarını tamamlayıp Sur’u kuşattı. Sur Kuşatması 4 ay sürmesine rağmen hiçbir şey elde edemeyeceğini anlayınca kuşatmayı kaldırdılar. İki kuşatma kulesi yaptırdı ama Müslümanlar bu kuleleri ateşe verince Baudouin’in umudu kalmadı ve Akka ’ya döndü.




Türklere Karşı Savaş ve Hıristiyanların Yenilmesi

Türkler yaz gelince güçlerini toplayarak Haçlılara saldırmak için Kudüs’e doğru yola çıktılar. Kral Baudouin’de bunu haber alınca yola çıktı. Türkler Jor ve Dan Akarsuları etrafındaki iki köprü arasına ordugâhlarını kurdular. Kral Baudouin köprüyü aştıktan sonra kendilerine saldıran 500 Türk’ü gördü diğer adamlarda Türklerin tuzaklarına çekildi. 2 bin Türk askeri aklandıkları yerden çıkarak Haçlı askerlerini bozguna uğrattı. Haçlılar bu yenilgiyi kendi günahlarına bağladı, Bozguna uğrayan Kral, Patrik ve askerler kaçmaya başladılar. 28 Haziran 1113’de Türkler Haçlıları dağıtmayı başardılar. Kralın yardımına Tankred öldükten sonra Antakya idaresine gelen Roger koştu.

Bu arada Türk komutan Mevdud, Dımaşk Emiri Tuğtekin ile akrabalık kurdu. Tuğtekin Suriye’den kalabalık bir ordu hazırladı. Yeni bir mücadele için Türkler ovaya Haçlılar ise Taberiye ’de bir tepeye yerleştiler. Türkler ovadan çıkmıyor Haçlılar ‘da saldırmaya cesaret edemiyordu. Fulcherius bir tarafı düzenbaz diğer tarafı ise korkak diye nitelemiştir. Türkler ovalardan çıkmaya başlayarak Haçlı arazilerini harap etmiştir. Nablus’a saldırmışlar ama ele geçirememişlerdir.




Bu sırada Askalanlılar bu durumu fırsat bilerek Kudüs’e ilerleyerek surlardaki Haçlıları yaralamışlardır. Haçlıların hasatları solmuş, dalgalardan dolayı denizden balık tutamamışlar, deprem dolayısıyla yıkılan surların onarılması gibi birçok sıkıntı çekmişlerdir. Türkler Haçlıları yenmek için uğraşırken Haçlılara gelen yardımla orduları büyümüştür. Türkler de Dımaşk’a çekilmişlerdir. Mevdud Dımaşk ’ta bir Müslüman tarafından öldürülmüştür.

Haziran 1115’de Türkler Suriye’ye girip Şeyzer’de kamp kurmuş, Dımaşk Atabeği Tuğtekin ise Türklerinde Hıristiyanlardan aşağı kalır yanı olmadığını anlayıp, yok edilme korkusuyla Baudouin ve Roger ile anlaştı. Türkler Kral’ın ordusunu Dımaşklılar ve Antakyalılar sanıp savaşmaktan korkup saklandılar. Kral Türklerin kaçtığını düşünüp Tripoli’ye döndü.

Askalanlılar ise Kudüs’te asker olmadığını fark ederek Yafa’yı denizden ve karadan kuşattılar. Askalanlıların saldırılarını surlardaki Haçlı muhafızlar geri püskürtüyordu. Planlarını gerçekleştiremeyen Askalanlılar Kudüslülerin Yafa ‘ya yardıma geleceğini düşünüp geri çekildiler. 22 Ağustos’ta Askalanlılar ani saldırıyla Haçlılara saldırmak için tekrar Yafa‘ya geldiler ama Haçlılar onların çoğunu katlederek atlarına el koydu. Sağ kalan Askalanlılar ölülerini alarak geri çekilmek zorunda kaldılar.




Antakyalılar ve Türkler Arasında Savaş

Kral Baudouin Tripoli’ye döndükten sonra Türkler Suriye’de dolaşıp kaleleri ele geçirip buradaki köyleri yağmaladılar ve ele geçirdikleri esirleri götürdüler. Antakyalılar ise bunun üzerine harekete geçerek Sermin’de Türklerle savaştılar. Türkler hızlı ok atışına başlasalar da Haçlılar galip geldi, Türkler bir süre direnmeye çalıştılar ama sonrasında kaçmak zorunda kaldılar.

1115’de Kral Baudouin Kudüs’e yakın bir dağın üzerinde güçlü bir dağ inşa ederek buraya Montreal adını verdi. 1116 yılında bu dağı ziyaret ettikten sonra Kızıldeniz’e kadar giderek yeni keşiflerde bulundu. Kudüs’e gittikten sora gördüklerini herkese anlatmıştır.

1117’de çekirge sürüsü Kudüs’te bahçeleri ve ağaçları yok etti. Sonra sırasıyla ortaya çıkan ay ve güneşle ilgili hareketlerin kötülüğe alamet edeceği düşünülmüş. Hatta en son ortaya çıkan Güneşteki alametlerin bazı insanların seneye öleceğine işaret olduğu söylenmiş. Gerçekten de Papa Pascal ocak ayında, Kral Baudouin Nisan ayında, Kudüs Patriği Arnulf ve İmparator Aleksios 1118 yılında hayatlarını kaybetmişlerdir.

Kral Baudouin 1118 Mart ayında Faramia şehrine saldırıp burayı yağmaladıktan sonra Gihon Nehri civarında eski bir yarası nüksetmiş ve hastalanmıştır. Kudüs’e dönmeye karar verilmiş onun için tahtırevan yapılmış. Kudüs’e giderken yol üzerinde Laris köyünde Baudouin ölmüştür, bedeni çürümesi diye bağırsakları çıkarılarak tuzlanmıştır. Baudouin’in cenazesi Kudüs’te karşılanmış geleneklerine uygun şekilde dini merasimle kardeşi Godefroi’nin yanına Kutsal Mezar Kilisesi Şapeli olan Golgotha’ya gömülmüştür.






[1] Daimbert öncesinde Baudouin’in kral olmasını istememiş ama Baudouin Krallık tacını giymeden önce Müslümanlara karşı kazandığı zafer herkes gibi Daimbert ’in de gözünü korkuttuğu için Kral ile uzlaşmak zorunda kalmıştır. Runciman, Stevan, Haçlı Seferleri Tarihi II, 2008, s. 58.

[2] Bohemund’u esirden kurtaran ise 1101 Haçlı Seferi ile gelen komutanlardan Lombard’dır. Demirkent, Işın, I.Kılıç Arslan, 2014, s.39.




YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

You cannot copy content of this page