Sekülerizm ve Laiklik

Anglosakson dünyanın kullandığı, bugün de giderek yaygınlaşan ve küresel çapta benimsenen “sekülerlik” kavramının yanında, Fransız Devrimi kültürü tarafından öne çıkartılan “laiklik” kavramı, günümüzde kısmen de olsa farklı anlam alanlarına münhasır kılınıyor. Sekülerlik, din karşıtlığından çok, “dinden yoksunlaşma”, yani dinin anlam kaynağı olmaktan çıkması sayılır. Laiklik ise, daha başlangıçta bir din karşıtlığına imada bulunan ve din ile devletin ayrılığı ilkesini ifade eden bir kavramdır.

Modernistlere göre sekülerizm; insanın, toplumun dünyanın, dinin kısıtlayıcı bağlarından kurtarılmasıdır. Bu kavram, köken olarak eski Grek dünyasına ait olsa da, daha sonraları, din adamları sınıfından oldukları halde, inzivaya çekilmeyi gerektiren manastır hayatını tercih etmeyenleri anlatmak için kullanılmaya başlanmıştır.

Bu kavram, dine dayalı olan mahkemeler ile seküler mahkemeleri birbirinden ayırmada da kullanılmaktadır.
İslam’dan bir sekülerleşme kuramı çıkarmak aslâ mümkün değildir. İslam’ın kendi bütüncül yapısı içinde bunun iki önemli sebebi vardır. Birincisi, bütün berraklığı içinde İslam’ın “tevhid” ilkesidir; bu anlayış, müslümanın zihnini ve hayatını her türlü ikiciliğe kapalı tutar. İkincisi ise, aziz Peygamber’in bize bıraktığı “sünnet”tir; bu da, iman’ın hayata geçirilmesinde her türlü bidatı temizlemeye imkan sağlar. Buna rağmen, müslümanların İslam’ı anlamaya ve uygulamaya çalışırken, bunu sekülerleşmeyen bir zihinle yapamayacakları konusunda elimizde herhangi bir teminat yoktur. Çünkü sekülerleşme, müslüman toplumların modernleşme süreçlerinde karşı karşıya kaldıkları, çatışma meydana getiren en büyük sorunlardan biridir.
(Abdurrahman Arslan, Yeni Bir Anlam Arayışı, Bilge Adamlar-2013)

Yazan ve nakleden: Şeref Aziz TAHA

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın