Eve Dönüş




Genel olarak dünyada, özel olarak da endüstriyel Batı dünyasında evliliğe, dolayısıyla “aile”ye olan inancın tükenme eşiğine geldiğini yaşayarak görmekteyiz. Aile artık koruyucu bir bütünlük olmaktan çıkmış, sıkıntısına dayanılamayacak, yükü taşınamayacak, kendi yapısı içinde barındıracağı umut edilen insanları bir arada tutamayacak hâle gelmiş durumdadır. Aile, dinin yapılmasını istediği şeylerin bir müdahale olmaksızın gerçekleştirilebileceği bir yer olduğu için, verili bir öneme sahiptir ve insanoğlunun değişime en çok direnen parçasıdır.

Günümüzde yaşanan süreç artık ne Batı’ya ait bir meseledir, ne de sadece ahlakın bozulmasının bir neticesi olarak görülebilir. Hele bu bozulmayı, bugün bizim toplumumuzda da yapılmaya çalışıldığı gibi, aileyi “koruyarak ve kollayarak” düzeltmenin mümkün olmayacağı bilinmelidir. Çünkü insanoğlunun tarihinde din, ahlak ve aile, yasaların gücüyle değil, kendilerine inanan insanların gösterdikleri çabalarla korunmuşlardır.



Günümüz aile “modeli”, on dokuzuncu yüzyılla başlayan endüstriyel dönem içinde şekillenmiştir. Seçilmiş olan hayatın; üretim, tüketim ve toplumsal örgütlenme biçiminin, kendisine uygun bir aile modeli oluşturacağı doğal karşılanmıştır. Dolayısıyla, şimdilerde şahit olduğumuz ailenin tükenişini, daha önce evvelâ erkeğin, sonra da kadının, yeni endüstri toplumunda almış oldukları görev ve edindikleri yeni toplumsal rollerle beraber, yürürlükteki hayat tarzının bütünlüğü içinde anlamaya çalışmak, bizi daha isabetli neticelere götürecektir.



Yeni endüstriyel dönem, sürdürülmekte olan toplumsal faaliyetin tamamen iş, üretim ve uzmanlık olarak algılandığı, yani herşeyin “ticarileştiği” bir zaman dilimidir. Endüstriyel hayat, erkeği yetmezmiş gibi, kadını da kendi üretim kadrosuna katmaya çalışmakta, evde kalmak isteyene de müdahale etmektedir.
Oysa bilinen her toplumda, hangi düzlemde olursa olsun, kadın ile erkek arasındaki farklılığa sürekli vurgu yapılmış ve bu durum, toplumsal düzlemde tezahür ettirilmiştir. Ne var ki, endüstriyel uygarlık, günümüzde bu farklılığı ortadan kaldırarak, farklı cinsiyetleri roller bağlamında eşitleştirmiştir.




(Abdurrahman Arslan, Yeni Bir Anlam Arayışı, Bilge Adamlar-2013)

Yazan ve nakleden: Şeref Aziz TAHA

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın