İslamiyet Öncesi Araplarda Ekonomik Yapı

14.08.2020
İslamiyet Öncesi Araplarda Ekonomik Yapı




YAZAN VE HAZIRLAYAN: EDA ÇELİK-ALİMSÖZLÜK

Arap Yarımadası’nda ekonomik hayat iklim, coğrafya ve toplumsal yapıya bağlı olarak zaman zaman değişmekle birlikte gene olarak tarım, hayvancılık ve büyük ölçüde ticarete dayanmaktadır.

Arap Coğrafyasında hâkim nüfus olan Bedeviler tarım ve zanaat alanlarını hakir görerek daha çok hayvancılık ve ticaret ile meşgul olurken yerleşik olan Hadariler şartlar uygun olduğu ölçüde tarım ve ticaretle uğraşıyorlardı.

Zanaatkârlık olarak; terzilik, demircilik, şarap üreticiliği, marangozluk dokumacılık da yapılmaktaydı.  Medine, Taif ve Yemen gibi Yahudilerin bulunduğu bölgelerde banker ve tefeciler de bulunmaktaydı.[1]




a.      Tarım

Arap Yarımadası tarım olanaklarının son derece kısıtlı olduğu bir bölgedir. Bölge genellikle çöl ve bozkırlarla kaplıdır. Buranın halkı daha çok göçebe bir hayat sürmektedir. Bölgede kıtlıklar sıklıkla görülmekte ve üç-beş senelik devreleri bulmaktadır.

Yağışlar istikrarsızdır. Durum böyle olunca Arap Yarımadasında biraz su olan her yerde sebze ve hurma yetiştiriliyordu. Necid bölgesi buğday, Taif bölgesi üzüm yetiştirmeyle ünlenmiştir. Özellikle Taif Mekke’nin önde gelenlerinin sayfiye yeridir. Kureyşlilerin pek çoğunun Taif ’de toprağı bulunmaktadır.

Başta üzüm olmak üzere Akdeniz’e ait şeftali, incir gibi meyveler burada yetişir. Mekke’nin sebze ve meyve ihtiyacını Taif karşılamaktadır. Medine’nin iklimi hoş, toprağı verimlidir. Şehrin en önemli tarım ürünü olması nedeniyle Medine halkı hurma ziraatında önemli derecede tecrübeye sahiptir. Hurma ziraatının yanında buğday, arpa ve pancar da Medine’de yetiştirilen ürünler arasında yer almaktadır.[2] Mekke ise Taif ve Medine’den farklı olarak tarım imkânı olmayan bir şehirdir.




b.      Hayvancılık

Şehirlerin dışında kalan bölgelerde yaşayan Arap halkının geneli hayvancılıkla geçinen ve göçebe bir hayat süren bedevilerden oluşmaktaydı.

Yerleşik halk ise genel olarak tavuk gibi kümes hayvanları beslemekle uğraşırdı ama hayvancılık büyük çoğunlukla bedevilerin uğraşı ve geçim kaynağı olarak bilinmektedir. Yağmurlar ve iklim koşulları bedevilerin yaşam şeklini hayvancılık alanında çok etkilemektedir.

İlkbahar bedeviler ve hayvanları için bolluk mevsimidir. Yaz ise en zorlu mevsimdir, cehennemi andırır. Baharın bitirdiği otları kurutur, suları buharlaştırır, bedevi kendisi ve hayvanları için su ve yiyecek bulmak üzere göç eder.[3]

Tarıma elverişli arazilerin çölde yaşayan nüfusu besleyecek miktarda olmaması veya kuraklık ve benzeri tabi afetlerin ürün kıtlığına ve yokluğuna sebebiyet vermesi bedeviler arasında hayvancılığın özellikle deve, keçi ve koyun yetiştiriciliğinin gelişmesine şehirli nüfus arasında ise ticaretin gelişmesine yol açmıştır.




c.       Ticaret

Arap Yarımadası’nda yer alan şehirlerin hemen hepsinde canlı bir ticari hayat söz konusuydu.[4] Arap Yarımadası içerisinde ticaret yolları üzerinde stratejik bir noktada bulunması bölgenin ticaretini kolaylaştırmaktaydı. Arap Yarımadası, en eski tarihlerde bile dünya ticaret tarihinde önemli bir merkez konumunda olmuştur.

Bölgenin coğrafi yapısı, ticarî faaliyetler açısından oldukça elverişli bir konuma sahiptir. Bu durumda bölge halkı, ticarî faaliyetlere oldukça büyük önem vermiştir. Ayrıca halk durumu fırsata çevirmeyi iyi becerebilmiş, çeşitli zaman ve mekânlarda birçok pazarlar, panayırlar kurmayı adet edinmiş, bazı dönemleri de haram ayları ilan ederek ticareti daha da canlı bir şekilde devam ettirmeyi sağlamışlardır.[5]

Cahiliye Dönemindeki ticari faaliyet, Kâbe ve diğer kutsal yerler ziyaretiyle ilgili olarak teşekkül eden panayırlar yoluyla yeni bir mahiyet daha kazanmıştır. Hicaz bölgesinin ticari faaliyet bakımından en önemli şehirleri Mekke ve Taif ‘ti Mekke’nin ticari hayatta ayrı bir yeri olduğunu belirtmek gerekir. Güney ve Kuzey Arabistan’ı birbirine bağlayan Baharat Yolu üzerinde yer alması ve Araplar arasında İbrahim (as)’in oğlu İsmail’den beri kutsal bir mekân olarak görülmesi sonucu Mekke ticarette diğer şehirlere göre hatırı sayılır bir başarı elde etti.[6]

Cahiliye dönemi Arapları, tüm ticarî faaliyetlerinde bölgenin tamamında geçerliliği bulunan Bizans’ın Dinarları ve Sasanilerin Dirhemlerini kullanmışlardır. Kendilerine ait bir paraları olmamıştır.[7]




d.      Panayırlar

Panayırlar Arapların ticareti daha etkili kılmak için yapmaya başladıkları bir uygulamadır. Ticaretin gelişmişliğini Yarımadanın her yerine dağılmış pazarlar göstermektedir. Arap Yarımadası’nda, senenin belirli mevsimlerinde düzenli olarak irili ufaklı çok sayıda pazar kurulmaktadır. Bu pazarlar ile farklı bölgelerden gelenlerle alışveriş yapılırdı. Mekke ve Kâbe’ye hem ticaret hem de kutsal vazife için gelen tüccarların güvenliğinin sağlanması için Haram Ayları uygulaması başlatıldı. Bununla birlikte bu aylarda savaş olmayıp barış ortamı sağlanır ve bölgeye gelenler güvenli bir şekilde ticaretini yaparlardı.

Arabistan yarımadasında özellikle hac mevsiminde panayırlar peş peşe kuruluyordu. Buralarda ticarî, toplumsal ve kültürel etkinlikler gerçekleştirilir, mallar takas edilir, hısımlıklar kurulur, antlaşmalar yapılır, ihtilâflar çözüme kavuşturulurdu. Panayır yeri olarak genellikle yolların kesiştiği tarafsız bölgelerdeki uzun görüş mesafesine sahip alanlar seçilirdi.[8]   Arapların oluşturduğu panayırlar ise şunlardır: Dûmetü’l Cendel Pazarı, Muşakkar Panayırı, Suhar Panayırı, Debâ Panayırı, Şıhr Panayırı, Aden Panayırı, Sana Panayırı, Râbiye Panayırı, Ukaz Panayırları, Mecenne Panayırı, Zülmecaz Panayırları, Natat Panayırı, Hacer, Busra ve Ezruat Panayırları, Bedir ve Hubâşe Panayırları’dır.[9]

Bu panayırlardan en bilineni Ukaz Panayırıdır. Ukaz, diğer Arap pazarlarında bulunmayan bir takım özelliklere sahipti. Bunlardan biri Yemen hükümdarlarının Arapların en asillerini tanıyarak dostluk kurmak amacıyla pazara iyi bir kılıç, bir elbise ve hızlı bir at göndererek burada “Arapların en asilinin alması gereken şey budur” diyerek sattırmasıdır. Ukaz’ın bir başka özelliği hatip ve şairlerin söz alarak kabilelerini ve vasıflarını zikrettikleri meclislerin kurulmasıdır. Bir kabileye ve bir kimseye ihanet eden kimseler de Ukaz panayırında duyurulur ve bunlarla ilişkinin kesilmesi istenirdi.[10]





YAZAN VE HAZIRLAYAN: EDA ÇELİK-ALİMSÖZLÜK

KAYNAKLAR:

[1] Muhammed Hamidullah, İslam Peygamberi, c.1-2(çev: Mehmet Yazgan), Beyan Yayınları, İstanbul, 2004,  s.785.

[2] Bal, Faruk, Çölün Ekonomisi, Medeniyet Üniversitesi, Akademik Orta Doğu, cilt 9, sayı 1, İstanbul, 2014, s.101.

[3] Bal, Faruk, Çölün Ekonomisi, Medeniyet Üniversitesi, Akademik Orta Doğu, cilt 9, sayı 1, İstanbul, 2014, s.101.

[4] Muhammed Hamidullah, İslam Peygamberi, c.1-2(çev: Mehmet Yazgan), Beyan Yayınları, İstanbul, 2004, s.784.

[5] Şimşir, Mehmet, Cahiliye Dönemi Araplarında Para ve İlk İslam Paralarının Tedavüle Giriş Süreci, Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, cilt 9, sayı 18, 2017, s. 272.

[6] Çağatay, Neşet, İslam’dan önce Arap Tarihi ve Cahiliye Çağı, A.Ü. İlahiyat Fakültesi Yayınları, cilt XX, Ankara, 1957, s.140.

[7] Şimşir, Mehmet, Cahiliye Dönemi Araplarında Para ve İlk İslam Paralarının Tedavüle Giriş Süreci, Uluslararası Tarih ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, cilt 9, sayı 18, 2017, s.273.

[8] Kallek, Cengiz, ‘Pazar’, TDV İslam Ansiklopedisi, cilt 34 s.195.

[9] Sarıcık, Murat, Cahiliye Döneminde Arap Yarımadası Panayırları, SDÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı 31, 2013, s.111-129.

[10] Bal, Faruk, Çölün Ekonomisi, Medeniyet Üniversitesi, Akademik Orta Doğu, cilt 9, sayı 1, İstanbul, 2014, s.110-111.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

You cannot copy content of this page