Seküler Dünyada Müslümanlar

13.08.2020
Seküler Dünyada Müslümanlar

Müslüman dünya, 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, Batı’dan gelen kuvvetli meydan okumayla karşı karşıya kalmıştır. Müslümanlar bu projeye katılmamak için direnmişler, fakat bu yeni dünyanın bir parçası olmaktan kurtulamamışlardır.
Müslümanların çözüm arama çabaları, yine modern dünyanın meyvesi olan iki olgu tarafından şekillenmiştir: teknoloji ve sekülerizm/laiklik. Bu çabayı, çözüm olarak tercih ettikleri yöntem sebebiyle iki gruba ayırabiliriz.




Birincisi, bütün toplumun radikal bir şekilde değişmesi gerektiğini savunmakta ve ve “laik” bir çizgiyi temsil etmektedir. Osmanlı’da 2. Mahmut ile başlayarak Cumhuriyet’e uzanan süreçte devam eden bu çizginin özelliği, önceliği “biçim”e vererek, toptan bir değişim yapmak istemesidir. Ne var ki bu tutum, öngördüğü değişim tarzından dolayı, halk tarafından tepkiyle karşılanmış ve bunun için halka baskı yapmak zorunda kalmıştır. 2. Mahmud’un diğer isminin “Gavur Padişah” olmasının sebebi budur. Bu tercih, toplumun, modernleşme süreçlerine katılmak istemeyerek direnç göstermesine neden olmuştur.

İkincisi, 2. Abdülhamid ile başlayan, Özal ile kendisini kuvvetli bir şekilde hissettiren, şimdilerde ise “muhafazakar demokratlar” tarafından devam ettirilen süreçtir. Bu çizginin belirleyici özelliği, moderniteyi gelenek/din içinde üretmek istemesidir.




Modernleşmede seçilen bu yola örnek olarak Japonya ve isimleri son zamanlarda sıkça dile getirilen Uzakdoğu “kaplanları” verilebilir. İslâm dünyasında modernitenin aktarımına baktığımızda; toplumsal tepkileri en aza indiren, bundan dolayı da katılımı kolaylaştırıcı yolun, “biçim”in korunmasına öncelik veren yol olduğu anlaşılmaktadır.
(Abdurrahman Arslan, Yeni Bir Anlam Arayışı, Bilge Adamlar-2013)

Yazan ve nakleden: Şeref Aziz TAHA




YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

You cannot copy content of this page