Fetönün Terör Örgütü ilan Edildiği Tarih ve Fetö Yargılamaları

En genel anlamda da, 17-25 Aralık’tan sonra terör örgütü ve 15 Temmuz’dan sonra silahlı terör örgütü FETÖ olarak adlandırılan bu örgütün gerçek yüzü tam anlamıyla 17 25 Aralık sürecinde ortaya çıkmış ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, 17 Aralık 2013 tarihinden itibaren ‘devlet içerisinde yasa dışı illegal örgüt’ olarak tanımladığı ve ‘Paralel Yapı’ ifadesiyle belirttiği Feto ile ilgili dava sürecleri halen devam ediyor. Açılan soruşturmalarla ilgili Yargıtay 16. ceza dairesinin 9 maddede feto terör örgütü açıklaması aşağıda sunulmuştur.

Türkiye genelindeki darbe girişimi ve FETÖ üyeliği ile ilgili davaların tümünün temyiz incelemesini yapan Yargıtay 16. Ceza Dairesi, bugüne kadar verdiği kararlarla örgüt üyeliği kavramını ve verilecek cezaların ayrıntılarını net bir şekilde belirledi.

Yargıtayın terör, örgütlü suçlar, anayasayı ihlal gibi suçlara bakan 16. Ceza Dairesinde, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminin ardından açılan Türkiye genelindeki tüm davaların temyiz incelemesi yapılıyor. Bu kapsamda FETÖ üyeliği suçundan yapılan yargılamalarda içtihat haline gelen kararlara imza atan Daire, bu suçlarla ilgili ayrıntılara da gerekçeli kararlarda yer verdi. İşte 9 soruda belirlenen hususlar.

9 başlıkta FETÖ yargılamaları

9 başlıkta Yargıtay 16. Ceza Dairesi kararlarındaki “terör örgütü-örgüt üyesi-örgüte yardım-sempatizan-suç tarihi” kriterleri:

1- Darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz’dan önce örgütün terör örgütü ilan edilmesi ceza verilmesi için gerekli mi?

Örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından suç tarihinden önce bir terör örgütü kararı verilmesine ihtiyaç yoktur.

2- Örgütün gerçek amacını bilen mensuplarının hukuki durumu nasıl değerlendirilmeli?

Kuruluş amacı silahlı ya da silahsız yöntemlerle suç işlemek olan, bu amaç ve yöntemlerini açıkça deklare eden ya da örgüt faaliyeti kapsamında işlenen bu durumu açıkça bilinen örgütlere üye olan veya bu örgütlere bilerek yardım edenlerin kusurluluğunda tartışılacak bir husus bulunmamaktadır.

3- Yedi katman halinde çalışan örgütün kaçıncı tabakasındakilerin cezai sorumluluğunda tereddüt yoktur?

Örgütün amaç ve yöntemlerini bilen örgüt mensuplarının örgütteki konumları gözetilerek cezalandırılacağı açıktır. Örgütlenme piramidine göre üç, dört, beş, altı ve yedinci tabakalarda bulunan örgüt mensuplarının bu durumda olduklarının kabulü gerekir.

4- Örgüt, eğitim ve ahlak hareketi olarak algılanmış olabilir mi?

Önce dini bir kült, ardından bir terör örgütü haline dönüşen, eğitim-öğretim faaliyetleri, sivil toplum ve meslek kuruluşları, yerel ve uluslararası ticari işletmeler, basın-yayın medya organları gibi legal yapılar, Abant toplantıları, Türkçe olimpiyatları benzeri organizasyonlar üzerinden oluşturulan sempatizan halkasından insan ve maddi kaynak devşiren FETÖ’nün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince böyle algılanması da toplumsal bir gerçekliktir.

5- Örgüte bilmeden katılanların hukuki durumu nasıl değerlendirilmeli?

Örgüte bilmeden katılanların, ceza kanununda benimsenen kusur ilkesi karşısında hukuki durumlarının belirlenmesi gerekir. Bir suç örgütü başından itibaren suç işlemek üzere kurulmuş illegal bir yapı olabileceği gibi legal olarak faaliyet göstermekte olan bir sivil toplum örgütünün sonradan bir suç örgütüne hatta terör örgütüne dönüşmesi de mümkündür.

Legal zeminde faaliyet gösteren, nihai amacın gizli tutulması nedeniyle açıkça bilinmeyen yapılara dahil olan ya da yardım edenlerin bu suçların doğrudan kast ve özel saikle işlenebilen suçlar olduğu hususu da gözetildiğinde hukuki durumlarının kusurluluk ve hata bağlamında değerlendirilmesinde zaruret vardır.

6- TCK’nin hata hükümleri nasıl uygulanabilir?

Örgütün, silahlı terör örgütü olduğu gerçeğinin, örgütün kurucusu ve yöneticisi Fetullah Gülen hakkında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesince verilen ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararı ile kesinleşen beraat kararı da nazara alındığında özellikle örgütün sözde meşruiyet vitrini olarak kullanılan diğer tabakalardaki örgüt mensupları tarafından bilinip bilinmediğinin olaysal olarak toplanan deliller muvacehesinde TCK’nin hata hükümlerini düzenleyen 30. maddesi kapsamında değerlendirilmesi lazımdır.

7- Hata hükümleri uygulanırken neler göz ardı edilmemeli?

Bu değerlendirme yapılırken, 2012 yılı ve sonrasında örgüt mensubu kamu görevlileri tarafından yapılan operasyonlar gibi örgütün nihai amacını açıkça ortaya koymaya başladığı sansasyonel olaylar sonrasında, Milli Güvenlik Kurulunun 30 Ekim 2014, 29 Nisan 2015 ve 26 Mayıs 2016 tarihli toplantılarında alınan ve kamuoyu ile paylaşılan kararlarda sözde “hizmet hareketi” adlı, legal görünümlü illegal yapının, paralel bir devlet kurma amacında olan, devletin varlığına ve anayasal düzenine karşı ciddi tehdit oluşturan bir örgüt olarak kabul edilmesi, aynı tespit ve açıklamaların devlet ve hükümet yetkililerince en üst düzeyde benimsenip, kamuoyuyla paylaşılması gibi olguların da göz ardı edilmemesi gerekir.

8- Örgütü hizmet hareketi zannedenlerin, cezai yönden sorumlu tutulmasında kriter nedir?

Örgütün birinci ve ikinci katmanında yer alanlar ile yardım edenlerin sorumlulukları kusurluluk ilkesi doğrultusunda belirlenmelidir. Yani bu yapıyı cemaat zannederek yer alanlar, ancak örgüt olduğunu ortaya koyan olaylar ortaya çıkmasından sonraki tarihlerde örgüte bağlılıkları devam ediyorsa cezai yönden sorumlu olacaklardır.

9- Örgütün gerçek amacını bilenler için suç tarihi bakımından milat var mı?

FETÖ’yü anayasal düzeni zorla değiştirmek için oluşturulan bir terör örgütü olarak kuran, yöneten veya örgütün gerçek amacını bilerek hiyerarşisine dahil olan için suç tarihi bakımından bir milat söz konusu değildir. Dava zaman aşımı süresince yargılanabilirler.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın