Perşembe , Aralık 12 2019
Ana Sayfa / Genel / İfade alma ve sorgu farkı

İfade alma ve sorgu farkı

Türk Hukuku  «ifade  alma»  ve  «sorgu»  arasında  önemli  bir  fark yaratmıştır:  “İfade  alma”,  suçlanan  kişinin  kolluk  kuvvetleri  ya  da savcı önünde yaptığı açıklamalardır (CMK 2/1-g). “Sorgu” ise, böyle bir kişinin hakim önünde açıklamalarda bulunmasıdır (CMK 2/1-h).

Devletin şüphelenmediği kişiye soru sorması da mümkündür. Buna “bilgi toplama” dır.

Kolluğun  savcıdan  emir  almadan  kendiliğinden  ifade alamaması

Kanunun kabul ettiği sisteme göre, kolluğun yapacağı bütün araştırma ve soruşturma işlemleri için C. savcısından her bir işlem için tek tek yazılı emir alması gerekir (CMK 161/2).

Bu nedenle, kolluk “kendiliğinden” tanık dinleyemez, şüpheli veya sanık ifadesi alamaz.

Ancak 6638  sayılı yasa  ile, PVSK‟nin 15  inci maddesine Polis, müşteki, mağdur veya  tanık  ifadelerini,  ikamet ettikleri yerlerde veya işyerlerinde de alabilir. Bu fıkranın kapsamı ile uygulanmasına ilişkin usul  ve  esaslar  İçişleri  Bakanlığınca  belirlenir,”  fıkrası  eklenmiştir.

CMK 161 gereğince, soruşturma evresinin sorumlusu C. savcısı olduğuna göre, bu hüküm öncelikle CMK‟ya aykırıdır. Kaldı ki mağdur sıfatıyla da olsa bir kişinin ifadesinin alınması için (zorunlu tıbbi zorunluluklar dışında) evine veya işyerine kolluğun gelmesi, toplumsal çevre açısından o kişi üzerinde olumsuz etki yapabilir. Ayrıca önemli bir delil olan tanık ifadesi, üçüncü kişilerin muhakeme konusu olayla ilgili olarak  beş duyuları  vasıtasıyla  sahip oldukları bilgileri, C.  savcısı, hakim veya mahkemeye anlatmaları demek olduğundan (CMK 43/5), tanık  ifadesini  alma  yetkisinin  kolluğa  verilmesi  CMK‟nin  ruhuna aykırıdır.

Her  ne  kadar  PVSK  15/1‟de  “Polis,  yaptığı  tahkikat  esnasında ifadelerine müracaat  lazım  gelen  kimseleri  çağırır  ve  kendilerine  lüzumu olan şeyleri sorar” denilmekte ise de, bunu “bilgi alma” şeklinde anlamak gerekir.

Kimlik Tespiti

Kanuna  göre,  her  ifade  ve  sorguda  kişinin  kimliğinin  tespiti  zorunludur  (CMK 147/1-a). Kişi susma hakkına sahip  ise de, kimliğine ilişkin soruları doğru olarak yanıtlamak zorundadır.

Kişi  kimliğini  açıklamazsa,  Kabahatler  Kanunundaki  “kimliği bildirmeme  kabahati”  (KK  40)  oluşur. Bu  halde  öncelikle  idari  para cezası verilir ve “tutularak” durumdan derhal C. savcısı haberdar edilir. Bu kişi, kimliği  açık  şekilde anlaşılıncaya kadar, gözaltına alınır, gerekirse tutuklanır (KK 40). Kişinin kimliğinin belirlenmesi halinde, gözaltı veya tutuklama haline derhal son verilir.

Şayet şüpheli “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgileri” vermiş ise, o zaman, TCK‟daki “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması”  başlıklı  268/1‟deki  suçu  işlemiş  olur  ve  iftira  suçuna ilişkin hükümler ile cezalandırılabilir.

Kimliğin  saptanmasında;  adı,  soyadı,  TC  kimlik  numarası,  ana baba adı, doğum tarihi, nüfusa kayıtlı olduğu yer, okur-yazarlık ve sabıka durumu, uyruğu, yerleşim yeri ve diğer  irtibat  adresleri  sorulur.

Bunun yanında,  işi, aylık geliri, medeni hali, varsa çocuk sayısı gibi, cezanın kişiselleştirilmesine etki edecek ekonomik sorular da sorulur.

Fizik kimliğin  tespiti  ise, sadece kimliği belli olmayan şüpheliler hakkında kabul edilmiştir (CMK 81).

Suçlamanın bildirilmesi

Suçlamayı (isnadı) öğrenme savunma hakkının en  temel unsurlarındandır.  Bundan  ötürü  şüpheliye  soru  sormadan  önce,  kendisine yükletilen suç anlatılır (CMK 147/1-b).

Burada önemli olan,  yüklenen fiilin ayrıntılarının da açıklanmasıdır. İyi bir ifade alma ya da sorgu, kişiye suçlandığı olay açıklandıktan sonra, bu olayı anlatmasına fırsat verilen biçimde yürütülen ifade veya sorgudur. Kişi olayı anlattıktan sonra, kendisine aydınlatıcı soruların sorulmasına engel bir kural da yoktur.

Müdafiden yararlanma hakkının bildirilmesi

Şüpheli  veya  sanığın  soruşturma  ve  kovuşturma  evrelerinin  her aşamasında  müdafiin  hukuki  yardımından  yararlanma  hakkı  vardır (CMK  149).  İlgiliye  bu  hak  anlayabileceği  bir  şekilde  bildirilmezse, kendini  veya  yakınlarını  suçlayıcı  beyanda  bulunabilir.  Bu  nedenle, ifade  öncesinde  hak  bildirmenin  önemi  büyüktür.  Şüpheli  kendisine müdafi seçebilir.

Şunu  hatırlatmakta  yarar görmekteyiz. Zorunlu müdafilik halleri dışında, müdafisiz olarak, kollukta alınan  ifadenin, hakim veya mahkeme önünde  şüpheli veya  sanık  tarafından doğrulanmadığı hallerde, bunların hükme esas alınması yasaklanmıştır (CMK 148/4).

Yakalandığını yakınlarına bildirme hakkının bildirilmesi

Kolluk  tarafından  yakalanıp  da  gece  eve  gelmeyen  bir  kişi,  aile içerisinde kaygıya sebebiyet verir. Bu nedenle bir kişinin devlet  tarafından yakalanarak gözaltına alındığının yakınlarına bildirilmesi Anayasal bir haktır (CMK 95, 147, Yakalama Yönetmeliği 8).

Susma hakkının bildirilmesi

Anayasaya göre, şüpheli veya sanığın “kendisini suçlamama hakkı”  vardır  (AY  38/5).  Bu  hakkın  kendisine  bildirilmesi  zorunludur (CMK 147/l-e, Yakalama Yönetmeliği 23-e).

Bu  hak  kişiyi,  kendi  aleyhine  suçlamada  bulunma  tehlikesinden korumak için kabul edilmiş, pasif bir haktır.

Bu habere de bakabilirisiniz

polis365.com

Seri Yargılama Usulü Nedir? (CMK 250)

Seri yargılama usulü, Cumhuriyet savcısının yürüttüğü soruşturma sonunda bazı suçlarda kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar …

Bir cevap yazın